Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/246 E. 2023/1600 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/246
KARAR NO : 2023/1600
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki alacak ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.03.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı … Holding A.Ş. vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı davacı …’i arayıp olası bir opsiyon sözleşmesi ile ilgili çok genel, kısa, özet bilgiler aktardığını, bir opsiyon sözleşmesi metni ve bilgilendirme dökümanı gönderilmesine dair onay istediğini, müvekkilinin bunu bilgilendirme amacıyla sözleşme metninin gönderilmesiyle sınırlı bir onay olarak algıladığını, davalı bankanın bu algıyı kasıtlı verdiğini, müvekkili …’in ses kaydının alındığını, müvekkillerine Opsiyon Sözleşmesi Teyit Formu ve Opsiyon İşlemleri Bilgilendirme Dökümanı gönderilmesiyle bir opsiyon sözleşmesinin yürürlüğe konulduğunun öğrenildiğini, bu tür karmaşık, riskli, ağır yükümlülük getiren bir sözleşmenin sadece sesli onay ile kurulamayacağını, o esnada 82 yaşında olan müvekkili …’in duyma sorunu da yaşadığını, opsiyon sözleşmesi ve buna bağlı kitapçığın davalı tarafından tek yanlı hazırlandığını, genel işlem koşulları niteliği taşıdığını, sesli bir kaydın davacı şirketi bağlamayacağını, telefonla yapılan görüşmede tarafların iradelerinin tamamen birbirlerinden farklılık arzettiğini, iradeler uyuşmadığından sözleşmenin kurulmadığını ileri sürerek muarazının menini talep etmiştir. Davacı vekili, 15.01.2014 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 100.000,00 euro maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kendi adına işlem yapmayan ve davacı şirketin yönetim kurulu başkanı olan davacı …’in husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacı şirket ile müvekkili arasında Temel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi ve Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, mevduat dışında ürün seçenekleri için bilgi almak isteyen davacı …’e ve dava dışı oğluna opsiyon işlemleri hakkında bilgi verildiğini, davacı şirketin müvekkilinin Ege Özel Bankacılık Merkezine 2.000.000,00 euro gönderdiğini, 13 Haziran tarihinde euro/TL spot kuru 2.4860 iken davacı şirketin münferit yetkilisi davacı …’in emriyle 20.12.2013 tarihinde euro/TL kuru 2.5790’ın altında ise 500.000,00 euroyu 2.5790’dan satma hakkına sahip olduğu bir opsiyon işleminin gerçekleştirildiğini, davacının 20.12.2013 tarihinde 500.000,00 euro’yu 2.5790 euro/TL seviyesinden satma hakkını aldığını, ancak bu miktarın üzerinde ise 1.000.000,00 euroyu aynı miktardan satma yükümü altına girdiğini, ses kayıtlarına göre davacının bu emri verdiği halde çeşitli bahanelerle imzalamaktan kaçındığını, davacıların euro/TL paritesi yapılan işlem bakımından aleyhe dönmeye başlayınca teyit formunu imzalamayacaklarını beyan ettiklerini, davacı …’in nitelikli bir yatırımcı olduğunu, davacı şirketin münferit imza yetkilisinin 82 yaşında olduğunun ileri sürülmesinin anlaşılamadığını, işlemlerinin şirketi bağlayacağını, Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesine göre telefonla emir verilebileceğini, teyit formunun kurucu değil bildirici mahiyet taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işlemlerin gerçekleştirildiği tarih itibariyle olayda 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (6362 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulamaya ilişkin düzenlemeler bulunmadığından 6362 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi gereğince 27.08.2001 tarihli 24506 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 51 sayılı Aracı Kuruluşların Türev Araçların Alım Satımına Aracılık Faaliyetlerinde Düzenleyecekleri Belgeler ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ (51 sayılı Tebliğ) hükümlerinin uygulanması gerektiği, davalı banka tarafından 51 sayılı Tebliğ’in 5 inci maddesinde belirtilen esaslara uygun şekilde bir emir formunun düzenlenmediği, keza davalı bankanın dayanak yaptığı türev işlemleri çerçeve sözleşmesinin emirlerin verilmesi ile ilgili 4.3.b maddesi uyarınca işlem emrinin faks dahil yazılı ve imzalı talimat veya telefon yöntemlerinden birisiyle yapılmasının mümkün olduğu, ancak emirlerin telefon ile verilmesi veya faksla gönderilmesi halinde ıslak imzalı veya elektronik imzalı emirlerin yine aynı gün bankaya ulaştırılması gerektiği, sözleşmenin anılan bu açık hükmüne rağmen telefonla alınan işlem emirleri aynı gün ve daha sonraki günlerde yazılı ve imzalı talimata dönüştürülmediği halde davalı bankanın sözleşmeye aykırı şekilde yalnızca telefonla verilen müşteri emrine dayanarak türev işlemlerini usulsüz gerçekleştirdiği, diğer yandan davacı şirket ile davalı banka arasında imzalanan sözleşmenin niteliği itibariyle bir opsiyon sözleşmesi olduğu dikkate alındığında davalı bankanın davacı müşteriyi telefon görüşmesinde yeterli düzeyde aydınlatmadığı, bir güven kurumu olan davalı bankanın, müşterisi olan davacının işlemle ilgili olası risklere yeterli düzeyde dikkatini çekmeden opsiyon sözleşmesi düzenlemesinin özen borcuna ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 20 nci maddesi gereğince genel işlem şartlarına da aykırılık oluşturduğu, bu durumda taraflar arasında kurulmuş bir opsiyon sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği, dava konusu opsiyon işlemleri nedeniyle davacı şirket zararının 93.136,74 euro olduğu, manevi tazminat şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 93.136,74 euro maddi tazminatın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin (a) bendi gereğince Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası’nın döviz satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan alınarak, davacı şirkete verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine, davacı şirket tarafından açılan manevi tazminat davasının reddine, davacı … tarafından açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminat taleplerinin reddedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mevzuata ve sözleşmeye uygun hareket eden müvekkilinin tüm yükümünü yerine getirdiğini, telefonla verilen emrin yeterli olduğunu, davacının türlü bahanelerle ve kötüniyetle teyit formunu imzalamadığını, ses kayıtlarının ele alınmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 13.06.2013 tarihli telefon görüşmesinde banka yetkilisi tarafından işlem ile ilgili teyit alınmaya çalışıldığı, ancak işlemin opsiyon sözleşmesi olduğunun belirtilmediği, ayrıca içeriğinin hiçbir şekilde tebliğ hükümlerinde düzenlendiği gibi detaylı anlatılmadığı, telefon görüşmesinde 51 sayılı Tebliğ’in 5 inci maddesindeki düzenlenen emir içeriğinde bulunması gereken bilgilerin bir çoğunun olmadığı, opsiyon sözleşmesi teyit formunun ve opsiyon işlemleri bilgilendirme dökümanının davacı şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı, opsiyon işlemlerine ilişkin genel şartların davacı şirket ile davalı banka arasında yapılan türev işlemleri çerçeve sözleşmesi ile belirlendiği, dava konusu opsiyonel işlem bakımından ayrıca münferit bir sözleşmenin olmadığı, davacılar tarafından opsiyon işlemleri bilgilendirme formunun ve opsiyon sözleşmesi teyit formunun imzalanmadığı ve kabul edilmediği, telefon ile olan müşteri talimatının daha sonrasında yazılı ve imzalı olarak bankaya ulaştırılması gerektiği, ancak davalı bankaca çerçeve türev sözleşme hükümlerine uyulmadığı, müşteri talimatının asgari unsurları taşımadığı, talimatın yazılı ve imzalı olma şartının sağlanmadığı, dava konusu işlemin tarihi dikkate alındığında 6362 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı, ancak 6362 sayılı Kanun hükmüne aykırı olmayan 51 sayılı Tebliğin uygulanması gerektiği, 51 sayılı Tebliğ’in 5 inci maddesinde belirtilen şekilde emir formunun düzenlenmediği, davalı bankanın davacıyı yeterli düzeyde aydınlatmadığı, davalı bankanın aydınlatma yükümlülüğüne ve basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne uymadığı, taraflar arasında daha öncesinde türev işlemlere ilişkin süregelen bir ilişkinin de olmadığı, davalı bankanın kanun, tebliğ, türev çerçeve sözleşme ve bankacılık teamüllerine uymadığı, ayrıca davacı tarafça 27.08.2013 ve 29.08.2013 tarihli ihtarnameler ile opsiyon sözleşmesi teyit formu ile opsiyon işlemleri bilgilendirme dökümanın imzalanmayacağı ve telefonda verilen onayın sözleşme kurulmasına ilişkin bir beyan olmadığı, bankaca opsiyon sözleşmesi akdedilmesi halinde hiçbir şekilde bağlı olmayacaklarının ihtaren davalı bankaya bildirilerek cayma hakkının kullanıldığı, cayma hakkının kullanılarak sözleşmenin tek taraflı davacı tarafça feshedilmesi halinde davalı bankanın cayma nedeniyle zararını isteyebilecekken ihtarnamelerin tebliğinden sonra dahi 20.12.2013 tarihinde dava konusu opsiyon işlemini gerçekleştirmesinin iyi niyetle de bağdaşmadığı, tüm bu gerekçelerle davalı bankaca dava konusu opsiyon işleminin gerçekleştirilmesi nedeniyle davacı şirketin meydana gelen zararından sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, dava konusu opsiyon işlemi nedeniyle davacıların kişilik haklarına yönelik bir ihlalin bulunmadığı, davacı şirketin dava konusu opsiyon işlemi nedeniyle ticari itibarının zedelendiğine dair dosyada somut delil bulunmadığı, her iki davacı yönünden de manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu işlemlerin sözlü emirlerle gerçekleştirildiğini, piyasa beklentisinin aksi yöne gittiğini gören davacının evrakı imzalamadığını, imzalı formun/teyidin bulunmamasının ehemmiyet arzetmediğini, gerek 51 sayılı Tebliğ’in 5 inci maddesinde gerekse taraflar arasındaki sözleşmede telefonla verilecek emrin geçerli ve yeterli olduğunun düzenlendiğini, 51 sayılı Tebliğ’in 6 ncı maddesine göre de imza taşımayan emirler ile ilgili ihtilafların hallinde bu cihazlardaki kayıtlar ve ilgili diğer belgelerin Kurul ve borsa tarafından dikkate alınacağının belirtildiğini, ses kayıtları incelendiğinde işlemin davacının emri ile gerçekleştirildiği hususunda bir tereddüt bulunmadığını, bu ses kayıtlarının denetime elverişle çözümünün yapılmadığını, işlemi yapanın bir anonim şirket olduğunu, buna rağmen cayma hakkını kullandı gibi yorumların yapılamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacak ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi, 12 nci maddesi, 20 nci maddesi.

3.51 sayılı Aracı Kuruluşların Türev Araçların Alım Satımına Aracılık Faaliyetlerinde Düzenleyecekleri Belgeler ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ’in (51 sayılı Tebliğ) 5 inci maddesi.

4.3095 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin (a) bendi

5.6362 sayılı Kanun

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacılar vekili, dava dilekçesinde müvekkillerinin bir kabullerinin olmadığını ve sözleşmenin kurulmadığını ileri sürerek davalının opsiyon işlemini gerçekleştirmemesi için muarazanın menini istemiş, yargılama sırasında davalı bankanın işlemi gerçekleştirmesi üzerine 15.01.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile 100.000,00 euro maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş, ancak ıslah dilekçesinde bir faiz talebinde bulunmamıştır. Bu durumda davacıların faiz istemi bulunmadığı halde İlk Derece Mahkemesince talebin aşılarak hükmedilen tutara dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin (a) bendi gereğince Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz yürütülmesi yerinde olmamıştır.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin 2 nci paragrafında yer alan “dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4-a maddesi gereğince Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faizi ile birlikte” ibaresinin çıkartılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.