Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/158 E. 2023/1818 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/158
KARAR NO : 2023/1818
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulması

Taraflar arasındaki ortak olunmadığının tespiti ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı şirket hakkındaki davanın usulden reddine, davalı gerçek kişiye yönelik dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin yurt dışında birçok ülkede yatırılan paraların istenildiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği garantisi ile müvekkillerinin davalı tarafa para verdiğini, ancak ödenen paranın bir türlü geri alınamadığını ileri sürerek taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine ve ödenen paranın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü süreden davanın reddi gerektiğini, şirkete sermaye olarak verilen paranın geri istenemeyeceğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu, dava hakkında kesin hüküm bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket hakkındaki davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket hakkındaki davanın usulden reddine karar verilmesinin ve davacıya kısmi ödeme yapılmadığı halde alacağın mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, ortada kesin hüküm bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirkete yönelik istinaf başvuru sebeplerinin esastan reddine, davalı … hakkındaki davanın 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanun’larda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7194 sayılı Kanun) 41 inci maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle davalı … yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına davalı gerçek kişiye yönelik dava hakkında 7194 sayılı Kanun kapsamında karar verilmesine yer olmadığına ve davalı şirket hakkındaki davanın usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı şirket vekili temyiz talebinde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket hakkındaki davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ortada kesin hüküm bulunmadığını, 7194 sayılı Kanun’un 41 inci maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına rağmen tekrar müvekkili şirket hakkında hüküm kurulmasının ve şirket hakkındaki davanın usulden reddine karar verilmesine rağmen şirket lehine vekâlet ücreti verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın düzeltilerek onanmasını veya bu talebin kabul edilmemesi halinde kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında geçerli ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın iadesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 41, 55 ve 60 ıncı maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 321 ve 336 ncı maddeleri

2. 7194 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı şirkete yönelik istinaf itirazlarının reddine karar verilmiş ve davalı … yönünden 7194 sayılı Kanun’un 41 inci maddesinin uygulanması gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş ve davalı şirket hakkında da tekrar davanın usulden reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararında davalı şirket hakkındaki davanın usulden reddine karar verilmiş olması nedeniyle davalı şirket lehine 2.725,00 TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince de yeniden kurulan hükümde bu şekilde davalı şirket lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin tüm, davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalı şirket vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (C) bendinde yer alan 6 ncı maddeden sonra gelmek üzere “7. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 2.725,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı şirkete iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY

Dava, şirket ortağı olunmadığının tespiti ve davalı şirkete verilen paranın iadesi talebine ilişkindir.

Ancak, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 41. maddesinde 25/03/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ”31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 06/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/06/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun’un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.

Somut uyuşmazlıkta, dava 06.08.2013 tarihinde açılmış olup 7194 sayılı yasa yargılama sırasında yürürlüğe girmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, davalı şirket aleyhindeki davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş,

Davacı vekilinin davalı şirkete yönelik istinaf kanun yolu başvurusu esastan red edilmiş,

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda red edilmiş olup, çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Davalı şirketin 7194 sayılı yasa kapsamında bulunduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Yasanın 41 maddesinde kanun yolu incelemesindekiler dahil tüm derdest davalarda karar verilmesine yer olmadığına dair karar verileceği düzenlenmiştir.

Yasa gerekçesi ve getiriliş amacı da dikkate alındığında, tüm derdest davalar yönünden başkaca hiçbir araştırma ve incelemeye gerek kalmaksızın karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.

Zira, kapsamına giren şirketler yönünden yasa, davacıyı ortak kabul etmiş olup, yasa hükmüne rağmen yargılamaya devamla artık başkaca bir karar verilmesi mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesince 7194 sayılı Yasanın 41 inci maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmek üzere davacının temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacının temyiz isteminin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.