Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/267 E. 2023/632 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/267
KARAR NO : 2023/632
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hem ortağı hem de temsil ve ilzama yetkili olduğu Metin Nakış Tekstil Sanayi ve Limited Şirketinin, davalı tarafça 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi gerekçe gösterilerek 18.08.2014 tarihinde resen terkin edildiğini, terkin işleminde geçici 7 nci maddede öngörülen prosedüre uyulmadığını, şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere ihtar gönderilmesi zorunlu iken müvekkiline ihtar gönderilmediğini, terkin işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek terkin işleminin iptali ile şirketin yeniden tesciline, talebin kabul edilmemesi halinde şirketin sadece araç, taşınmaz ve marka varlıklarının satılabilmesi ve vergi borçlarının ödenmesi konusu ile sınırlı şekilde ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu şirket 13.03.2003 tarihinde tescil edilmesine rağmen sermayesi 5.000,00 TL olup sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi ve tebliğ hükümleri uyarınca 04.04.2014 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğunu, bu hususun 15.04.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlandığını, yasal süre içinde yanıt verilmemesi nedeniyle 12.08.2014 tarihinde sicil kaydının resen silindiğini, terkin kararının da 18.08.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlandığını, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrası uyarınca davanın silinme tarihinden beş yıl içinde açılmamış olması nedeniyle hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, şirketin tescilli adresine ihtarname keşide edilmesine rağmen ilgililerin basiretli tacir gibi davranarak herhangi bir bildirimde bulunmadıklarını, davalı yasal hasım konumunda olduğundan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile usulsüz terkin işlemi nedeni ile şirketin ihyasına, davalının usulsüz terkin işlemi yaparak dava açılmasına sebebiyet vermesi nedeni ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu şirkete gerekli bildirimler yapılarak sicil kaydı 12.08.2014 tarihinde silindiğinden davanın süresi içerisinde açılmadığını, söz konusu şirkete usulüne uygun tebligat yapıldığından ihya kararının yerinde olmadığını, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu bulunmadıklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu şirketin 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi kapsamında sicil kaydının 12.08.2014 tarihinde resen terkin edildiği, şirket adına kayıtlı araç bulunduğu, geçici 7 nci maddenin 15 inci fıkrasında tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek mal varlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlendiği, ilgili fıkranın son cümlesinde ise ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerinin belirtildiği, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih 2021/2387 E. ve 2021/6034 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin 15 inci fıkrasında 5 yıllık hak düşürücü süre yanında terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının 10 yıl sonra hazineye intikal edeceğinin düzenlenmesi karşısında terkin tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde şirket ortaklarının şirkete ait mal varlığı üzerinde mülkiyet hakkının devam ettiği, bu süre içinde talepte bulunmaları halinde mal varlıklarının tasfiyesi için ihya davası açmaya hakları bulunmasına göre hak düşürücü sürenin 10 yıl olarak uygulanması gerektiği, somut olayda şirketin 12.08.2014 tarihinde terkin edilip dava tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre sona ermediğinden davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, dava konusu şirketin sermayesinin kanunen zorunlu tutara çıkarılmadığından terkin işleminin yapıldığı, şirketi temsile yetkili kişilere ihtar gönderilmeden terkin işleminin gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararda herhangi bir usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, usulsüz terkin işlemi yapmak suretiyle davanın açılmasına sebebiyet veren davalının vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Kurum temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.