Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2011/1670 E. 2011/4229 K. 02.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/1670
KARAR NO : 2011/4229
KARAR TARİHİ : 02.11.2011

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 85/2, 62, 53/6, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet.

Taksirle öldürme suçundan sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmü sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sanığın kusursuz olduğuna ve eksik inceleme yapıldığına ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Olay günü 09.45 sıralarında, sanık …’in kullandığı kamyon ile …’ün kullandığı servis aracının Muallimköy ışıklı kavşağında çarpışmaları sonucu servis aracında bulunan …’in öldüğü ve 27 kişinin de yaralandığı olay da; servis aracında bulunan mağdurların büyük bir kısmının ve tanıkların servis aracının yeşil ışıkta geçtiğini beyan ettikleri bu doğrultuda mahkemece sanığın aracıyla kırmızı ışıkta geçerek kaza yaptığının kabul edilmesine karşın sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanmamak suretiyle eksik ceza tayini
2- Suçun bilinçli taksirle işlendiği de dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 7/2, 5252 sayılı TCK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca, suçun işlendiği zamandaki yasa ile sonradan yürürlüğe giren yasanın ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki yasaya göre hükmedilecek cezalar belirlendikten sonra, sanığın lehine olan yasanın tespiti ile denetime olanak verecek biçimde bu durumun hükmün gerekçesine yansıtılması suretiyle karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, isteme uygun olarak hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, 02.11.2011 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ:
Dairenin yukarıda belirtiği bozma sebeplerine aşağıda belirteceğimiz nedenlerden dolayı katılmamaktayız
1-Birinci bozma sebebi suç vasfına yönelik olmayıp sadece cezanın artırılmasına ilişkin olup aleyhe de temyiz bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir bozmaya gerek yoktur. Eleştiri konusu
yapılıp onanabilirdi.
2-İkinci bozma sebebine gelince
a-Davanın geldiği bu aşamada böyle bir bozma da yapılmamalı. Çünkü sanık hakkında TCK’nın 455/2. maddesine muhalefetten kamu davası açılmış, mahkeme yargılamayı 1 Haziran 2005 tarihine kadar bitiremediğinden bu tarihte yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 85/2. maddesine göre hüküm kurmuştur. 765 sayılı TCK’nın 455/2. maddesi 4 yıldan 10 yıla kadar hapis ve adli para cezası, 5237 sayılı TCK’nun 85/2.maddesinde ise 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngörmüştür. Mahkeme de “hapis cezasının alt sınırı itibari ile 5237 sayılı Kanunun 85/2.maddesinin uygulanmasının sanık yönünden daha lehe sonuç doğuracağı kanaatine varıldığından sanık hakkında TCK’nın 85/2.maddesi gereğince cezalandırılması, sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tertibi yoluna gidilmiştir.” gerekçesiyle yeni TCK’nuna göre hüküm kurmuştur. Dolayısıyla mahkeme eski TCK’na göre hüküm kurmuş olsaydı 5 yıl hapis ve adli para cezasından hüküm kuracaktı. Yargıçlar heyetinin sicillerinden öğrendiğimize göre de her biri meslekte 20 yılı doldurmuş yargıçlardır. Bu yargıçların bu hükmü bilmediklerini söyleyemeyecek olduğumuza ve mahalline gittiğinde de heyet biz 765 sayılı TCK’nın 455/2. maddesine göre hüküm kurup 4 yıl hapis cezası verecektik demeyeceklerine göre mahalli mahkemeyi uğraştırmanın anlamı yoktur ki bu da davanın zamanaşımına uğratılması demektir.
b-5252 sayılı Kanunun 9/3.maddesinde belirtilen lehe kanun değerlendirmesi genel bir ilkeyi ortaya koymakta önceki ve sonraki kanunların kararda ayrı ayrı hüküm kurularak gösterilmesini öngörmemektedir. Ayrıca CMK’nın da böyle bir hüküm yoktur. Ortada lehe karşılaştırmayı yapmayı gerektirecek birçok madde yoktur. Her iki kanun bakımından da en fazla 1/6 oranında takdiri indirim uygulanabilir. Sanık tam kusurlu. Belki başka suçlar için birkaç tane oranları ayrı artırım ve indirim sebepleri olduğu zaman karşılaştırmayı yapmak gerekebilir.
3-Çoğunluk görüşünün yerinde olduğunu düşünsek bile, haksız kararın kaldırılması demek olan bozmanın işe yaraması, yani sonunda başka ve haklı bir karar verilebilmesi lazımdır. Eğer başka bir karar verilemeyecekse, bozmanın da manası yoktur.
Açıkladığımız bu düşünceler dolayısıyla sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayız.