Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2011/11302 E. 2011/2171 K. 03.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11302
KARAR NO : 2011/2171
KARAR TARİHİ : 03.10.2011

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 02.02.2001
Esas-Karar No : 2010/917-2011/101

Taksirle yaralamaya sebep olmak suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89/1, 62/1, 52/2. maddeleri uyarınca 1.500, 00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın sürücü belgesinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/6. maddesi gereğince 3 ay süre ile geri alınmasına dair Karaman 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/02/2011 tarihli ve 2010/917 esas, 2011/101 sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre;
1- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/6-c maddesinde, “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir.” seklinde düzenlenen şartın sanık tarafından yerine getirilmediği nazara alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarından birisi oluşmadığı,
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/6. maddesinde sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin kararın hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe gireceği ve süresinin cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlayacağı hususunun yer aldığı, mahkemece verilen mahkumiyet kararı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin uygulandığı, dolayısıyla açıklanmış ve kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığından sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin güvenlik tedbirinin ancak hükmün açıklanmasından sonra kararın kesinleşmesiyle yürürlüğe gireceği, mahkumiyet hükmü açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık hakkında uygulanan sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin güvenlik tedbirinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, hususlarının gözetilmemesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 27.05.2011 gün ve 30562 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.06.2011 gün ve 2011/215539 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı TCK’nın 89/1, 62/1, 52/2.maddeleri uyarınca 1500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hakkındaki hükmün 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve TCK’nın 53/6. maddesi uyarınca 3 ay süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin Karaman 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 02.02.2011 gün ve 2010/917 – 2011/101 sayılı karara karşı Adalet Bakanlığınca, zarar tazmin edilmediğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşulunun gerçekleşmediği ve 5237 sayılı TCK’nın 53/6. maddesi ile ilgili uygulamanın da hükmün içeriğine dahil olması nedeniyle, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hüküm içinde yer alması gerektiği gerekçeleriyle, Karaman 2. Sulh Ceza Mahkemesi kararına karşı kanun yararına bozma kanun yoluna başvurulmuştur.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bünyesinde biri açıklanmaması nedeniyle henüz hukuki varlık kazanmayan, bu niteliği itibariyle de gerek olağan gerekse olağanüstü kanun yolları denetimine konu olamayacak hüküm ile, bu hükmün hukuki varlık kazanmasını belirli bir süre engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından oluşan iki ayrı kararı barındırmaktadır.
5237 sayılı TCK’nın 53/6. maddesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra uygulanması, hangi sırada yapılmış olursa olsun bu güvenlik tedbirinin hükmün içeriğine dâhil olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği ve hüküm açıklanmadığı sürece infaz edilemeyeceği, esasen kanun yollarına ilişkin tüm başvuruların da uygulama sırası nedeniyle doğan tereddüdün giderilmesini sağlamaya yönelik olduğu nazara alındığında, Adalet Bakanlığının bu nedene dayalı kanun yararına bozma isteminin yerinde olmadığı ancak, dosya kapsamından suçun işlenmesi ile mağdurun ve kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle giderilmediği saptandığından 1 nolu bozma isteğinin yerinde olduğu ve bu nedene dayalı olarak kanun yararına bozma isteminin kabulü gerektiği anlaşılmaktadır.
Sonuç; Açıklanan nedenlerle,
Adalet Bakanlığının Karaman 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2011 gün ve 2010/917 2011/101 sayılı kararına yönelik ;
a) 2 no’lu kanun yararına bozma talebinin 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE;
b) 1 no’lu kanun yararına bozma sebebi incelenen dosya kapsamı itibariyle yerinde görüldüğünden, Karaman 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2011 gün ve 2010/917 – 2011/101 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.