YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2069
KARAR NO : 2023/2009
KARAR TARİHİ : 03.04.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 15.02.2023 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyiz istemi, temyiz konusu miktar veya değerin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 15.02.2023 tarihli ek kararına ilişkindir.
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan değer 1.200 USD olup (8.413,32 TL) ve temyize konu edilen reddedilen 12.213 USD (85.625,34) TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15.02.2023 tarihli ek kararın ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1. Dava, 13.413 USD bedelinde alacak yönünden başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 1.200 USD alacak yönünden davanın kısmen kabulüne, bakiye 12.213 USD yönünden davanın reddine karar verilmiş olup, kararın verildiği 15.12.2022 tarihi itibariyle 18,63 TL/USD kuru üzerinden 12.213 USD’nin değeri 227.528 TL olup, HMK 362/1-a maddesi uyarınca 2022 yılında temyiz sınırının da 107.090 TL olduğu anlaşılmaktadır.
3. Daire çoğunluğunca, davaya konu reddolunan miktarın davanın açıldığı tarih itibariyle TL miktarı dikkate alınarak temyiz isteminin miktar yönünden reddine karar verilmiştir. Oysa BAM kararının verildiği tarih itibariyle değeri dikkate alındığında temyiz sınırının fazlasıyla aşıldığı görülecektir.
4. Hukuk ve adalet anlayışında yaşanan gelişmelere orantılı olarak 1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36.maddesinde “… yargılanma …” temel insan hakları arasında sayılmıştır. … yargılanma ilkesi kapsamındaki haklardan bir de, “Mahkemeye Erişim …” dır. Diğer bir anlatımla, “mahkemeye erişim …” … yargılanma hakkının en temel unsurlarından birisidir. Mahkemeye erişim … şüphesiz yüksek mahkemeye ulaşma hakkını da kapsar (AYM 23.10.2019 T. ve 2016/73086 BB no’lu). Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hale getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (… …, … Yargılanma … Rehberi, Anayasa Mahkemesi Yayınları, s.31 vd.). Bu bağlamda mahkemeye erişim konusunda yasalarda muğlak bir hüküm bulunması halinde, … yargılanma hakkını sağlayan hüküm tercih edilmelidir.
5. Mülga 1086 sayılı HUMK döneminde Kanunun 427/2-son maddesinde yer alan “Miktar veya değeri birmilyar lirayı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir… Alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde, asıl isteminin kabul edilmeyen bölümü birmilyar lirayı geçmeyen tarafın temyiz … yoktur” şeklindeki düzenlemeye istinaden, yargı organlarınca, davanın açıldığı tarihteki değeri esas alınarak temyizde kesinlik sınırı belirleniyordu. Aynı husus 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a ve 2.fıkrasında “a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar… Alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz … yoktur” şeklinde benzer düzenleme içermektedir. … yargılanma, hukuki dinlenilme gibi kavramların, yüksek enflasyon, devalüasyon ve diğer ekonomik krizlerin olmadığı bir dönemde va’z edilen 1927 tarihli 1086 sayılı HUMK döneminde temyiz kesinlik sınırı hakkında var olan eksik ve hatalı yorumların, anılan kavramların ve olguların neşet ettiği 6100 sayılı HMK döneminde sürdürülmesi isabetli görünmemektedir. Ancak alacağın döviz olarak talep edildiği durumlarda, ülkemiz gibi yüksek kur artışlarının görüldüğü ülkelerde, davadaki kesinlik sınırının dövizin dava tarihindeki değeri esas alınarak, bu miktarın karar tarihi itibariyle kesinlik sınırını geçip geçmediği değerlendirmesi, “Mahkemeye Erişim Hakkına” diğer bir anlatımla … yargılanma hakkına aykırılık teşkil edebilir.
6. HMK’nın 362/2.maddesinde temyiz kesinlik sınırı hakkında “Alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz … yoktur” sözcüğünün, yüksek mahkemeye erişim hakkının zorlaştırılmaması ve “… yargılanma …” kapsamında yorumlanması gerekir.
7. Somut olayda, temyiz kesinlik sınırının döviz cinsinden miktarın Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihindeki değerine göre değerlendirilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan Daire çoğunluğu tarafından temyiz isteminin dava tarihine göre değerlendirme yapılarak miktar yönünden reddine karar verilmesini isabetli bulmuyorum.