YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19391
KARAR NO : 2013/14104
KARAR TARİHİ : 27.05.2013
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2-4, 53/6, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Oluşa ve kabule göre; Orman İşletme Müdürlüğünde “kadrolu orman işçisi” statüsünde çalışmakta olan sanığın, bir önceki gece arkadaşlarıyla beraber yakaladıkları kaçak kesime konu orman emvalinin orman sahasından çıkarılıp, depoya getirilmesi işi için görevlendirilmesi üzerine, yardımcı olmalarını istediği 58 yaşlarındaki … ve onun oğlu…’ın, yanlarında sanığın oğlu da olduğu halde, kesilmiş, ancak yan taraftaki başka bir ağaca yaslandığından yere düşmemiş olan ağacı yıkmak amacıyla, ağacın dip kısmına zincir bağlayıp, at arabasıyla çekerek düşürmeye çalıştıkları sırada, devrilen ağacın başka bir ağacın dalına çarpması sonucu düşen ağaç dalının altında kalan …’in öldüğü olayda; hükme esas alınan üç kişilik bilirkişi heyetinin hazırladığı 29.04.2010 tarihli raporda, ölenin, olay yerinde çalışanların en yaşlısı ve en tecrübelisi olmasına rağmen, dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak, tehlikeli bölgeden uzak durmaması nedeniyle % 60 oranında asli; sanığın ise, orman emvalinin çıkarılması işinde görevlendirdiği kişilere uymaları gereken tedbirler konusunda yeterli bilgi vermeyip, çalışmaların emniyetli bir şekilde yapılması için gerekli olan denetim görevini yerine getirmemesi nedeniyle % 40 oranında tali kusurlu olduğunun belirtilmesi karşısında, “5237 sayılı TCK.nun 765 sayılı TCK.ya göre taksirli suçlar bakımından, kusura göre indirim ilkesi değil artırım ilkesini benimsemiş olması nedeniyle, cezanın kişiselleştirilmesi bakımından sanığın tespit edilen kusurunun ağırlığına göre alt sınırdan hakkaniyete uygun biçimde ayrılarak teşdiden ceza tayin etmek gerekmiş” gerekçesine dayalı olarak sanık hakkında temel cezanın asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki (1) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin kusur durumuna, ceza miktarına; katılanlar vekilinin suç vasfına, tayin olunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmiş olmasına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanığa hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, sanık hakkında belirlenen tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK’nın 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi,
2- TCK’nın 53/6. maddesinde, 3 aydan az ve 3 yıldan fazla olmamak üzere güvenlik tedbirine hükmolunabileceği düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca tayin olunacak güvenlik tedbirinin süresinin, fiilin ağırlığı ile orantılı, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun olacak şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın kusur durumu ile orantısız biçimde, sanığın orman işçisi mesleğini icrasının 2 yıl 6 ay yasaklanmasına karar verilmesi,
3- Kendisini vekil ile temsil ettiren katılanlar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.