Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/1740 E. 2024/160 K. 10.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1740
KARAR NO : 2024/160
KARAR TARİHİ : 10.01.2024

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/356 Esas, 2022/1171 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Davanın reddi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 10.05.2002 tarihinde davalının yanında işe girdiğini, işe girerken kendisine boş senet imzalatılmak istendiğini, imzalamaması durumunda işten çıkarılacağının söylendiğini, bunun üzerine işe ihtiyacı olan müvekkilinin bu senetleri imzaladığını, davalı tarafından bu senetlerin icraya konulduğunu, senette imza dışındaki yazıların müvekkiline ait olmadığını, sonradan doldurulduğunu ileri sürerek … 9. İcra Dairesinin 2007/11849 E. sayılı dosyasında takibe konu senet ve ferilerinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş, 30.01.2013 tarihli dilekçesi ile; takip konusu yapılan senedin yıllar önce teminat amacıyla verdiği senet olduğunu düşündüğünü, ancak 2012 yılı Eylül ayında davalı tarafından daha önce yırtarım dediği ancak müvekkil davacının aradaki husumet nedeniyle davalı tarafın kendisine yalan söyleyerek takibe konu ettiğini düşündüğü bononun aslında gerçekten davalı tarafından imha edildiğini, davalı tarafın müvekkilin imzasını taklit ederek farklı bir bono düzenleyip … 9. İcra Dairesinin 2007/11849 E. sayılı dosyası ile icra takibine koyduğunu haricen öğrendiğini belirterek tam ıslahta bulunmuştur.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibine konu senedin teminat olarak verilmediğini, davacının müvekkiline olan borcu nedeniyle tanzim edildiğini, davacı ile müvekkili arasında ortak iş yapmaktan kaynaklanan alacak borç ilişkisinin olduğunu belirterek haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine ve davacının kötü niyetli olması nedeniyle %40 tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
Mahkemece 14.03.2013 tarih, 2012/365 E. ve 2013/94 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesince 24.04.2014 tarih, 2013/10420 E. ve 2014/7895 K. sayılı kararıyla davacı yanın ıslah dilekçesi üzerinde yeterince durulup bu yönde inceleme ve araştırma yapılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 04.12.2014 tarih, 2014/689 E. ve 2014/599 K. sayılı kararı ile önceki gerekçeler ile direnme kararı verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

D. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.04.2015 tarih, 2015/19-715 E. ve 2015/1153 K. sayılı kararıyla mevzuata uygun hüküm fırkası oluşturulmadığı gerekçesi ile direnme kararı bozulmuştur.

E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 19.11.2015 tarih, 2015/916 E. ve 2015/1021 K. sayılı kararı ile ıslah talebinin kötü niyetli olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

F. Üçüncü Bozma Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.02.2021 tarih, 2017/(19)11-1660 E. ve 2021/2 K. sayılı kararıyla davacının ıslahının kötü niyetli olduğuna dair davalının soyut beyanı dışında bir delil bulunmadığı, ayrıca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında icra takibinin durdurulmasına karar verilmesinin olanaklı olmadığı hususu da göz önüne alındığında yapılan ıslahın bu hâli ile yargılamayı uzatmaya yönelik olmadığı gerekçesi ile direnme kararı bozulmuştur.

G. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile grafolog bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarına itibar edilerek, davacının dava konusu bono sebebiyle borçlu olduğu, aksinin usulüne uygun yazılı ve kesin delillerle ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu senedin ön yüzünde biri açığa diğeri pul üzerine atılmış iki imza bulunduğunu, pul üzerindeki imzanın kullanılması teknik olarak mümkün olmadığından davalı tarafın sahte senet düzenlerken açığa atılmış imzadan yola çıkarak imzayı kopyaladığını, ATK raporunda bu hususa ilişkin hiçbir değerlendirme bulunmadığını, yine raporda karşılaştırma yapılan imzaların hangi sebeple farklı veya aynı kişinin … ürünü olduğuna dair gerekçe ve izahat bulunmadığını, ayrıca davalının siyasi iktidara yakın yöneticiler ile grift ilişkileri bulunduğunu ve bu durumun müvekkilinin adalet arayışında şüphe uyandırdığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72’nci maddesi.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.