Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/13423 E. 2013/6108 K. 13.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13423
KARAR NO : 2013/6108
KARAR TARİHİ : 13.03.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/a, 5237 sayılı TCK’nın62, 52/2-4, 53/1, 51/1-3 maddeleri gereğince mahkumiyet, erteleme

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suçtan zarar gören Kültür ve Turizm Bakanlığı adına davaya katılma talebinde bulunulduğu ve belirtilen talebe atfen “müşteki kurumun” katılan olarak kabulüne karar verildiği halde, 30.09.2009 tarihli duruşmada suçtan zarar gören hazinenin katılmasına karar verilmesi ve gerekçeli karar başlığında yine suçtan zarar gören Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun katılan olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiş olup, hazine vekilinin de temyiz dilekçesini yazım yanlışlığından dolayı Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu adına verdiği anlaşılmakla, tebliğnamede katılan vekilinin temyiz isteminin reddini öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun 12.02.1990 tarih ve 969 sayılı kararıyla 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen, Bursa İli, İznik İlçesi, Yeni Mahalle, 29L-II-B4 pafta, 129 ada, 105 parselde sanığın izinsiz sondaj çalışması yaptığı, bu sırada kültür ve tabiat varlığına zarar verdiği, açığa çıkarılan duvar kalıntılarının ortadan kaldırıldığı, kaçak çalışmanın kepçe ile yapıldığına dair 10.09.2008 tarihinde İznik Müze Müdürlüğü görevlileri tarafından rapor düzenlenmesi üzerine sanık hakkında kamu davası açıldığı, dosya içerisinde mevcut, arkeolog bilirkişi raporuna göre, suça konu yerin, 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığı, kurul izni olmaksızın, tuğla duvar örgülü betonarme bodrum üstü 2 kat kaba inşaatın tamamlandığı, daha önce İznik Müze Müdürlüğü uzmanlarınca yapılmış olan kazılarla ortaya çıkarılmış olan 2863 sayılı kanunun 6. maddesi kapsamı niteliğindeki taşınmaz kültür varlığı niteliğindeki mimari arkeolojik kalıntıların izinsiz inşaat sırasında bütünüyle tahrip edilerek yok edildiğinin bildirildiği anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın beraat etmesi gerektiğine ve lehe olan hükümlerin uygulanmadığına, katılan vekilinin cezanın ertelenmesinin kanuna aykırı olduğuna ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca cezası ertelenen hükümlü hakkında sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanamayacağı gözetilmeksizin, bu hak yoksunluğunun tamamen uygulama dışı bırakılması,
Kanuna aykırı olup, sanık ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının hak yoksunluğu uygulamasına ilişkin 6. bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine, “Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK’nın 53/1-a-b-c-d-e maddesindeki hakları kullanmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, sanığın cezası ertelendiğinden, 5237 sayılı TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca, aynı Kanunun 53/1-c maddesinde belirtilen kişisel hak yoksunluğunun, sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanmasına yer olmadığına” şeklinde düzeltilmesi suretiyle hükümdeki usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilerek hükmün isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.