Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2011/7332 E. 2012/408 K. 18.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/7332
KARAR NO : 2012/408
KARAR TARİHİ : 18.01.2012

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Esas-Karar No : 2010/2782 D. İş

Kasten yaralama ve kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etmek suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/09/2010 tarihli ve 2010/27263 (10) soruşturma, 2010/14141 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 22/11/2010 tarihli ve 2010/2782 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, şüphelinin eşi olan müştekinin konuşmalarını cep telefonuna kaydedilmesi ve devam etmekte olan boşanma davasında söz konusu konuşmaları delil olarak mahkemeye ibraz edilmesi iddialarının şüpheli tarafından da kabul edilmesi hususları dikkate alındığında, delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu gibi bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın bu yönden kabulü ile kamu davasının açılmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 17.04.2011 gün ve 19905 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.05.2011 gün ve 2011/175534 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Müşteki … ile eşi şüpheli …’in aralarında boşanma davası devam ederken, müştekinin evin içinde kendisine karşı yaralama suçunu işleyen şüpheliye tepki olarak, hakaret içeren sözler sarf ettiği, şüphelinin de bu sözleri cep telefonuna kaydederek boşanma davasında delil olarak sunduğu gerekçesiyle, şüpheli hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan yapılan şikayet üzerine, Mersin Cumhuriyet savcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, “şüphelinin müştekinin eşi olduğu, kendi aralarındaki konuşmayı kaydetmesinin kişiler arasındaki konuşmaların kayda alınması suçunu oluşturmayacağı” gerekçesiyle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu karara yapılan itirazın da itiraz mercii Tarsus Ağır Ceza Mahkemesince 22/11/2010 tarih ve 2010/2782 değişik iş sayılı karar ile reddine karar verilmesi üzerine, Adalet Bakanlığınca kanun yararına bozma yasa yoluna başvurularak, “şüphelinin eşi olan müştekinin konuşmalarını cep telefonuna kaydedilmesi ve devam etmekte olan boşanma davasında söz konusu konuşmaları delil olarak mahkemeye ibraz edilmesi iddialarının şüpheli tarafından da kabul edilmesi hususları dikkate alındığında, delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği” gerekçesiyle itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu görüşüyle itiraz mercii olan Tarsus Ağır Ceza Mahkemesinin kararının kaldırılması talep edilmiştir.
İncelenen soruşturma evrakında;
Olay tarihinde müşteki ile şüphelinin karı koca oldukları ve aynı evi paylaştıkları, şüpheliye karşı işlenen hakaret suçunun şikayete tabi olması veya yaralama fiiline tepki olarak işlenmesi halinde dahi hakkında dava açıldığında, müştekinin hakaret suçundan cezalandırılıp cezalandırılmayacağının değerlendirilmesi yetkisinin yargılama makamınca yapılacağı, dolayısıyla somut olaydaki özellikler itibariyle kişilerin kendilerine karşı işlenen suçlarla ilgili delilleri toplaması, kayda alması veya muhafaza etmelerinde hukuka aykırı bir durumdan söz edilemeyeceği gibi kanunun özel hayatı korurken konusu suç teşkil eden olaylara karşı bir eylemi korumasız bıraktığından da söz edilemeyeceğinden, şüphelinin mağduru olduğu suçun delillerini toplamaktan ibaret eylemini bu kapsamda CMK’nın 171. maddesi gereğince değerlendirmek suretiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinde ve bu karara yapılan itirazı reddeden ağır ceza mahkemesi kararlarında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan gerekçelerle kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği yerinde görülmediğinden, Tarsus Ağır Ceza Mahkemesinin 22/11/2010 tarih ve 2010/2782 değişik iş sayılı kararına yapılan itirazın kaldırılmasına dair talebin 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince REDDİNE, dosyanın gereği için mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18/01/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.