YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13283
KARAR NO : 2011/8419
KARAR TARİHİ : 15.12.2011
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 25.02.2008 tarihli Ek Karar
Esas-Karar No : 2007/1414-20071120
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/3, 62, 52. maddeleri uyarınca 500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Karşıyaka 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 07/09/2007 tarihli ve 2007/1414-1120 sayılı kararının infazı sırasında, 08/02/2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı yönündeki talep üzerine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ve infazın devamına ilişkin aynı Mahkemenin 25/02/2008 tarihli ve 2007/1414-1120 sayılı ek kararı ile ilgili olarak;
08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ilâ 101 inci maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak, hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir.” şeklindeki düzenleme karşısında sanık hakkındaki değerlendirmenin duruşmalı yapılması gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 30.05.2011 gün ve 30977 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.06.2011 gün ve 2011/225556 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke sathında uygulama birliğine ulaşılmasını sağlama amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu denetimin konusu, maddi ve yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklardır. Ancak, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır; her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Nitekim, yasa yolunun bu özelliği nedeniyle, hakimin takdirini hatalı kullanmasına
ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklar olağan bir denetim yolu olan temyiz incelemesi sırasında dikkate alınabilecek ise de, kanun yararına bozma istemine konu edilemezler, nitekim; 14.11.1977 gün ve 3/2 sayılı İBK’da da, erteleme istemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir kararı kapsayan, ya da yasal gerekçe gösterilmeden bu isteklerin reddine ya da kabulüne ilişkin olan ve temyiz edilmeden kesinleşmiş bulunan hükümlere karşı, kanuna aykırılıkta bulunulduğundan bahisle, yazılı emir kanun yoluna başvurulamayacağının açıkça belirtildiği, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, maddedeki objektif ve subjektif şartların gerçekleşmesi yanında, “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaate” ulaşılması gerektiği, dolayısıyla müessesenin uygulanıp uygulanmaması yönünde hakimin subjektif kanaatinin önem taşıdığı, 6008 sayılı Kanun ile 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasına eklenen “sanığın kabulü şartı”nın da müessesenin hukuki niteliğini değiştirdiği, kesin hükmün otoritesini kaldıran kanun yararına bozma kanun yoluna başvurulduğunda, CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) ve (b) bentlerindeki hallerde yeniden yargılamanın kabul edildiği, diğer hallerde ilgili dairece karar verilmesinin zorunlu olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının değerlendirilmediğine yönelik bir kanun yararına bozma istemi üzerine, maddenin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen yeniden yargılama şartlarının bulunmadığı, bu müessese konusunda karar verme yetkisinin de münhasıran hükmü veren mahkemeye ait bulunması nedeniyle, Yargıtay’ca karar verilemeyeceği, taktire ilişkin bu hususun kanun yararına bozma istemine de konu edilmeyeceği anlaşıldığından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, Adalet Bakanlığının, Karşıyaka 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25.02.2008 tarihli ve 2007/14141-1120 sayılı ek kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.