Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2011/5160 E. 2011/3168 K. 18.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5160
KARAR NO : 2011/3168
KARAR TARİHİ : 18.10.2011

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik Güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 179/2, 58/6-7, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet.

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle,
Sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyetinin olduğu anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmama” koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1-Oluş ve dosya kapsamına göre, katılan …’ın yönetimindeki otomobiliyle seyir halindeyken ışıklı kavşakta kırmızı ışık yanması üzerine aracını durduğu esnada, arkadan aynı istikamete otomobiliyle gitmekte olan sanığın, hızını azaltmaması ve takip mesafesini korumaması şeklinde gelişen taksirli eylemiyle katılanın aracına arkadan çarptığı, çarpma sonucu katılanın otomobilinin arka plaka korkuluğunun kırıldığı ve arka tamponun ortasında çizik oluştuğu, sanığın otomobilinin ön tamponunda hafif çizik meydana geldiği, sanığın katılanın otomobiline çarptıktan sonra aracıyla geri geri gidip arka sokaklardan dönerek kaza mahallini terkettiği olayda, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 179/2. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturmayacağı, zira 5237 Sayılı TCK’nın 179. maddesinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, bu maddenin 2. fıkrasında ”kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etmek…” şeklinde tanımlandığı, aynı Kanunun 180.maddesinde ise, trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçunun düzenlendiği ve bu maddede karayolu ulaşım araçlarına yer verilmediği, dolayısıyla 5237 Sayılı TCK’nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun ancak kasten işlenebilen suçlardan olduğu ve bu suçun oluşabilmesi için aracın kasıt ya da olası kasıtla kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından ./.
-2-

tehlike yaratacak bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerektiği, suçun taksirle işlenen biçimine 5237 Sayılı TCK’da yer verilmediği gibi koşulları bulunduğu takdirde eylemin 2918 Sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebileceği ve sanık hakkında unsurları oluşmayan suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı gerekçelerle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre :
1- 5271 sayılı CMK’nın 226/2.maddesi uyarınca iddianamede yer almayan 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanabilmesi için sanığa ek savunma hakkı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve mahkûmiyet hükmünde açıkça hangi hüküm nedeniyle kişinin mükerrir sayıldığı ve hangi mahkûmiyetin tekerrüre esas alındığının belirtilmesi gerektiği halde, sanığın daha önce kesinleşmiş cezası olduğundan söz edilerek sanık hakkında yazılı şekilde 5237 sayılı TCK’nın 58/6-7. maddelerinin uygulanmasına karar verilmesi,
2- Sanığın 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1.fıkrasının a, b, d ve e bentlerinde belirtilen haklardan aynı yasanın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 5237 Sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde belirtilen haklardan kendi alt soyu açısından aynı yasanın 53/3.maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına şeklinde karar verilmesi gerekirken 2 yıl süreyle haklardan yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
3- Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 18.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.