YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1981
KARAR NO : 2023/2265
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/694 Esas, 2022/807 Karar
HÜKÜM : Kısmen Kabul
Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; … Bilgi Sistemleri İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin … Bilişim Teknolojileri İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından devralındığını, müvekkilinin davalı şirkete verdiği danışmanlık hizmeti karşılığında bir kısım faturaların düzenlendiğini, fatura bedelleri ödenmeyince davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkilinin tasfiye halinde olup tasfiye memuru atandığını belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2006 yılına ait muhasebe fişlerinde davacının davalıya hastane bilgi ve yönetim sistemine ilişkin danışmanlık hizmetleri ve teknik hizmetlerinin verildiğinin görünmesi, davacının ticari defter ve kayıtlarında talep konusu faturaların kayıtlı olması, davacının toplam 123.900,00 TL alacak talebini doğrulaması, davalının, verilen sürelere rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmaktan kaçınması karşısında, davacının fatura içeriğinde gözüken hizmetleri davalıya vererek 123.900,00 TL fatura bedeli alacağı ile bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere 42.049,38 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu, bu miktarlara ilişkin takip bölümüne davalı itirazının haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının takip dosyasına konu 123.900,00 TL asıl alacak ile 42.049,38 TL işlemiş faiz alacağına ilişkin itirazının iptaline, asıl alacağın %20’sine karşılık gelen 24.780,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı yönünden kesin, davalı yönünden istinaf yolu açık olarak verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz isteminde özetle; davalı şirketin tasfiyeye girdiği, …’nun tasfiye memuru olarak atandığının tescil ve ilan edildiği, dava öncesindeki dava şartı arabuluculuk görüşmelerinin de davacı ve davalı şirket tasfiye memuru tarafından vekil edilen avukat arasında gerçekleştirildiği, açılan davada davalı olarak “Tasfiye Halinde Eroğlu Bilgisayar Yazılım ve Destek Hizmetleri Ltd. Şti.- Tasfiye Memuru …” olarak gösterildiği, ancak dava dilekçesi ve eklerinin davalı şirket adresine tebliğ edilip iade edildikten sonra aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 35 inci maddesine göre tebliğ edilip 07.12.2021 tarihinde ön inceleme duruşması yapıldığı, daha sonra davalı vekilince sunulan 20.12.2021 tarihli dilekçeyle dava dilekçesinin tasfiye memuru yerine tasfiye halindeki şirket adresine usulsüz tebliğ edildiği ve 20.12.2021 tarihinde davanın öğrenildiği kabulüyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 127 nci maddesi uyarınca ek süre talebinde bulunulduğu buna rağmen mahkemece bu hususta bir değerlendirmede bulunulmadan yargılamaya devam olunup davalı yanın süresinde cevap dilekçesi sunmadığı da belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 539 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında tasfiye hâlindeki şirketi tasfiye ile ilgili konularda mahkemelerde ve dış ilişkide tasfiye memurlarının temsil edeceği, 7201 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ise kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligatın kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılacağının düzenlendiği, 6100 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinden, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiğinin anlaşıldığı, mahkemece, davalı şirketin tasfiye halinde olduğu ve tasfiyeyle ilişkili eldeki davada dava dilekçesinin tasfiye memuru yerine doğrudan davalı şirkete tebliğ edilmesi ve tasfiye memuru tarafından vekil edilen avukatın anılan süre uzatım talebi hakkında da bir karar verilmemesiyle davalı yana davaya cevap hakkı tanınmadan hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu belirtilerek kararın kanun yararına temyizen incelenmesi istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.
2. Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar kanun yararına bozulur ve bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.
3. 6100 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi.
4. 6102 sayılı Kanun’un 539 uncu maddesinin üçüncü fıkrası.
5. 7201 sayıl Kanun’un 11 inci maddesi, 35 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı şirketin dava tarihi itibariyle tasfiye halinde olduğu anlaşılıyorsa da henüz tasfiye sonuçlanıp ticaret sicilinden terkin edilmediğinden halen tüzel kişiliği devam etmektedir. Dava dilekçesinin 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesine göre davalı şirkete tebliğinden sonra davalı şirketin tasfiye memurunun imzası ile davalı şirkete tayin edilen vekil tarafından mahkemeye hitaben verilen dilekçede davalı şirkete yapılan tebligatın usulsüz olduğu ileri sürülerek davayı öğrenme tarihlerinin 20.12.2021 tarihi olarak kabulü istenmiş, aynı vekil 08.03.2022 tarihli celse için mazeret bildirmiş, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporları davalı şirket adına vekaletname sunan sözü edilen vekile tebliğ edilmiş, bu tebligatlarda yeni duruşma günleri de belirtilmiş, davalı şirketin vekili duruşmalara katılmamış ve bilirkişi raporlarına karşı itiraz dilekçesi sunmamıştır.
2.Bu durumda davalı şirket adına vekâletname sunup davadan haberdar olduğunu belirten vekilin davadan usulünce haberdar olduğu, bilirkişi raporlarının kendisine tebliğ edildiği, buna rağmen vekilin bilirkişi raporlarına itiraz etmediği, delil sunmadığı, duruşmalara katılmadığı gözetildiğinde davalının savunma hakkının kısıtlanmasından söz edilemeyeceğinden Adalet Bakanlığının hükmün kanun yararına bozulması talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının hükmün kanun yararına bozulması talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine,
12.04.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
6102 sayılı TTK 643 maddesine “Tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı”,
Yasanın 539/3 maddesinde “…tasfiye halindeki şirketi tasfiye ile ilgili konularda mahkemelerde ve dış ilişkide tasfiye memurlarının temsil edeceği”,
7201 sayılı Tebligat Yasası’nın 12 maddesinde de “hükmü şahıslara tebliğin, selahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılacağı” Tebligat Yasası’nın 11/3 maddesinde de “kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat, kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılacağı” düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı olarak Tasfiye Halinde Eroğlu Bilgisayar Yazılım ve Destek Hizmetleri Ltd. Şti.-Tasfiye Memuru … gösterilmiş olup dava dilekçesi şirkete T.K 35. maddesine göre tebliğ edilmiş, davalının yokluğunda ön inceleme duruşması yapılmış, ön inceleme duruşmasından sonra davalı şirket tasfiye memuru vekili tarafından ibraz edilen 20.12.2021 tarihli dilekçe ile “dava dilekçesinin tasfiye memuruna tebliğ edilmesi gerekirken şirkete T.K 35 maddesine göre tebliğinin usulsüz olduğu, davayı tasfiye memuru vekili olarak 20.12.2021 tarihinde öğrendiklerini” bildirerek cevap için ek süre istenmiş, Mahkemece tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin talebi reddedilmiştir.
Yargılama tasfiye memuru vekilinin yokluğunda icra edilmiş ve karar verilmiştir.
Yasal düzenlemelerde de görüldüğü üzere davalı şirket tasfiye halinde olup şirkete tasfiye memuru atanmıştır. Dava dilekçesinin Mahkemece tasfiye memuruna tebliği ile yargılamaya devam edilmesi gerekirken tasfiye halindeki şirkete tebligat yapılması ve yargılamanın bu şekilde sürdürülmesi usulsüzdür.
Tasfiye memurunca davaya muttali olunması üzerine 20.12.2021 tarihli dilekçe ile tasfiye memurunca cevap dilekçesi sunulmak üzere süre istenmiş olup Mahkemece tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesi ile bu talep de usulsüz olarak red edilmiştir.
Tüm bu usule aykırılıklar T.C. Anayasası’nın 36 maddesinde ifade edilen adil yargılanma hakkı ve HMK 27 maddesinde ifade edilen hukuki dinlenilme hakkının ihlalidir.
Bu halde kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekirken yazılı şekilde talebin reddi doğru değildir.