Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2011/5150 E. 2011/3170 K. 18.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5150
KARAR NO : 2011/3170
KARAR TARİHİ : 18.10.2011

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm C.Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- 5271 sayılı CMK’nın 219/1. maddesine aykırı olarak tutanak tanığı polis memurlarının beyanlarının alındığı 19.09.2006 tarihli iki sayfalık duruşma tutanağının 1.sayfasının mahkeme zabıt katibi tarafından imzalanmaması,
2- 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farlılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulünün gerektiği anlaşılmaktadır.
İncelenen dosyada; sanığın arkadaşları ile alkol aldıktan sonra yönetimindeki araçla sigara almak üzere dinlenme tesislerine gittiği ve sarhoş olduğuna dair ilk ifadesi, 07.06.2006 tarihli polis memurları tarafından tanzim edilen tutanakta, aracın dinlenme tesisleri önündeki karayolu üzerinde ters istikamette, çalışır vaziyette ve sanığın da içerisinde sızmış şekilde bulunduğunun belirtilmesi ve duruşmada yeminli beyanları alınan polis memurlarının tutanak içeriğini doğrular anlatımda bulunmaları, sanığın izin vermemesi nedeniyle alkolmetreyle ölçüm yapılamaması ve düzenlenen doktor raporunda sanığın aşırı alkollü olduğunun ifade edilmiş olması karşısında,

sanığın aracıyla dinlenme tesislerinin önündeki Denizli-Afyon karayoluna geldiği, aşırı alkollü olmasının etkisiyle araç içersinde sızdığı, aracının karayolu üzerinde, çalışır vaziyette, ters istikamette ve trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde bulunduğu, böylece aşırı alkollü sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybederek araç kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği ve mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, delillerin takdirinde yanılgıya düşerek yazılı gerekçelerle sanık hakkında beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 18.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.