Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/10577 E. 2013/5775 K. 11.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10577
KARAR NO : 2013/5775
KARAR TARİHİ : 11.03.2013

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle Yaralama
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 89/1, 2-b-e, 3-b, 62, 50, 52/4. maddeleri gereğince mahkumiyet

Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii, katılan ve mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
O yer Cumhuriyet savcılarının sulh ceza mahkemesi kararlarını 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesi gereğince tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz etmeleri mümkün olup, 11.06.2009 tarihinde tefhim edilen hükme karşı 11.07.2009 tarihine kadar temyiz kanun yoluna başvurulması gerekirken, sürenin görüldü ile başlatılarak, 14.07.2009 tarihinde yapılan temyiz istemi süresinde bulunmadığından mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 310 ve 317. maddeleri uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
Sanık müdafi ile katılanın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise;
Sanığın mermer atölyesinde mermer ustası olarak çalışan katılanın, kullandığı mermer kesme testeresinin arıza yapması üzerine açma kapama düğmesine müdahale ettiği sırada testere diskinin parçalanması sonucu kopan parçanın bacağına isabet etmesi nedeniyle yaralanması şeklinde gerçekleşen olayda,
Sanık hakkında TCK’nın 89/1. maddesi uyarınca temel ceza belirlendikten sonra 89/2-b, 89/3-b fıkraları uyarınca “1/2 oranında artırım” yapıldığı belirtildiği halde doğru şekilde bir kat artırım yapılarak, yine katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanmasına rağmen basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığının belirtilmesi suretiyle hükümde ve gerekçede karışıklığa sebebiyet verilmiş ise de, netice ceza doğru olduğundan, dosya kapsamı itibariyle sanığın katılanın zararlarını giderdiğine dair delil ve iddia bulunmaması nedeniyle CMK’nın 231. maddenin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sanığın kusursuz olduğuna ve eksik inceleme ile karar verildiğine, katılanın ise kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” kıstası uygulanamayacağından, taksirli suçta kastın yoğunluğundan söz edilemeyeceğinden, temel cezanın belirlenmesinde gerekçe gösterilmesi,
Kanuna aykırı olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, belirtilen hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanığa verilen temel cezanın belirlenmesinde gösterilen diğer gerekçeler yasal ve yeterli olmakla, hüküm fıkrasından “sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı” ibaresinin çıkartılmasına, hükümdeki usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.