Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/359 E. 2023/423 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/359
KARAR NO : 2023/423
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

MAHKEMESİ :… Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Davanın reddi

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz, haksız rekabet ve maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar vekili ve davalılar …, … ve Dumanlar Ayakkabıcılık Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 07.04.2022 tarih, 2019/3261 E. ve 2022/2950 K. sayılı kararıyla vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Davacılar vekili maddi hatanın düzeltilmesi talepli dilekçesinde; vekâlet ücreti yönünden kararda maddi hata yapıldığını, açıklık bulunmadığını belirterek Daire kararının kaldırılmasını ve dilekçede belirtilen sebeplerle kararın düzeltilmesini talep etmiştir.

Davacılar vekili tarafından kararın maddi hataya dayandığı gerekçesi ile düzeltilmesi istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) “Hükmün tashihi” kenar başlıklı 304 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir :
” (1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. … “

6100 sayılı Kanun’da, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’ndan (1086 sayılı Kanun) farklı olarak kanun yolları arasında karar düzeltme müessesesine yer verilmemiş olup somut dava bakımından 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1086 sayılı Kanun’un 5236 sayılı Kanun ile değiştirilen 440 ıncı maddesinin değişiklikten önceki hükmünün uygulanmasını gerektirir bir hâl de söz konusu değildir.

Dosya içeriğine göre Dairemizce temyiz incelemesi sonucunda verilen kararda maddi hata saptanamadığı gibi maddi hataya dayandığı ileri sürülen hususun hukuki değerlendirmeye ilişkin olduğu ve Yargıtay kararlarına karşı karar düzeltme istenemeyeceği de dikkate alınarak davacılar vekilinin dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekir.

6100 sayılı Kanun’da, istinaf ve temyiz olmak üzere iki olağan kanun yolu öngörülmüştür. Mülga 1086 sayılı Kanun’da düzenlenen karar düzeltme müessesine ise yer verilmemiştir. Buna rağmen birçok dosyanın, “olmayan bu kanun yolu” üzerinden yeniden Yargıtay’a gönderildiği sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Hak arama hürriyeti veyahut mahkemeye erişim hakkı kapsamında Dairemize intikal ettirilen bu tür dosyalar, Dairemiz esasına kaydedilmekle, müteakiben gelen birçok dosyanın, temyiz inceleme sırasını ötelemenin yanı sıra, kararın kesinleşme sürecini de akamete uğratarak lehine karar verilen tarafı da mağdur etmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Dürüst Davranma” kenar başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.” hükmünü amirdir. Dolayısıyla Bölge adliye mahkemelerinin fiilen devreye girmesinden sonra istinaf ve temyiz denetiminden geçen bir kararın her ne ad altında olursa olsun yeniden Yargıtay gündemine taşınması kötü niyetli kanun yolu başvurusu addedilip talebin reddinin yanı sıra, para cezası tayinini de gerektirir. Müzakereler esnasında; “karar düzeltme ve buna bağlı kötü niyetli başvuruyla ilgili bir yaptırım düzenlenmediğinden ceza tayininin hukuka aykırı olacağı” tezi de dile getirilmiştir. Ne var ki olağan kanun yollarından olan temyiz ve istinaf taleplerinin kötü niyetli yapılması hâlinde bile ceza öngören kanun koyucunun, kanunda hiç yer almayan “karar düzeltme” yoluna özel yaptırım getirmemiş olmasının yegane sebebi böyle bir müessesenin kanun metninde yer almamasından kaynaklanmaktadır. Doğal olarak kanun metinleri, bünyesinde düzenleyip tarif ettiği hususlara ilişkin hükümler koyar. Bünyesinde barındırdığı denetim yollarının kötüye kullanılmasını düzenler. Aksi hâl, kanun yapma tekniğine de aykırı düşecektir. Dolayısıyla kanunda hiç yer almayan ve dolayısıyla kötü niyetin en bariz şekilde tezahür ettiği bu hâli yaptırımdan muaf tutmanın kanunun özü ve ruhuyla bağdaşmayacağı şeklinde tezahür eden çoğunluk görüşüyle, dilekçe reddinin yanı sıra cezai müeyyideye bağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, 6100 sayılı Kanun’un “Kötüniyetle istinaf yoluna başvurma” başlıklı 351 inci ve “Kötüniyetle temyiz” başlıklı 368 inci maddelerinin atıfta bulunduğu “Kötüniyetle veya haksız dava açılmasının sonuçları” başlıklı 329 uncu madde metninin özünde, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanıldığı tüm hâlleri kapsadığı anlaşıldığından kötü niyetle maddi hataya dayalı karar düzeltme yoluna başvuran davacı asıllara para cezası verilmesi gerekmiştir.

KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi talepli dilekçesinin REDDİNE,

Bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi üzerine Yargıtayca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi mümkün olmayıp karar düzeltme talebinin kötü niyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun’un 368 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca maddi hataya dayalı karar düzeltme talep eden davacı asılların takdiren 3.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

Para cezasının İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dairenin kesin kararı üzerine davacı vekilince maddi hata nedeniyle kararın düzeltilmesi isteminde bulunulmuştur.

Sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda maddi hata istemi red edilmekle birlikte aynı zamanda davacı aleyhine para cezasına da hükmedilmiştir.

Davacı vekili aleyhindeki para cezasına hükmedilmesine ilişkin çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Talep, 6100 sayılı HMK 304 vd. maddelerinde düzenlenen Yargıtay ilamındaki maddi hatanın düzeltilmesi istemine ilişkindir.

HMK 304 vd. maddelerinde talebin reddi halinde ilgili aleyhinde disiplin para cezasına hükmolunacağına ilişkin herhangi bir düzenlemeye ver verilmemiştir.

Sayın çoğunluk tarafından davacı aleyhinde Yasa’da yer almayan disiplin para cezasına hükmedilmesi, Ceza Hukukunun temel kurallarından olan “suç ve cezada kanunilik” ilkesine aykırıdır.

Davacının talebi HMK 361 vd. maddelerinde düzenlenen temyiz talebi niteliğinde bulunmadığından, davacı aleyhinde HMK 368 maddesi hükümlerinin uygulanması da mümkün değildir.

Kaldı ki HMK 368 maddesinde düzenlenen kötüniyet, TMK 2/2 maddesindeki hakkın suistimali niteliğinde olup, bir hakkın amacına aykırı biçimde, yani hak sahibine yararlı olacak ölçüyü aşarak ya da hiçbir yarar sağlamadığı halde başkalarına zararlı olacak biçimde kullanılmıştır.

Her somut olayda kötüniyetin varlığı kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Davacının isteminde, kötü niyetli olduğuna ilişkin dosya içeriğinde hiçbir veri bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacı aleyhinde disiplin para cezasına hükmolunması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan çoğunluğun bu yönde görüşüne katılamıyorum.