YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17705
KARAR NO : 2013/14787
KARAR TARİHİ : 31.05.2013
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : Beraat
Taksirle yaralama suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 20.02.2008 gün ve 72286-8429 sayılı raporunda katılan …’ın 08.02.2007 tarihinde gerçekleşen doğum olayına ait tıbbi belgelerin incelendiği, doğum saatiyle ilgili farklı kayıtlar olduğu, gebe gözlem formu ve doğum belgesinde doğumun saat 10:30’da gerçekleştiğinin kayıtlı bulunduğu; Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uz.Dr… kaşeli ameliyat notu evrakına yazılmış kayıtta ”11:30’da NSVD ile doğan bebekte kordon dolanması öyküsü var entübe edilip 5 dakika sonra spontan solunum geldiği….” şeklinde kayıt bulunduğu, bebeğin doğum sonrası klinik bulguları ve beyin grafileri incelendiğinde mevcut tablonun beynin doğum esnasında ciddi oksijensiz kalmasıyla uyumlu olduğu, travay takibi sırasında çocuk kalp sesleri sayısının 20 dakika aralarla, uterusun her kontraksiyonunun takiben ölçülüp, sayı ile kayıt edilmesi gerektiği, doğum gözlem notunda 09:30 ve 10:00’da ÇKS’nin “+”olarak kayıtlı olduğu, saat 10:30’da doğumun süresi uzadığı için vakumla doğurtulduğu tıbben kayıtlı ise de geçen yarım saatin uzamış çıkım süresi olarak değerlendirilemeyeceği ve bebekteki tüm tesbit edilen bulgularla, travay takibi evrakı ve 10:30’da doğmasıyla uyumlu olmadığı, mahkemece de bebeğin 11:30’da doğduğunun kabulü halinde bebekteki hipoksi tablosunun zamanında fark edilmemesinin eksik bir eylem olduğu, ebelerin ifadelerinde saat 10:00’da Dr …’nun da hasta başında olduğunun belirtildiği cihetle doktor…nun eyleminin eksik olduğu, ebelerin eylemlerinin ise tıp kurallarına uygun olduğu, çocuktaki tabloyla uyumsuz olmakla beraber doğumun saat 10:30’da gerçekleştiğinin mahkemece kabulü halinde tüm sağlık personelinin eylemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu belirtilmiş ise de; dosyanın incelenmesinde; hastanenin resmi evrakları olan gebe gözlem formunda ve doğum raporunda bahse konu doğumun saat 10.30’da gerçekleştiğinin kayıtlı bulunduğu ve bu belgelerin sahteliğine ilişkin bir iddianın da bulunmadığı, her ne kadar çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı doktor tanık … kaşeli ameliyat notu evrakında ” 08.02.07 11.30 NspD ile doğan bebekte kordon dolanması öyküsü var ……” şeklinde kayıt bulunmakta ise de; tanık doktorun 11.06.2007 tarihinde kolluk tarafından alınan ifadesinde; olay günü poliklinikte hasta muayene ettiği sırada tam olarak hatırlamadığı ancak saat 10.00-11.00 sıralarında bir sağlık personelinin doğumhanede yeni doğan kötü bir bebek olduğunu bildirilmesi üzerine hemen doğumhaneye gittiğini” beyan ettiği, yine hastanenin çocuk servisinde hemşire olarak görev yapan tanık Nurcan …’nın beyanlarının da tanık doktorun beyanı ile benzer olduğu, katılan …’ın Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 30.05.2007 tarihli şikayet dilekçesinde doğumhane önünde beklediği sırada çocuk doktoru olan Sinan Meral’in geldiğini, saat 11.00 sularında küvez içinde bebeğin doğumhaneden dışarı çıktığını belirttiği de dikkate alındığında, tanık doktorun yukarıda belirtilen ameliyat notundaki doğum saatinin 11.30 olduğu yolundaki ibarenin tek başına yeterli olmadığını kabul eden mahkemenin kabul ve takdirinde isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamedeki bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin eksik inceleme yapıldığına, meydana gelen ölüm ile sanıkların eylemleri arasında illiyet bağı bulunduğuna, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiğine, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mahkemece hükmün gerekçesinde doğum saatinin net olarak belirlenemediğinin kabul edilmesi ve Adli Tıp Kurumu Raporunun doğumun saat 10:30’da gerçekleştiğinin kabulü halinde tüm sağlık personelinin eylemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu yönündeki değerlendirmesine istinaden sanıklar hakkında yüklenen suç açısından kusurlarının bulunmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat karar verilmesi gerekirken, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine yönelik her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, şeklindeki gerekçe ile beraatlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hükmün 1 numaralı bendinin çıkarılarak yerine ” Her ne kadar sanıklar hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan kamu davası açılmış ise de; sanıkların üzerlerine atılı suç açısından kusurlarının bulunmadığı anlaşıldığından 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c. maddesi gereğince AYRI AYRI BERAATLERİNE ” ibaresinin yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.