Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/17499 E. 2013/6889 K. 20.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17499
KARAR NO : 2013/6889
KARAR TARİHİ : 20.03.2013

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç :Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma
Hüküm :TCK’nın 179/2-3, 62/1, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkûmiyet

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL’ye kadar (2000 TL. Dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL. Dahil) para cezalarının 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu, bu kapsamda, mahkeme tarafından 25.11.2010 tarihinden verilen 1.000 TL adli para cezasından ibaret mahkumiyet hükmünün temyize tabi olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Olay günü gündüz saat 16:30 sularında açık havada, meskun mahalde, bölünmüş, tek yönlü, 7 metre genişliğindeki yüzeyi kuru, asfalt kaplama, görüşe engel cismin bulunmadığı, eğimsiz düz yolda idaresindeki otomobille seyir halinde bulunan sanığın, önünde aynı istikamete doğru idaresindeki otomobille seyir halinde bulunan ve trafik zorunluluğu sebebiyle yavaşlayan mağdura ait araca arkadan çarpması şeklinde gelişen olayda; kazadan iki dakika sonra saat 16:32’de alkolmetreyle yapılan ölçümde 119 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın, yapılan ölçüme itiraz üzerine Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesi uyarınca kan numunesi üzerinde yapılan incelemede 71 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, alkolmetreyle yapılan ölçüme ilişkin idari işlemin, alkol ölçümünde kullanılan cihazın Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirtilen nitelikleri taşımaması sebebiyle Konya 1. İdare Mahkemesi’nin 17.04.2008 gün, 2007/1255 Esas ve 2008/486 Karar sayılı kararıyla iptal edildiği ve kararın kesinleştiği,
Adli Tıp Kurumu 5. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen 31/08/2009 tarihli raporda; sanığın 0,71 promil alkol oranında alkollü olduğuna itibar edildiği takdirde, bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde … kullanması halinde “emniyetli bir şekilde … sevk ve idare edemeyecek halde” olup olmadığının tespitinin bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomodasyon, görme gibi ottalmolojik ve genel durumunun tesbitine yönelik detaylı dahili muayenesine ait tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği cihetiyle alkol seviyesi 0,71 promil saptanan sanığa bu muayeneler yapılmamış/yaptırılmamış olduğundan emniyetli bir şekilde … sevk ve idare edip edemeyeceği hususunun mevcut verilerle tespit edilemediğinin belirtildiği, sanık hakkında kaza sonrası düzenlenen doktor raporunda alkol derecesinin güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine ve kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğine dair bir bulgu sanığın dışa yansıyan davranışları ile ilgili bir tespite yer verilmediği anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin atılı suçtan beraati yerine, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 20.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.