YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/203
KARAR NO : 2023/7563
KARAR TARİHİ : 20.12.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/265 Esas, 2021/296 Karar
İHBAR OLUNAN : … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Dinar İlçesinde ticaret ile uğraştığını, ticari ve … işleri gereği davalı banka şubesinde hesap açtırdığını, ticari birikimlerini, alacaklarını ve kredi kartı pos cihazlarından gelen alacakları yatırdığını, 2007 yılı sonunda müvekkilinin hesaplarını kontrolü sırasında tutarsızlığın olduğunu ve haberi olmaksızın hesabından toplam 199.730,00 TL para çekildiğini farkettiğini, davalıya ihtar çekildiğini, bedelin ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile % 40 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı her ne kadar banka nezdinde yapılan işlemlerden haberinin olmadığını belirtmişse de, bu işlemlerin hangileri olduğunu belirtemediğini, kendisinin çekmediğini iddia ettiği tediye fişlerinden 41.000,00 TL’lik kısmında imzaların yapılan kriminal incelemede davacıya ait çıktığını, banka memuru … tarafından yapılan usulsüz işlemler olmasına rağmen, yine aynı banka memuru tarafından davacının hesabına 143,961,00 TL paraların yatırıldığını, bu nedenle zimmet eyleminin davacının iddia ettiği miktarlarda olmadığını, nitekim bununla ilgili ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporlarında açıklamalar bulunduğunu, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, bu nedenle davanın reddine, davacının kötü niyetli olması nedeniyle %40’ından … olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 25.11.2010 tarih, 2010/86 E. ve 2010/460 K. sayılı kararı ile; davacının bilgisi ve talimatı dışında hesabından 3 üncü kişilere ödenen mevduat tutarından davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle toplam 102.423 TL’ye yapılan itirazın iptaline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 05.12.2011 tarih, 2011/3452 E. ve 2011/15153 K. sayılı kararıyla davalı bankanın savunmasında; davacının elamanı … aleyhinde ceza davası açılmış olduğunu bildirdiği, Mahkemece açılan ceza dosyası celp edilerek incelenmesi ve cezada verilecek hükmün görülmekte olan davaya etkisi bulunup bulunmadığı araştırılması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru görülmediği, öte yandan davacının icra takibinde toplam 223.523,00 TL talep etmiş isede açılan davada 100.000,00 TL için itirazın iptaline karar verilmesini istediği ancak Mahkemece 102.453,00 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş olmasının taleple bağlılık kuralına aykırı olduğu, ayrıca, davalının 41.000,00 TL ödeme dekontlarındaki imzanın davacıya ait olduğunu da ileri sürdüğü bu yönde de bir inceleme yapılmadığı gerekçesiyle hüküm davalı banka yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 10.12.2013 tarih, 2012/111 E. ve 2013/457 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 02.06.2014 tarih, 2014/3127 E. ve 2014/10284 K. sayılı kararıyla Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği, zira, dava konusu olayla ilgili olarak Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/138 E. sayılı ceza davasının sonucunun ve kesinleşmesinin beklenmesi gerekirken ceza davasının kesinleşmesi beklenmeden yanılgılı gerekçe ile hüküm oluşturulması dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesine aykırılık oluşturduğu, öte yandan davanın temelini oluşturan icra takibinde toplam 223.523,50 TL talep edilmiş olmasına rağmen dava kısmi dava olarak açıldığı ve dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 100.000,00 TL’ye yönelik itirazın iptali talebinde bulunulduğu ancak hükmüne uyulan bozma kararından sonra 21.01.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talep 60.000,00 TL artırılarak toplam 160.000,00 TL’ye yükseltildiği, kural olarak ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği, başka bir anlatımla bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı, kaldı ki itirazın iptali davalarının itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 sene içinde açılabileceği, bu sürenin hak düşürücü süre olup res’en gözetilmesi gerektiği, somut olayda ıslah tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü süre de geçmiş olduğundan ıslah dilekçesinde talep edilen bedel ile ilgili hüküm kurulması doğru olmadığı gibi oluşturulan hükümde yine talebin aşılması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hüküm davalı banka yararına bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile; davalı banka çalışanı …’ın yargılandığı Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/138 E. sayılı dosyası ile banka müşterilerinin hesabından, banka memurları … ve … …’in usulsüz şekilde para çekmeleri ve kullanmaları nedeniyle banka çalışanı …’ın bu davada, davacı …’ın hesabından 158.600,00 TL zimmetine geçirdiği, sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, Mahkemece 27.07.2020 tarihli bilirkişi raporu tanzim edildiği, raporun gerekçeli ve denetime elverişle bulunduğu, tüm dosyayı ve ceza yargılamasında tanzim edilen bilirkişi raporlarını kapsar nitelikte ve kapsamda olduğu dikkate alınarak 27.07.2020 tarihli rapora itibar edildiği, 14.11.2012 tarihli Adli Tıp Kurumu Grafoloji Raporundaki imza incelemesine göre … … ürünü olmayan işlemler toplamının 180.600,00 TL, … … ürünü olan işlemler toplamının 19.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, 180.600,00 TL anapara, 130 TL dekontsuz işlem, toplam 187.730,00 TL tutarlı kısmındaki işlemlerdeki imzaların … … ürünü olmaması nedeniyle davacı zararı olarak değerlendirilebileceği, ancak 19.000,00 TL tutarlı işlem dekontundaki imzanın ise … … ürünü olması nedeniyle davacı zararına dahil edilemeyeceği, davacı’nın, sanık …’dan elden 20.000,00 TL tutarında para aldığına ilişkin yazılı bir ifadesinin olmadığı, bankanın iddiasının şüpheye yer bırakmayacak biçimde ispatlanamadığı, dolayısıyla bankanın bu tutarı ödemekle sorumlu olduğu ve müşteri zararından düşülemeyeceği, …’ın 001580025512507368 nolu bankomat hesabına 14.06.2007 tarihinde yatırılan 1.855,00 TL ve 18.06.2007 tarihinde yatırılan 2.170,00 TL ile ilgili olarak şüpheye yer bırakmayacak bir biçimde ispatlanamadığı dolayısıyla davacı …’a sanık tarafından iade edilen tutarlar arasına dâhil edilemeyeceği, subüt bulmuş olan alacak miktarı yönüyle hesaplama yapılarak, davacının 56.769,00 TL anapara ve 6.786,12 TL işlemiş faiz olmak üzere 63.555,12 TL toplam zararının olduğu gerekçesiyle bu miktar yönünden davanın kısmen kabulü ile takibin 63.555,12 TL yönünden devamına, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ve ispat külfeti dikkate alındığında alacağın likit olmadığı, ayrıca hesaplamayı gerektirir nitelikte olduğu bir başka deyişle borçlusu tarafından hesap edilebilir nitelikte olmadığı gerekçesiyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bozma öncesinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olmasına rağmen yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak bu rapor doğrultusunda karar verilmesinin usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olduğunu, bozma ilamlarında bilirkişi raporlarına yönelik bir husus bulunmadığını, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, söz konusu raporun bu haliyle hükme esas alınabilir nitelikte olmadığını, zira raporda davacıya ait hesaba yalnızca üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemelerin esas alındığını, aynı hesaba davacı tarafından yapılan ödemelerin dikkate alınmaksızın hesaplama yapıldığını, davalı tarafından savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının ihlal edildiğini, bozma kararları sonrası davalı tarafça dava dosyasına ibraz edilen … belgeler nazara alındığından savunmanın genişletilmesi yasağının ihlal edildiğini, Mahkemece itirazın iptaline konu alacağın likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ise de, takibe konu alacak bankaca belirlenebilir nitelikte olduğundan aksi yöndeki kararın hukuka aykırı olduğunu, davalı bankanın kendinden sadır olan ve her zaman düzenlenmesi mümkün olan dekontları dosyaya sunduğunu, bu dekontlarla karar verilmesinin yeterli olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmün eksik inceleme ile kurulduğunu, bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazın dikkate alınmadığını, ceza dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporunun 24 üncü sayfasında zimmeti gerçekleştiren sanık tarafından davacının hesabından usulsüz çekilen tutarın 204.600,00 TL olduğu, bu tutarın 158.961,00 TL’sinin iade edilmiş olduğu, zimmeti gerçekleştiren sanığın uhdesinde 45.639,00 TL kaldığının hesaplandığını, bu hesaplamada tüm imzalı dekontların sahte atıldığının kabul halde olduğunu, herhangi bir kabul anlamına gelmemek kaydıyla aslında davacının zararının, ceza dosyasındaki 45.639,00 TL tutarlı belirlemeden bile daha az olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu hususta ek rapor alınması taleplerinin kabul edilmediğini, faiz türü ve hesabının hatalı olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olmayıp haksız fiile dayandığını, yasal faiz uygulanması gerektiğini, hükmedilen yargılama gideri ve vekâlet ücretinin de hatalı olduğunu, davacının talebini 160.000,00 TL’ye yükselttiğini, dolayısıyla bu miktar üzerinden hesaplanacak reddedilen tutar üzerinden yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilebileceğini ileri sürerek ve re’sen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, banka sorumluluğundan kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dava konusu alacağın likit olduğu gözetilerek davacı yararına icra inkâr tazminatına karar verilmesi gerekirken reddi yoluna gidilmesi doğru görülmemiştir.
3. Davalı vekilinin temyiz incelemesi yönünden yapılan incelemede; kesinleşen Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/138 E. sayılı kararıyla davacı hesabından zimmete geçirilen miktarın 204.600,00 TL olduğu bu miktarın 158.961,00 TL’sinin iade edildiği ve banka zararının 45.639,00 TL olduğu belirlenmiştir. Mahkemece ceza mahkemesinin bu kesin belirlemesi karşısında daha fazla alacak kalemi üzerinden hüküm kurulması doğru görülmediği gibi, davacı tarafından dava konusu meblağın 21.01.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile 160.000,00 TL’ye yükseltildiği gözetilerek davalı yönünden 160.000,00 TL üzerinden kabul ve ret oranı belirlenerek buna göre yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.