Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/2392 E. 2023/2554 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2392
KARAR NO : 2023/2554
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret

Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Metkumsan Kumlama ve Boya San.Tic. Ltd. Şti. işçilerinden …’un 28.10.2015 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucunda maluliyeti nedeniyle İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesinin 2018/399 E. sayılı dosyası ile rücuan alacak davası açıldığını ancak dava safahatında şirketin tasfiyesinin sona ererek sicil kaydının bulunmadığının anlaşılması üzerine İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesinin 2018/399 E. sayılı dosyasından 26.11.2020 tarihli ara karar ile kurumlarına yetki verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurumun yasalara uygun işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye memuru tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurun sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurunun iddia edilen eksik işlemlerini müvekkili kurumun tespit etmesinin mümkün olmadığını, ihyası istenen şirketin dosyasında yapılan incelemede; şirketin faaliyetlerinin devamında fayda görülmediğinden 23.05.2000 tarihinde alınan karar gereği tasfiyeye girdiğini ve tasfiye memuru olarak…’nun seçildiğini, 17.07.2000 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yapılan ilanlarla alacaklılara çağrı yapıldığı, tasfiye ile ilgili başkaca işlemin bulunmadığını, dava dilekçesinde iddia edildiği üzere iflasa ilişkin veya şirketin müflis olduğuna dair herhangi bir bildirim ve kaydın bulunmadığını, dava konusu şirketin tasfiye sürecini tamamlamadığını ve faal olduğunu, yapılan işlemlerde ve davanın açılmasında müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle de yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin, 23.07.2018 tarihinde tasfiyesine karar verildiği, halen tasfiye halinde olduğu ancak henüz tasfiyenin tamamlanmadığı, aktif göründüğü ve sicilden terkin edilmediği, tüzel kişiliğinin devam ettiği, bu durumda ihya davası açmakta hukuki yarar olmadığı, hukuki yararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesine göre dava şartı olduğu, dava şartlarının resen davanın her aşamasında nazara alınacağı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurumlarının bu dava ile konuya vakıf olduğunu, dava açılmasına sebebiyet vermediği gözetilerek aleyhlerine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 08.03.2022 tarih, 2021/300 E. ve 2021/616 K. sayılı mahkeme ilamının vekâlet ücreti yönünden bozulmasını ve usul ekonomisi yönünden dosya üzerinden yeniden hüküm tesis edilerek müvekkili kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası talep edilen Tasfiye halinde Metkumsan Kumlama ve Boya Sanayi Ltd.Şti’nin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı iken tasfiyeye girdiği, tasfiye kapanışı yapılmadığı ve şirketin ticaret sicilden kaydının terkin edilmediğinden mahkemece davaya konu şirketin tasfiye sürece tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmiş olup, davacı 6100 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğundan davalı Sicil Müdürlüğü lehine vekâlet ücreti hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkin olup, ihya davasının açılmasında hukuki yararın bulunup bulunmadığı ile davalı lehine yargılama giderlerine hükmedilip hükmedilemeyeceği uyuşmazlık konusudur.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 114 üncü maddenin birinci fıkrasının h bendi, 115 inci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 547’nci maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.