YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10098
KARAR NO : 2013/5885
KARAR TARİHİ : 11.03.2013
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 85, 22/3, 53/1-2-3.maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.11.2007 gün ve 167/222 sayılı kararında belirtildiği üzere Ağır Ceza Mahkemesi nezdindeki Cumhuriyet savcılarının yargı çevresindeki Asliye ve Sulh Ceza Mahkemelerinin hükümlerine karşı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesi gereğince tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz kanun yoluna başvurabilecekleri, temyiz süresinin görüldü ile değil tefhimle başlayacağı 23.12.2008 tarihinde verilen hükme karşı 15.04.2009 tarihinde yapılan temyiz isteminin süresinde olmadığı anlaşılmakla, Üst Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 310 ve 317. maddeleri uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE;
2- Sanık müdafinin hükme yönelik temyizine gelince;
a- 2.08 promil alkollü olarak eve gelen ve bu nedenle babası olan ölenle tartışan ve babasının kalp hastası olduğunu bilen sanığın babasının yüzüne tükürerek bir birlerine birkaç defa elleri ile vurmalarından sonra babasının fenalaşarak kaldırıldığı hastanede olayın efor ve stresi ile mevcut kalp damar hastalığının akut hale gelmesi nedeniyle öldüğü olayda; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 87/4. maddesinde yazılı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturduğu, delilleri değerlendirme yetkisinin 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesi hükmüne göre Ağır Ceza Mahkemesine ait olup görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
b- Kabul ve uygulamaya göre de
Taksirli suçlarda uygulama imkanı bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak ceza süresi yönünden CMUK’un 326. maddesi uyarınca kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere BOZULMASINA, 11.03.2013 tarihinde suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturduğunun kabulünde oy çokluğu diğer yönler itibarıyla oybirliğiyle karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Alkollü olarak eve geç gelen sanığın gecikmesi nedeniyle ve diğer ailevi nedenlerle ölen babası ile tartıştığı, babasına bir tokat attığı, yere düşen ölenin kendisinde mevcut “kalpdamar rahatsızlığı nedeniyle oluşan efor ve stresin birleşmesi” sonucunda kalp krizi geçirerek öldüğünden bahisle; hakkında TCK’nın 85/1, 22/3. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dava açıldığı yargılama sonunda belirtilen maddeler gereğince mahkumiyetine karar verildiği, dairemizce yapılan temyiz incelemesinde çoğunluk görüşü gereği sanığın eylemi TCK’nın 87/4. maddesindeki suçu oluşturduğu değerlendirilmesiyle hükmün bozulmasına karar verilmekle çoğunluk görüşüne iştirak etmeyen muhalif görüşe göre mahkemenin suç vasfını değerlendirmesi yerinde görülmekle hükmün onanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan çoğunluğun vasıf değerlendirmesine iştirak etmemekteyiz.
Şöyle ki:
5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde hüküm altına alınan Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlarda failin cezalandırılabilmesi için fiilin kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet verilmesi halinde failin meydana gelen sonuç açısından en azından taksir derecesinde kusurlu olması gerektiği belirtilmiştir.
Maddenin gerekçesinde de “hükmün konuluş amacının objektif sorumluluk anlayışını terketmek olduğu bu tür sorumluluğun orta çağ hukuku kalıntısı olup hukuka aykırı bir durumda olan onun bütün neticelerine katlanır şeklindeki anlayışının ürünü olduğu çağdaş ceza hukukunun bu anlayışı çoktan terkettiği düzenlemeyle meydana gelen ağır netice açısından sorumluluk için neticeye ilişkin olarak en azından taksir derecesinde kusurlu olması gerektiği” belirtilmiştir.
Ölenin harici yaralanması basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olup TCK’nın 86/2. maddesi kapsamında kabul edilmesi gereken yaralanmadır.
TCK’nın 87/4. maddesinde ise, kasten yaralama sonucunda ölümün meydana gelmesi halinde failin nasıl cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak maddedeki atfın 86. maddenin 1. ve 3. fıkralarına yapılmış olması nedeniyle, basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte yaralanma sonucunda mağdurun ölmesi halinde, TCK’nın 23 ve 87/4. maddelerinin uygulanması imkânı bulunmadığından, failin sorumluluğunun genel hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Meydana gelen sonuç, (ölüm) öngörülebilir ise ve fail bu sonucu öngörmeksizin hareket etmişse, TCK’nın 22/2. maddesi uyarınca taksirle öldürme suçunu düzenleyen 85. maddesi uyarınca, öngörülebilir sonuç fail tarafından da öngörülmüş ancak istenmemiş ise fail bilinçli taksirle öldürme suçundan aynı Kanunun 85 ve 22/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerekir.
Sanık ölenin oğlu olup, babası ölenin kalp hastası olduğunu bilmektedir. Suç tarihi itibariyle de 33 yaşındadır. Sanığın olay günü aşırı alkollü (2.08 promil) olarak geldiği evde kalp hastası olduğunu bildiği babası ile tartıştığı, ona yumrukla vurduğu ve yere düşmesi sonrası “kalp-damar hastalığı bulunan ölenin olayın efor ve stresi ile kendinde mevcut kalp hastalığının akut hale geçmesinden” öldüğünün anlaşılması karşısında sanığın neticeyi öngörmesi mümkün iken, özen gösterme gereğine aykırı olarak hareketlerine devam edip babasının ölümüne sebebiyet verdiğinden, yaptığı dikkatsiz ve özensiz hareketinin sonucu olan taksirle öldürme suçundan cezalandırılması yerindedir.
Sonuç olarak somut olayda günlük hayat tecrübelerine göre bu netice öngörülebilir bir neticedir ve sanığında kalp hastası olduğunu bildiği babasına karşı dikkat ve özen yükümlülüğüne uymamak suretiyle hareketlerine devamı nedeniyle sanığın bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılmasına dair mahalli mahkeme kararı yerinde olduğundan onanması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.