YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5621
KARAR NO : 2023/5971
KARAR TARİHİ : 18.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili banka Reşadiye Şubesi’nin 70363 nolu DM cinsinden ve 68146 nolu USD cinsinden döviz tevdiat hesapların mudisi bulunduğunu, müvekkili banka şubesinin memuru …’ın haksız eylemleri sonucunda davalının sözkonusu hesaplarından davalı lehine müvekkili banka aleyhine haksız ve yersiz ödemeler yapılmış olduğunu ileri sürerek, müvekkili banka alacağı olan 94.850,00 DM ve 1.590,00 USD’nin haksız kullanım tarihinden itibaren müvekkili bankanın açık kredilere uygulamış olduğu faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 83 üncü maddesi uyarınca fiili ödeme günündeki müvekkili banka döviz satış kuru üzerinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, imzaların müvekkiline ait olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 10.09.2013 tarih, 2007/31 E., 2013/554 K. sayılı kararı ile; davalının bankayı zarara uğratan …’la herhangi bir iştirakının veya işbirliğinin bulunduğuna dair herhangi bir bilgi yahut iddia bulunmadığı, usulsüz olarak mudinin hesabına yatırılıp çekilen dövizlerden 18.07.2004 tarihli 5.500,00 DEM’lik işlem, 23.10.1995 tarihli 3.000,00 DEM’lik işlem ve 1.580,00 USD’lik işlemlerin davalı tarafından yapıldığı, davalı mudinin hesabına … tarafından usulsüz olarak yansıtılan paraların, davalı tarafından hesaptan çekildiği bilirkişi raporunda belirtilen işlemler dışında tespit edilemediği, öte yandan … tarafından yapıldığı iddia olunan usulsüz işlemlerde yüklü miktarlarda döviz hareketliliği olduğundan bu gibi usulsüzlüklerde davalı gibi döviz ticaretiyle uğraştığı ve hesap hareketliliği olduğu, dosyaya yansıyan mudilerin hesaplarının gerçeği manipüle için daha elverişli olduğu, yabancı para borcu için fiili ödeme günündeki değer üzerinden ödeme talep edildiğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 99 uncu maddesi (818 sayılı Kanun’un 83 üncü maddesi) uyarınca fiili ödeme günündeki rayiç değer üzerinden Türk Lirası karşılığının ödenmesine, DEM para birimi günümüzde mevcut olmadığından bilirkişi raporunda belirtilen Euro karşılığı üzerinden oranlama yapılarak hükmedilen miktarın euro karşılığının nazara alındığı, ülkemizde yüksek enflasyon sebebiyle TL’nin değerini kaybetmesi yüzünden döviz fiyatlarının yükseldiği, bu sebeple paranın değer kaybına uğramaması amacıyla yatırım ve borçların döviz üzerinden yapıldığı, davacı tarafın fiil ödeme günündeki rayiç değer üzerinden talebi kabul edildiğinden bilirkişi raporu doğrultusunda ayrıca faize hükmedilemeyeceği, zira faize hükmedilmesi halinde davalının olay sebebiyle elde ettiği değerin çok daha üzerinde bir miktarı ödemek zorunda kalacak olup bu durumda hakkaniyete aykırı sonuçlar doğacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 8.500,00 DEM (4.348,88 Euro) ve 1.580,00 USD’nin fiili ödeme günündeki rayiç değeri üzerinden Türk lirası karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 08.05.2014 tarih, 2014/522 E., 2014/8796 K. sayılı kararıyla hükmün onanmasına karar verilmiş, onama kararına karşı davacı vekilince karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 26.05.2015 tarih, 2015/5635 E., 2015/7084 K. sayılı kararıyla; davacı tarafın dava dilekçesinde haksız kullanım tarihinden itibaren faiz talebinde bulunduğu ve faize hükmedilebileceği halde, Mahkemece TL’nin değerini kaybettiği, döviz fiyatlarının yükseldiği, davacının fiili ödeme günündeki rayiç değer üzerinden talebinin kabul edildiği, faize hükmedilmesi durumunda davalının olay nedeniyle elde ettiği değerin çok üzerinde ödeme yapmak zorunda kalacağı gibi yerinde olmayan gerekçelerle, faiz isteminin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı vekilinin buna ilişen karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairenin 08.05.2014 tarih 2014/522 E., 8796 K sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası belirtilen karar ile; yargılamanın devamı sırasında davalı …’ün 28.11.2014 tarihinde vefaat ettiği, en yakın yasal mirasçıları Selma Gürüf, … ve … tarafından mirasın reddedildiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 612 nci maddesi uyarınca terekenin iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi için Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunulduğu ancak davada davalının terekenin aktifinde herhangi bir menkul, gayrimenkul ve para da olmaması nedeniyle tasfiye konusunda karar verilmesine yer olmadığına kararı verildiği ve son olarak terekeye temsilci atanması için de Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davada da temsilci atanmasını gerektirecek murise ait tereke mevcudunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, verilen kararın Yargıtayca onanmak suretiyle kesinleştiği, bu nedenlerle davalının bütün mirascılarının mirası red etmiş olmaları, açılan terekenin tasfiyesine yönelik davadan sonuç alınamaması ve terekeye temsilci atanması davasının da reddilmesi dikkate alındığında ortada aslen, veraseten veya temsilen davayı takip edilebilecek, davalı sıfatına haiz kimse kalmadığından davalının ölümü sonrasında davada tüm hukuki yollara başvurulmasına rağmen taraf teşkilinin sağlanamadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve araştırma neticesinde hukuka aykırı olarak karar verildiğini, müvekkili bankanın maddi zararının bulunduğunu, her ne kadar davalılar mirası reddetse de alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, aksi kanaatte olunsa dahi davanın …’a ihbar edilmesi gerektiğini ileri sürerek ve re’sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini
istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi
3.Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Alınmadığı anlaşılan 269,85 TL temyiz ilam harcı ile 1.330,20 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.