YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1763
KARAR NO : 2023/2183
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/581 Esas, 2021/709 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/217 E., 2021/7 K.
Taraflar arasındaki anonim şirket hisse devrine dayalı alacak ve cezai şart davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ve davalıların Tarım Et A.Ş. ile Tarsu Tarım A.Ş.’nin ortak hissedarı olduklarını, davacıların yaşanan sorunlar nedeniyle Tarsu Tarım A.Ş.’nin tüm hisselerini davacılara devredilmesi ve Tarım Et A.Ş.’nin hisselerinin de davalılara devredilmesi ve bu şekilde tüm mal ve borç, paylaşımı yapılmak üzere 25.10.2008 tarihli protokolü yapmaya zorlandıklarını, bu doğrultuda imzalanan protokol gereği davacıların Tarsu Tarım A.Ş.’ nin bulunduğu İstanbul’a evlerini ve tüm yaşantılarını taşıdıklarını ancak davalıların protokole aykırı davranarak Tarsu Tarım A.Ş.’nin merkezinin İstanbul olması ve İstanbul’da faaliyet göstermesi yönünde alınan yönetim kurulu kararına yine davalıların riayet etmediklerini, bu durum üzerine Tarsu Tarım A.Ş.’nin merkezinin İstanbul’a taşınması ve vergi dairelerindeki işlemleri yapabilmek için vekâletname veya gerekli izinlerin verilmesi konusunda ihtarname gönderildiğini, davalıların protokolden vazgeçtiklerini ancak haklı nedenlere dayanmak için davacılara asılsız ihtarlar gönderdiklerini, protokolün her hükmüne ısrarla karşı koyduklarını, protokole göre davacıların ilk yükümlülüğünün Tarım Et A.Ş.’nin ruhsatının alınması olup ruhsat alındıktan sonra tüm hisse ve mal ayrımın yapılacağını, davacının tüm resmi daire gecikmelerine rağmen 15.12.2008’de ruhsatı aldıklarını, davacının ruhsatı alıp yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen davalıların hisse devri için hiçbir izni ve ruhsatı vermediklerini, davacıların buna rağmen … İnş. A ve B Blok, …bağı Çanaklı Çiftliğini devrettiklerini ancak davalıların Tarsu A.Ş.’nin devrini yapmadıkları için diğer devir işlemlerini yapmadıklarını, davalıların sürekli ihlallerini sürdürdüklerini, Tarım Et A.Ş. adına muvazaalı olarak akrabalarına borçlandıklarını, davacıların elinde bulunan Tarım Et A.Ş’nin araçlarına haciz işlemi uygulatarak bağlattıklarını, davalıların sözleşmeyi ihlal etmeleri nedeniyle cezai bedelin tahsili için dava ikame edildiğini belirterek protokol gereği mal ve hisse devri ile alacak ve borçların paylaşımını, Tarsu A.Ş.’nin şirket merkezinin İstanbul olarak hükmen tayinini, davalıların sözleşmenin telafisini imkansız hale getirmeleri nedeniyle sözleşmenin 4 üncü maddesi gereğince cezai bedele hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların talep ve iddialarının soyut ve hukuki temelden yoksun olduğunu, usul yönünden konu ve talep bölümlerinin açık ve anlaşılır olmadığını, dava değerinin belirtilmediğini, davaya konu protokolün iki taraflı sinallagmatik bir sözleşme olduğunu, protokolün her iki tarafa da eşit sorumluluk ve borç yüklediğini, davacıların protokolü ihlal ettiklerini, davacıların sorumluluklarını yerine getirmeden davalıların sorumluluklarını yerine getirmelerini talep ettiklerini, şirketlerin aile şirketi olduğunu, davalıların akrabalarına borçlanmaları iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacıların bahsettikleri borçlanmalardan dolayı haczedilen ve el konulan araçların davalılar uhdesinde kalması gereken Tarım Et A.Ş.’ye ait araçlar olduğunu, protokole dayanarak hem ifa hem de cezai bedel talep edilemeyeceğini, protokolün yetersiz hükümler içerdiğini, protokolün bu şekilde uygulanabilme olasılığının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince 2013/108 E.-2018-59 K. sayılı kararı ile davacının cezai şart talebine yönelik davasının … ve … yönünden husumet yokluğundan, davalı … yönünden esastan reddine, cezai şart dışında kalan taleplerinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nin 2020/1063 E.- 2020/1351 K. sayılı kararı ile dosya kapsamında davacıların kendi adına asaleten Tarsu Tarım ve Su ürünleri Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi’ni temsilen … ve …’nın … 10. Noterliğine Av…. adına 05 Şubat 2009 tarihinde vekâlet verdiklerine ilişkin genel vekâletnamenin ilk sayfasının mevcut olduğu, diğer sayfalarının eksik olduğu, bu nedenlerle davacılar vekilinin feragat yetkisinin bulunup bulunmadığının tespit edilmediği, sistemden yapılan araştırmada da taranmış tam vekâletnamenin bulunmadığı, davada temsil yetkisinin bulunmasının dava şartı olduğu, vekâletin eksik ya da yetersiz olduğu durumlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiğinin açık olduğu, davacının istinaf dilekçesinde de genel vekâletnamede feragatin yapılamayacağının istinaf sebebi olarak bildirilmiş olması ve ayrıca asillerin duruşmada feragat dilekçesini kabul etmediklerine ilişkin beyanlarını sunduklarını belirtmiş olmaları karşısında, Mahkemece bu oluşum dikkate alınarak öncelikle vekâletnamenin tamamının dosya arasına konularak özel yetki gerektiren feragat yetkisinin vekile verilip verilmediği, verilmiş olsa dahi asillerin istinaf sebebi yaptıkları duruşmada vekilin bu beyanını kabul etmediklerine yönelik beyanları bir bütün olarak değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerektiği işaret edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın işlem yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin sunduğu feragat dilekçesinden taşınmazların devrine yönelik talepten feragat ettiği, duruşmadaki beyanında da yine taşınmazların devrine yönelik talebinden feragat ettiği, 19.12.2017 tarihli celsede de davacı asillerin de vekillerinin beyanlarına katıldıklarını, şirket devirlerinin yapılmasını istediklerinin anlaşıldığı, vekâletnamesinde feragat yetkisi bulunduğundan taşınmazların değerine yönelik talebinin feragat nedeniyle reddine karar verildiği, davacının talep konusu yaptığı sözleşmede davalı …’un ve …’un imzaları bulunmadığı gerekçesiyle bu davalılara yönelik davanın da husumet nedeniyle reddine karar verildiği, yine sözleşmede Tarım Et Gıda Sanayi Tic. A.Ş. ile Tarsu Tarım ve Su Ürünleri yatırım A.Ş.’nin karşılıklı hisse devri yapılmasının kararlaştırıldığı, sözleşme kapsamındaki işlemlerin yerine getirilmemesi halinde cezai şart ödeneceğinin belirtildiği, sözleşmede sözleşme şartlarının yerine getirilmemesi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacıların sözleşmenin yerine getirilmesini aynı anda cezai şartında ödenmesine karar verilmesini talep ettikleri, aynı anda hem sözleşmenin yerini getirilmesini hem de cezai şartın ödenmesine karar verilmesini talep edemeyecekleri, asıl taleplerinin şirketlerin hisse devrine yönelik olduğu gerekçesiyle cezai şart ödenmesi taleplerinin de reddine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2011/1353 E.- 2012/8057 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere anonim şirket hisse devri için gerekli koşulların sağlanmadığı gerekçesiyle bu talebin de reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, 27.10.2020 tarihli istinaf kararının kararı kaldırma gerekçesinin tam olarak incelenmediğini ve işbu istinaf kararına aykırı davranıldığını, zira ilgi istinaf kararında açıkça yazdığı üzere, “Vekâletnamede feragat yetkisi verilmiş olsa dahi, asillerin, vekilin feragat beyanını duruşmada kabul etmediklerinin değerlendirilmesi” gerekmekte iken, mahkemece asillerin feragati kabul etmediklerine dair beyanlarının dikkate alınmadığını, mahkemece davacıların o dönemki vekili “duruşmadaki beyanında” feragat ettiğini belirtse de, hangi duruşmada böyle bir beyanı alındığına dair gerekli açıklamayı karara eklenmediğini, söz konusu 2013/108 E. sayılı dosyada görülen 35 farklı duruşma yapıldığını, hangi duruşmada vekilin “feragat” beyanı verdiğinin açıkça yazılması gerektiği, bu şekilde duruşmada açık bir feragat beyanına rastlanmadığını, dolayısıyla kararın ilgi kısmının dosya kapsamına uygun bulunmadığını, müvekkillerinin hiçbir zaman feragate onayı/rızası olmadığını, gerekçeli kararda, “19.12.2017 tarihli celsede de davacı asillerin de vekillerinin beyanlarına katıldıklarını, şirket devirlerinin yapılmasını istedikleri anlaşılmış” denmek suretiyle, davacı asillerin feragati istediklerini belirten bir gerekçe oluşturulduğunu, halbuki, 19.12.2017 tarihli duruşma zaptı incelendiğinde görüleceği üzere, davaya katılan davacılar vekilinin “bizim böyle bir feragatımız yoktur, davanın özü davaya konu yaptığımız protokolde bahsi geçen hisselerin devrine ilişkindir ve bu talebimizden feragat etmedik, müvekkillerimin böyle bir talebi ya da vekile verilmiş talimatı olmadığı gibi dosyanın içerisinde böyle bir feragat dilekçesi de görmedim” şeklinde beyanda bulunduğu, davacı asillerin de, aynı duruşmada,”vekilimin beyanına katılıyorum” dediklerini, vekilin ‘feragat etmedik’ beyanına, ‘katılıyorum’ şeklinde beyanları olduğunu, hatta aynı celsede müvekkili …’nın, şahsi beyanında da “protokol uygulanarak şirketlerin devri gerçekleşsin ve borcun yapılandırma imkanı sağlansın” dediğini, müvekkillerinin iradesinin protokolün uygulanması yönünde olduğunu ancak mahkemece, davalı asillerin işbu beyanını tamamen farklı yansıtarak kararına haksız ve gerçeğe aykırı şekilde gerekçe yaptığını, kararın kabul edebilir yanı bulunmadığını, davalılar … ve … yönünden husumetten red kararı verilmesinin de doğru olmadığını, sözleşmede her ikisinin de imzasının bulunduğunu ve sözleşmeye konu şirket ortakları olduğunu, yine Mahkemece hisse devri ve cezai şart taleplerinin esastan reddine yönelik olarak verilen kararın gerekçesiz ve eksik incelemeyle oluşturulduğunu, bir yargı kararının gerekçesiz olmasının adil yargılanma hakkının ihlalini oluşturacağı gibi yetersiz bir gerekçenin de aynı sonucu doğurabileceğini, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda anonim şirketlerde hisse devri için herhangi bir şekil şartının öngörülmediğini, davalıların özgür iradeleri ile imzaladıkları sözleşmeye göre hisse devrini gerçekleştirmediklerini ve bu nedenle de cezai şarta hükmedilmesi gerektiğinin açık olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkeme kararı ve gerekçelerinin usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, anonim şirket hisse devrine dayalı alacak ve cezai şart istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 307 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, ortak oldukları şirketlerdeki payların ve şahsi mallarının tasfiyesi öngörülmüş, davacılar vekilince 02.04.2010 tarihli dilekçe ile diğer seçimlik taleplerden vazgeçilerek sadece cezai şart talep edilmiştir. Davadan feragat söz konusu değildir. Cezai şart 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 179-182 nci maddelerinde düzenlenmiş olup, somut olayda sözleşmede öngörülen cezai şart seçimlik cezai şart niteliğindedir. Seçimlik cezai şartta sözleşmenin ifasında kusurlu olan taraf cezai şart ödemekle yükümlüdür. Bu durumda davacıların cezai şart talebine ilişkin sözleşmedeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği ve şirket hisse devrinin gerçekleşmemesinde davalı tarafın kusurlu olup olmadığı hususu değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacılar vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.