Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/11466 E. 2013/8544 K. 03.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11466
KARAR NO : 2013/8544
KARAR TARİHİ : 03.04.2013

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç :Taksirle Yaralama
Hüküm :TCK’nın 89/1, 31/3, 62/1, 51/1-3-8. maddeleri gereğince mahkûmiyet

Taksirle yaralama suçundan suça sürüklenen çocuğun mahkûmiyetine ilişkin hüküm, suça sürüklenen çocuk ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nun 150/2. maddesi uyarınca suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olan çocuk sanık hakkında yapılan soruşturma ve kovuşturmada; sanığın istemi aranmadan kendiliğinden müdafii atanması, sorgusunun da müdafii huzurunda alınması gerektiği gözetilmeden, duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de inceleme tarihinde sanığın onsekiz yaşını ikmal ettiği anlaşıldığından, tebliğnamede bu hususta bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun bir nedene dayanmayan, mahalli Cumhuriyet savcısının sair nedenlere ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunan 18 yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş sanıkların kısa süreli, diğer sanıkların ise otuz gün ve daha az süreli hapis cezalarının, aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı yaptırımlara çevrilmesi zorunlu olup, adli sicil kaydı bulunmayan ve suç tarihinde 17 yaşında bulunan suça sürüklenen çocuk hakkındaki 2 ay hapis cezasının, aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlara çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
1.) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
2.) Sonuç olarak 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen ve cezası ertelenen suça sürüklenen çocuk hakkında, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde cezanın kısmen veya tamamen infazına karar verileceğine hükmedilirken, uygulama maddesi gösterilmeyerek CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
3.) Gerekçeli karar başlığında suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/2-c maddesine aykırı davranılması,
4.) Gerekçeli kararda katılan vekilinin ismine yer verilmemesi ve 17.03.2009 günlü oturumda katılan sıfatı alan …’ın isminin ”Müşteki” olarak yazılması suretiyle CMK’nın 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
5.) Suç tarihi itibariyle sürücü belgesi bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 53/6. maddesinin uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde, anılan hükmün uygulanmama gerekçesi olarak ”suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelenmesi”nin gösterilmesi,
Kanuna aykırı olup, suça sürüklenen çocuk ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.