Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/4776 E. 2023/5604 K. 04.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4776
KARAR NO : 2023/5604
KARAR TARİHİ : 04.10.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/2192 E. sayılı dosyalarına konu davaların pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, birleşen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/21 E. sayılı dosyasında ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar Farmalink Sağlık Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti., … ve Zehra Aysun Kezer

vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl ve birleşen davalara yönelik başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar Farmalink Sağlık Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti., … ve Zehra Aysun Kezer vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.04.2023 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davalı … ve birleşen davada davalı … vekili Av.Emine Yücel dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkiline finans sağlaması amacıyla davalı …’nin arkadaşı olan davalı … ile kâr ortaklığı anlaşması yapıldığını, bu anlaşmaya göre davalı …’nin müvekkili şirkete 30.09.2012 tarihinde 50.000,00 USD ve 30.11.2012 tarihinde 50.000,00 USD olmak üzere toplam 100.000,00 USD vereceğini, karşılığında da davalı …’nin müvekkili şirkette kâr ortağı olacağını, 100.000,00 USD’ye karşılık müvekkilinin davalı …’ye ulaştırılması amacıyla davalı …’ye 30.09.2013 vadeli 50.000,00 USD bedelli hamil kısmı boş olan senedin teminat olarak verildiğini, müvekkil tarafından verilen senedin 50.000,00 USD’nin ödenmesi sonucunda iade edileceği yönünde tarafların anlaştığını, davalı …’nin edimini tam olarak yerine getirmediğini, davalı …’den 08.10.2012 tarihinde 24.862,00 USD alındığını, bakiye 25.238,00 USD’nin müvekkiline ödenmediğini, davalı tarafta bulunan ve hamil kısmı boş olan teminat senedinin üçüncü kişilere ciro edilmesi ve takibe konulması ihtimali olduğunu ileri sürerek müvekkilinin dava konusu senedin 25.238,00 USD’lik kısmından dolayı borçlu olmadığının tespitine, senet aslının müvekkili şirkete teslim edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili birleşen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/2192 E. sayılı dava dilekçesinde; asıl davada belirtilen vakıaları aynen tekrar ederek asıl davadaki senet haricinde davalı …’ye ulaştırılması amacıyla davalı …’ye 30.09.2014 vade tarihli 50.000,00 USD bedelli hamil kısmı boş olan senedin teminat olarak verildiğini, müvekkil tarafından verilen senedin 50.000,00 USD’nin ödenmesi sonucunda iade edileceği yönünde tarafların anlaştığını, davalı …’nin edimini tam olarak yerine getirmediğini, davalı …’den 14.11.2012 tarihinde 24.000,00 USD alındığını, bakiye 26.000,00 USD’nin müvekkiline ödenmediğini, davalı tarafta bulunan ve hamil kısmı boş olan teminat senedinin üçüncü kişilere ciro edilmesi ve takibe konulması ihtimali olduğunu ileri sürerek müvekkilinin dava konusu senedin 26.000,00 USD’lik kısmından dolayı borçlu olmadığının tespitine, senet aslının müvekkili şirkete teslim edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davacılar Farmalink Sağlık Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti., … ve Zehra Aysun Kezer vekili birleşen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/21 E. sayılı dava dilekçesinde; asıl dava ve birleşen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/2192 E. sayılı dava dosyasına konu senetlerin hamil kısımları davalı tarafça doldurularak İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün 2014/26102 E. ve 2014/26101 E. sayılı dosyaları ile müvekkilleri aleyhine icra takibine girişildiğini, müvekkillerinin davalı alacaklı … ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, müvekkillerinin 30.09.2013 vadeli senet için haciz tehdidi altında alacaklı vekiline 28.000,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün 2014/26102 E. sayılı dosyası ile takibe konulan 30.09.2013 vadeli 50.000,00 USD bedelli senedin 25.238,00 USD (58.552,00TL)+28.000,00 TL’lik kısmından dolayı borçlu olmadığının tespitine, senet aslının müvekkillerine teslimine, İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün 2014/26101 E. sayılı dosyası ile takibe konulan 30.09.2014 vadeli 50.000,00 USD bedelli senedin 26.000,00 USD’lik kısmından dolayı borçlu olmadığının tespitine, senet aslının müvekkillerine teslimine karar verilmesini talep etmiş, davacılar vekili 14.03.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile haciz tehdidi altında İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün 2014/26102 E. sayılı dosyasına 149.641,04 TL, İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün 2014/26101 E. sayılı dosyasına 141.407,87 TL ödeme yapmak zorunda kalındığını ileri sürerek toplam 291.048,91 TL’nin istirdadını talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Asıl davada ve birleşen 2014/2192 E. sayılı davada davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça delil olarak sunulan protokol, senet ve kâr dağıtım planı fotokopisinde müvekkilinin adı ve imzası bulunmadığından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, söz konusu belgelerde tarih olmadığı gibi davalı …’nin de imzası bulunmadığını, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı … cevap vermemiştir.

3.Birleşen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/21 E. sayılı dava dosyasında davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının soyut ve dayanaktan yoksun olduğunu, imza inkarında bulunulmadığını, senedin sebepten mücerret olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli hamil konumunda bulunduğunu, senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair kayıt bulunmadığını, davacının iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, senedin malen kaydı ile düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava ve birleşen 2014/2192 E. sayılı dava dosyasında davalı … ve …’nin ilgili senetlerde herhangi bir sıfatlarının bulunmadığı, takip taleplerinde de yer almadıkları, lehdar kısımları boş olan senetlerin doldurulmak suretiyle tedavüle konulduğu, alacaklı veya borçlu olduklarına dair delil bulunmadığı gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, birleşen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/21 E. sayılı dava dosyasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 778 inci maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendine göre bonolarda da uygulanma olanağı bulunan aynı Kanun’un 680 inci maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesinin mümkün bulunduğu, açık bono düzenlenmesi durumunda açık bononun aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının kural olarak hamile karşı ileri sürülemeyeceği, hamilin senedi iktisabı sırasında kötü niyetli veya ağır kusurlu bulunduğunun ispat edilmesi durumunda hamile karşı ileri sürülebileceği, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat külfetinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci maddesine göre yazılı delille olmak kaydıyla davacı keşideciye ait olduğu, 6102 sayılı Kanun’un 687 nci maddesi gereğince davacı keşidecinin, lehdar ile arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri davalı hamile karşı ileri sürebilmesi için bu davalının bonoları iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği, kötü niyetli olduğunu kanıtlaması gerektiği, davacıların açık bononun aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve hamilin kötü niyetli olduğunu yazılı delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/2192 E. sayılı davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, birleşen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/21 E. sayılı davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar Farmalink Sağlık Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti., … ve Zehra Aysun Kezer vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar Farmalink Sağlık Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti., … ve Zehra Aysun Kezer vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişilerce davacı şirketin defter ve kayıtlarında inceleme yapılırken senet lehdarı ile müvekkilleri arasında ticari ilişki olup olmadığının yeterince incelenmediğini, müvekkili şirketin … ile yaptığı anlaşma uyarınca teminat olarak boş senet verdiğini, boş senetlerin müvekkilinin rızası hilafına kötü niyetli olarak davalı tarafça doldurulduğunu, müvekkillerinin … ve Güljan Samarbekowa’yı tanımadığını, bilirkişi raporunda sadece dosyaların birleştirildiğinden bahsedildiğini, uyuşmazlık konusu olarak 2014/2182 E. sayılı dosyanın değerlendirilmesi yapıldığını, açılan davaların niteliği ve birleşen 2015/21 E. sayılı dosyada haciz tehditi altında ödeme yapılmak zorundan kalındığından birleşen bu davanın ıslah ile istirdat davasına dönüştüğünün dikkate alınmadığını, bilirkişilerce müvekkili şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulduğunun kabul edildiğini, … tarafından müvekkiline banka havalesi yoluyla değil Kapalı Çarşı’da elden nakit olarak 24.000,00 USD ve 24.862,00 USD olmak üzere toplam 48.862,00 USD verildiğini, müvekkili Zehra Aysun Kezer’in bu paraları aynı gün şirket hesabına yatırdığını, bilirkişilerin defter incelemesinde Zehra Aysun Kezer’in şirket hesabına yatırdığı paralarla …’nin ödemelerinin örtüştüğünü gördüğünü, müvekkillerince alınan paralar açıkça beyan edilip ödenmeyen kısımlar için dava açtıklarını, e-posta yazışmaları iddialarını ispat etmesine rağmen İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde değerlendirme dışı bırakıldığını, e-posta yazışmalarında Mehmet Mutih Labadibi’nin aradaki borç ilişkisini kabul ettiğini, ikinci senedin kendi ağabeyinde olduğunu, ağabeyinin de …’nin ikinci senet bedeli olan finansmanı müvekkillere tam olarak ödememesi nedeniyle …’ye teslim etmediğini açıkça yazdığını, kalan 51.138,00 USD ödenmemiş olmasına rağmen kâr payının müvekkillerince ödendiğini, tüm bu yazışmaların senet ve alınan para konusunu …’nin yönettiğini ortaya koyduğunu, senetlerin lehdarı konusunda yeterli araştırma yapılmadığını, … ile … arasında bir ilişki bulunup bulunmadığı, senet alacaklısı olarak … adlı bir kişiye teslim edilip edilmediği ile ilgili bilgi kendilerince bilinmemekle beraber bu hususun yurt dışı giriş kayıtları celp edilerek incelenmediğini, davalıların bu üçüncü kişilerle bağlantılı olduklarını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, yaptıkları suç duyurusu üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/6837 sayılı dosyası ile yürütülen soruşturmanın sonucunun beklenmediğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/21 E. sayılı dosyasında 6102 sayılı Kanun’un 778 inci maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendine göre bonolarda da uygulama olanağı bulunan 680 inci maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesinin mümkün bulunduğu, açık bono düzenlenmesi durumunda açık bononun aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının kural olarak hamile karşı ileri sürülemeyeceği, hamilin senedi iktisabı sırasında kötü niyetli veya ağır kusurlu bulunduğunun ispat edilmesi durumunda hamile karşı ileri sürülebileceği, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat külfetinin 6100 sayılı Kanun’un 201 inci maddesine göre yazılı delille olmak kaydıyla davacı keşideciye ait olduğu, 6102 sayılı Kanun’un 687 nci maddesi gereğince davacı keşidecinin, lehdar ile arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri davalı hamile karşı ileri sürebilmesi için bu davalının bonoları iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini, kötü niyetli olduğunu kanıtlaması gerektiği, davacıların açık bononun aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve hamilin kötü niyetli olduğunu iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı, delil listelerinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığı, asıl ve birleşen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/2192 E. sayılı dava dosyasında davalı olarak gösterilen … yönünden yapılan incelemede davalı …’nin taahhüt ettiği iddia edilen 100.000,00 USD’ye karşılık davacı şirketin davalı …’ye ulaştırılması amacıyla davalı …’ye 30.09.2014 vade tarihli 50.000,00 USD bedelli bir adet hamil kısmı boş senedi teminat olarak verdiği iddiası ile hakkında dava açılmış olup bu davalının senedin diğer davalıya ulaştırılmasını temin dışında davacıya borçlu olduğuna ilişkin bir iddia ileri sürülmediği gibi davalının dava konusu senetlerde ciranta ve lehtar sıfatının olmadığı, takip yapması gibi bir durum bulunmadığı, davalı hakkında husumet yokluğundan verilen kararın yerinde olduğu, davalı … de dava konusu senetlerde lehtar ve ciranta olmayıp onun tarafından da yapılan bir takibin söz konusu olmadığı, bu davalının şirket ortağı olmak için taahhüt ettiği USD cinsinden para sebebiyle teminat senedi verildiği ancak davalının taahhüt ettiği miktarı kısmen ödediği, bakiye taahüdünü ödemediği, kendisine kar payı ödendiği iddiası ile dava açıldığı, davalıya teminat amaçlı verildiği iddia edilen lehtar kısmı boş senetlerin üçüncü kişilerce takibe konulduğu iddiası ile senet lehtarlarına karşı açılan (birleştirilen) davalar bulunduğu, davalı …’nin açık senetlerde ciranta veya takip alacaklısı konumunda olmadığından kararın usul ve kanuna uygun bulunduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar Farmalink Sağlık Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti., … ve Zehra Aysun Kezer vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar Farmalink Sağlık Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti., … ve Zehra Aysun Kezer vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ve resen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını ve davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, teminat olarak verildiği iddia olunan senetlerin lehdar kısmının davacıların rızası hilafına doldurularak takip konusu yapıldığı iddiasına dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanunu’nun 778 inci maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi, 680 ve 687 nci maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 201 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar Farmalink Sağlık Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti., … ve Zehra Aysun Kezer vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.