YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5011
KARAR NO : 2011/3346
KARAR TARİHİ : 19.10.2011
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Mağdur …’un düşerek yaralanması olayı sebebiyle yapılan soruşturma evresi sonucunda İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/07/2010 tarihli ve 2010/7548 soruşturma, 2010/3978 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesi başkanınca verilen 2010/797 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, mağdurun çalıştığı bina inşaatının 4. katından düşerek yaralandığı olayda, olayın meydana gelmesinde başkasına izafesi mümkün kusur ve kasıt belirlenemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini hiç yerine getirmediği, ortada kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 17/04/2011 gün ve 19872 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/05/2011 gün ve 175504 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
İncelenen dosyada yakınanın soruşturma aşamasında emniyet makamlarına verdiği 17.06.2010 tarihli ifadesinde; İskenderun ismet inönü mahallesi Toki lojmanları inşaatında çalıştığı 4. kat balkonundaki ahşap panoyu kaldırmaya çalıştığı sırada dengesini kayberek 4. kattan aşağı düşüp sağ ayak ve belinde kırık oluştuğunu, bu olay nedeniyle birlikte çalıştığı kişiler ile şirket yetkililerinden şikayetçi olmadığını belirtmiştir. İskenderun C. Başsavcılığınca yakınanın ifadesi, olaya tanık olan iki işçinin ifadesi alınmakla birlikte, yakınanın bildirdiği bu olay ile ilgili şüpheli şahıs veya şahısların araştırılması ve bu yönde bir inceleme yapılmadan, yakınma hakkında yakınanın soruşturma aşamasından şikayetinin bulunmadığı ve olay nedeniyle başkasına izafesi mümkün kusur veya kasıt belirlenemediği gerekçe gösterilerek 05.10.2010 tarih ve 2010/7548 esas- 2010/3978 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinin açıklanarak, kararın yakınana tebliğ edildiği, itiraz üzerine dosyayı inceleyen mercii Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/797 sayılı değişik iş sayılı kararında ise ise mağdurun şikayetinin bulunmadığı olayın meydana gelmesinde başkasına izafesi mümkün kusur veya kastın belirlenemediği gerekçe gösterilerek itirazın reddine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde, “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” hükmünün yer aldığı, anılan Kanun’un 172. maddesinde ise; cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.
Anılan düzenlemede amaçlanan husus şüpheli konumunda olan şahısların mükerrer soruşturmalara maruz bırakılmaması olayla ilgili sorumlu kişilerin net olarak tespitidir. Bu tespit sonrası kovuşturmaya yer olmadığına dair karar şikayetin bulunmaması nedenine bağlanabilecektir.
Cumhuriyet Savcısının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararına karşı yapılacak itirazla ilgili olarak CYY’nın 173/3. maddesinde; “başkan kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder…” ve aynı maddenin 4. fıkrasında; “Başkan istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir” hükümleri yer almaktadır.
Görüldüğü üzere CYY’nın 173. maddesi, C. Savcısının yaptığı ‘soruşturma’ sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının yargısal denetimini düzenlemiş ve merciin yapacağı inceleme sonunda vereceği kararın da kural olarak; “C. savcısının iddianame düzenlemesini sağlama” ya da “kovuşturmama kararının yerinde bulunması” biçiminde sonuçlanmasını öngörmüştür. Ancak bu hükümlerin uygulanabilmesi için C. Savcısının yasaya uygun bir ‘soruşturma’ yapmış olması zorunludur. Başka bir deyişle, C. Savcısı suçla ilgili soruşturmayı yapmasına karşın, merciin karar vermesi için eylemin suç teşkil edip etmediği ya da failin eylemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği konularıyla ilgili olarak bazı hususların da araştırılması, ortaya çıkarılmasına gerek duyduğunda o yer sulh ceza hakimini görevlendirmeli ve sonucuna göre kararını vermelidir.
Açıklanan yasal gerekler karşısında, incelenen dosyada C. Savcısının yakınanın ifadesini alma, ve iki tanığın ifadesini alma dışında CMK’nın kendisine yüklediği soruştumra görevinin hukuki açıdan tam olarak yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı, olayın iş kazası olması itibariyle mağdurun ilerde doğabilecek tüm hakları açısından muhatabı olabilecek konumdaki işveren ve diğer sorumluların net olarak tespitini dahi yapmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi nedeniyle CMK’nın 173/3. maddesi koşulları oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin, C. Savcısının CMK’nın 160 vd. maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulü ile kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılmasına karar vermesi gerekmektedir
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yukarıdaki gerekçelerle yerinde görüldüğünden, Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/797 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.