YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12200
KARAR NO : 2012/8260
KARAR TARİHİ : 26.03.2012
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Uygulama: TCK’nın 89/1, 2-b-e, 62, 51/1-3. maddeleri uyarıncamahkumiyet-erteleme
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafi ve üst Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir ancak;
1- Dosya arasında bulunan ve hükme esas alınan, makine mühendisi/trafik ve iş güvenliği uzmanı olan bilirkişi tarafından düzenlenen 06.06.2007 tarihli raporuna göre sanığın, asli bilahare mahkemece yapılan keşifte bulunan polis eğitim bölge müdürlüğünde şube müdürü olan bilirkişi tarafından düzenlenen 09.02.2009 tarihli rapora göre tali kusurlu olduğu belirtilmekle, mahkeme mahkeme tarafından sanığın asli kusurlu olduğunu belirten rapora hangi gerekçe ile itibar edildiği belirtilmeden asli kusurlu kabulü ile katılanın aşamalardaki beyanları arasında çelişki bulunması karşısında, sanığın tali kusurlu da olabileceğinden hareketle, her iki bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesi veya Teknik Üniversitelerin öğretim görevlilerinden ya da Karayolları Genel Müdürlüğü uzmanlardan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
2- İki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt sınırı da nazara alınmak suretiyle, uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği nazara alınmadan, mahkemenin kabulüne göre, asli kusurlu hareketi ile katılanın kemik kırığı ve hayati tehlike oluşacak şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında asgari hadden ayrılarak temel ceza tayini gerektiğinin dikkate alınmaması,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve Üst Cumhuriyet savcısı temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeblerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 26/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.