YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/4565
KARAR NO : 2011/8139
KARAR TARİHİ : 13.12.2011
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK’nın 89/1, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet, erteleme
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii ve Üst Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
Sanığın geçmişi, fiilden sonraki ve yargılama sırasındaki gözlemlenen davranışları aleyhe değerlendirilerek TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildikten sonra, aynı gerekçeler lehe değerlendirilerek tayin edilen cezanın ertelenmesine karar verilmek suretiyle gerekçede çelişkiye neden olunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ile Üst Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeple BOZULMASINA, 13.12.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Mahkeme 20.2.2008 tarihli kararı ile “Sanığın TCK’nun 89/1.maddesi gereğince 3 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın geçmişi, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki gözlemlenen davranışları, savunmasının yakalama emri ile alınabilmiş olması, cezanın sanığın üzerindeki olası etkileri bir arada değerlendirildiğinde TCK’nun 62.maddesi uyarınca sanığın cezasından takdiren indirim yapılmasına yer olmadığına, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olması sebebiyle CMK’nu 231.maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına, sanığın geçmişteki sabıkasız hali ve suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gözlemlenen pişmanlığı nazara alınarak cezanın ertelenmesi halinde ileride tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu kanaat hasıl olduğundan sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının TCK’nun 51/1.maddesi uyarınca ertelenmesine, 1 yıl denetim altında tutulmasına, denetim süresinde herhangi bir yükümlülük ve uzman görevlendirilmesine yer olmadığına” karar vermiştir.
Karar bir sebebe dayanmayan gerekçe ile sanık ve TCK’nun 62.maddesindeki takdiri indirim gerekçesi ile 51 maddesindeki ertelenmesine karar verilme gerekçelerinin kendi içerisinde çelişkili olduğu iddiasıyla mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemiz de, “Sanığın geçmişi, fiilden sonraki ve yargılama sırasında gözlemlenen davranışları aleyhe değerlendirilerek TCK’nun 62.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildikten sonra, aynı gerekçeler lehe değerlendirilerek tayin edilen cezanın ertelenmesine karar verilmek suretiyle gerekçede çelişkiye neden olunması” gerekçesiyle oy çokluğuyla kararı bozulmuştur.
Biz aşağıdaki gerekçelerle çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
1- TCK’nun 62.maddesinin uygulanıp uygulanmaması hakimin takdirine bırakılmış bir hükümdür. Bir kere 62.madde dikkatlice okunduğunda görülecektir ki hakim bu maddeyi uyguladığında buna gerekçe göstermesi gerekir. Burada hakimin birkaç kelimeyi kararda yazması fazlalık olarak değerlendirilerek eleştiri yapılarak hükmün onanması gerekirdi.
2- Cumhuriyet savcısının temyizinin lehe veya aleyhe mi olduğu anlaşılamıyor. Sadece Yargıtay’ın klasik bozma kalıplarından gerekçede çelişkiye düşülmesi ifadesi öne çıkıyor. Daire bozmasında da bu hüküm uygulanmalı denmiyor.
3- Bu karar 20.2.2008 tarihinde verilmiş, temyiz edilmemiş olsaydı bir ay sonra karar kesinleşecekti ve ertelenen bu hüküm bir yıl sonra 20.03.2009 tarihinde infaz edilmiş olacaktı. Dolayısıyla bu konuda bilgilendirilmeyen sanığın lehine kullandığını sandığı hakkı nedeniyle aleyhine işleyecek ve dosya Yargıtay ile mahalli mahkeme arasında gidip gelecektir. Karar tarihinden 5 yıl geçtikten sonra esaslı olmayan bir sebepten kararın bozulmaması gerekirdi.
4- Çoğunluk görüşünün yerinde olduğunu düşünsek bile, haksız kararın kaldırılması demek olan bozmanın işe yaraması, yani sonunda başka ve haklı bir karar verilebilmesi lazımdır. Eğer başka bir karar verilemeyecekse, bozmanın da manası yoktur. Büyük bir ihtimalle mahalli mahkeme gerekçesini düzeltip 62.maddenin uygulanmasının takdiren yer olmadığına karar verecektir.
Tüm açıkladığımız bu nedenlerden dolayı mahalli mahkeme kararının eleştirilerek onanması gerektiğini düşündüğümüzden çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak etmiyoruz.