YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/263
KARAR NO : 2023/1799
KARAR TARİHİ : 23.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulması
Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacı tarafından davalıya olan tüm borçların ödenmesine karşılık davalının davacı aleyhine Kastamonu 3. İcra Müdürlüğünün 2011/5071 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, icra dosyasından davacıya ait taşınmazların haczedilmesi üzerine hacizlerin kaldırılması için dava dışı kişiler tarafından borç 260.000,00 TL olarak belirlenmesine karşılık 310.000,00 TL tutarlı senet verildiğini, davalının haricen yapılan tahsilatları icra dosyasına 168.000,00 TL olarak bildirdiğini, 128.759,85 TL’yi hiç bildirmeyerek yeddinde tuttuğunu, bunun üzerine davacı tarafından Kastamonu 1. İcra Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, davacının 304.000,00 TL ödediğinin yargılama sonucunda ortaya çıktığını ileri sürerek davacının icra dosyasından borçlu olmadığının tespitini ve fazla ödediği 304.000,00 TL’nin istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının istirdat davasını bir yıllık hak düşürücü sürede açmadığını, davacı tarafından davalıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, dava dışı üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemelerin davalıdan geri istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 229.779,86 TL asıl alacak üzerinden takip başlattığı, 108.013,05 TL alacaklı bulunmamasına rağmen bu miktardan fazla talepte bulunulduğu, Kastamonu 3. İcra Müdürlüğünün 2011/5071 E. sayılı takip dosyasına toplam 291.759,85 TL ödeme yapıldığı, yapılan ödeme tarihleri dikkate alındığında fazla yapılan ödeme miktarı 145.467,00 TL olarak tespit ve hesap edildiği, davalı tarafın davacı taraftan asıl alacak ve fer’ileri toplamı 139.065,51 TL alacaklı olduğu, bu miktar yönünden takip yapmakta hakkı bulunduğu ancak 108.003.05 TL asıl alacak ve bu asıl alacak miktarının takip tarihinden sonra işleyen 64.220,48 TL faiz yönünden alacak ve takip hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 108.013,05 TL asıl alacak, 64.220,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 172,233,53 TL ve bu miktara isabet eden icra giderleri ve vekalet ücreti yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine ve takibin bu miktar yönünden iptaline, davacının istirdat talebinin kısmen kabulüne 145.467,00 TL’nin davalıdan istirdatı ile davacıya ödenmesine, bu tutara dava tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında uzun süre ticari ilişki cari hesap şeklinde devam ettiğini, bir taraftan mal verilirken, diğer taraftan da davacı tarafından peyderpey ödemeler yaptığını, ticari ilişki bitmiş olmasına rağmen taraflar arasındaki ticari kayda göre faturaya dayalı 229.779,86 TL tutarlı borç ödenmeyince davalı tarafından davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, İlk Derece Mahkeme tarafından davacı şirkete birkaç kez defter ve belgelerin sunulması için süre verildiğini ve davacı tarafında gerçeğe aykırı kayıtlar sunulduğunu, bu kayıtlarda davacı şirket tüm faturaları ödenmiş gibi gösterse de ödemeler gerçekleşmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu hatalı olduğunu, raporda davalı şirketin 108.013,05 TL tutarındaki kısım için alacağının bulunmadığı ve bu miktar için takip yapmakta haksız olduğu tespit edildiğini, davacı tarafın tüm borcunu ödediğine dair iddialarının asılsız olması bir yana davalı nezdinde davacı şirket tarafından verilmiş ve bedeli ödenmemiş birçok senet bulunduğunu, ancak davacı ticari ilişki sürecinde davalıyı oyalayarak bu alacakları zamanaşımına uğratmış, bu nedenle senetler tahsil kabiliyetini kaybettiğini, davacı İlk Derece Mahkemesince kendisine verilen kesin süreden sonra delil mahiyetinde bulduğu dekontları dosyaya sunduğunu, bilirkişiler tarafından neye dayanak olduğuna ilişkin herhangi bir araştırma yapılmaksızın afaki şekilde bu dekontlar esas alınarak bir hesaplama yapıldığını, bilirkişiler tarafından mesnetsiz bir şekilde afaki bir rakamın çıkarılmasının tek nedeni davacı tarafın usule aykırı olarak dosyaya sunduğu ödeme dekontları olduğunu, davacı banka aracılığıyla 281.647,00 TL ödeme yaptığını beyan ettiğini ancak 105.947,14 TL tutarlı dekont ibraz ettiğini, bilirkişiler de bu rakamı esas alarak bir rapor hazırladığını, dekontların yalnız başına ödeme olarak değerlendirilemeyeceği ve dava değerinden düşmeyeceği, bu ödemelerin hangi döneme ve neye dayanarak ödendiğinin banka kayıtları, tarafların kayıtları ile desteklenip teyit edilmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan dekontlar ödeme olarak kabul edilse dahi, bu ödemelerin, Kastamonu 3. İcra Müdürlüğünün 2011/5071 E. sayılı dosyasıyla başlatılan takip konusu borç ile ilgisi olmadığını, bahsi geçen icra takibinde, davacı tarafından yapılan ödemeler düşüldükten sonra kalan cari hesap alacağı (bakiye fatura alacağı) takip konusu yapıldığını, taraflar arasındaki ilişki takip talebinde belirtilen miktarla sınırlı olsaydı sunulan dekontlar, dosya borcundan düşürülebileceğini, taraflarca sunulan her ödeme dekontuna istinaden yeni rakam çıkarma yöntemi ile oluşturulan gerekçesiz bilirkişi raporları ile hüküm kurulması açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporu ve ek rapor doğrultusunda borcu söndüren işlemlerden olan ödemenin yargılamanın her aşamasında dikkate alınacak olmasına ve davacı tarafından sunulan ödeme dekontlarının tarihlerinin dayanak fatura tarihlerinden sonraki tarihli olmasına göre, davacının borçlu olmadığı tutarı ve istirdat edilecek miktarı belirleyen İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, davacının menfi tespite konu ettiği tutar 304.000,00 TL olduğu, İlk Derece Mahkemesince davacının 172.233,53 TL’den borçlu olmadığının tespitine ayrıca 145.467,00 TL’nin istirdatına karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince borçlu olunmadığı belirlenen tutarın içerisinde istirdat edilecek tutarda bulunmasına rağmen mahkemece tüm tutarlar gözetilerek 30.671,37 TL davacı lehine vekalet ücretine hükmedildiği, davalı lehine de reddedilen tutar olan 131.766,47 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek verilmesine, davanın kısmen kabulüne, 108.013,05 TL asıl alacak, 64.220,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 172,233,53 TL ve bu miktara isabet eden icra giderleri ve vekalet ücreti yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine ve takibin bu miktar yönünden iptaline, davacının istirdat talebinin kısmen kabulü ile 145.467,00 TL’nin davalıdan istirdatı ile davacıya ödenmesine, bu tutara dava tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibinden dolayı davacının davalıya borcu bulup bulunmadığı ve davacı tarafından davalıya fazla ödeme yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 inci maddesi hükmü.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.