Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/16867 E. 2012/21110 K. 08.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16867
KARAR NO : 2012/21110
KARAR TARİHİ : 08.10.2012

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı Kanuna göre tazminat
Hüküm : Davanın reddi

Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hükme yönelik temyiz ve eski hale getirme isteminin reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı ve davacı vekilinin yokluğunda verilen hükmün davacı vekilinin tebligat adresine tebliğe çıkartıldığı; davacı vekilinin askerde olması nedeniyle tebliğ yapılamadığı şerhi düşülerek 21.12.2009 tarihinde merciine iadesi üzerine tebligat tüzüğünün 28. maddesi gereğince adres araştırması yapılmadan bu kez aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesine göre 08.01.2010 tarihinde tebligat yapılarak hükmün kesinleştirildiği, bu suretle yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin askerlik dönüşü öğrenme üzerine 01.02.2010 tarihinde eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz isteğinde bulunduğu anlaşılmakla; 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme mercii Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan Muş Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/70 D.iş sayılı temyiz ve eski hale getirme taleplerinin reddine dair 05.02.2010 tarihli kararı kaldırılıp, davacı vekili tarafından 01.02.2010 tarihinde öğrenme üzerine yapılan temyizin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
466 sayılı Kanunun 2/1. maddesinde dava açma süresinin kesinleşmiş beraat kararının bizzat sanığa tebliği ile başlayacağının öngörülmüş olması ve kesinleşmiş beraat kararının davacıya tebliğ edildiğinin dosya içeriğinden anlaşılmaması karşısında, hükme gerekçe olarak gösterilen Yargıtay 9. Ceza Dairesininin 01.07.2009 tarih ve 2007/12258 esas, 2009/7685 sayılı kararına dayanak Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.03.2000 gün ve 2000/8-44-48 Esas sayılı kararından sonra, dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 23.03.2010 gün ve 2009/256
Esas 2010/57 sayılı kararı ile davanın süresinde açıldığının kabulü ile yargılamaya devamla esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, söz konusu yasa hükmüne ve yargısal içtihatlara yanlış anlam verilerek yazılı gerekçe ile davanın süre yönünden reddine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 08/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.