YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19502
KARAR NO : 2013/9876
KARAR TARİHİ : 15.04.2013
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç :Taksirle yaralama, trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm :Taksirle yaralama suçundan düşme, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar ile taksirle yaralama suçundan açılan davanın düşmesine ilişkin hüküm, katılan vekili ile Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan açılan davanın 13.07.2009 tarihli duruşmasında “Savcılığa başvurup şikayetimden vazgeçeceğim benim zararımı karşılayacaklarına söz verdiler” şeklinde beyanda bulunan, Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında taksirle yaralama suçundan yürütülen soruşturmada, 13.07.2009 tarihli davadan vazgeçtiğine ve 22.07.2009 tarihinde de zararlarının karşılanmadığına, şikayetçi olduğuna dair dilekçeler veren katılanın, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan da dava açılıp, bu dosya ile birleştirildikten sonra, 12.10.2009 tarihli ifadesinde sanıktan şikayetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini bildirmesi ve katılan vekilinin katılma talebinin kabul edilmesi karşısında, katılanın vekilinin taksirle yaralama suçundan verilen düşme kararını temyiz hak ve yetkisi bulunduğundan ve katılan hakkındaki beraat hükmüne yönelik bir temyiz bulunmadığından tebliğnamedeki temyiz isteminin reddine ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.
Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Üst Cumhuriyet Savcıları ile O yer Cumhuriyet savcılarının sulh ceza mahkemesi kararlarını 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesi gereğince tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz etmeleri mümkün olup, 22.03.2010 tarihinde tefhim edilen hükme karşı 22.04.2010 tarihine kadar temyiz kanun yoluna başvurulması gerekirken, sürenin görüldü ile başlatılarak, 18.05.2010 tarihinde yapılan temyiz istemi süresinde bulunmadığından Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 310 ve 317. maddeleri uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
Sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik temyiz incelemesinde:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, aynı Kanunun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak,
katılan vekilinin temyiz isteminin, itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi suretiyle CMK’nın 264/2. maddesi uyarınca gereği merciince yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Sanık hakkında taksirle yaralama suçundan açılan davanın düşmesine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Sanığın savunmasının, taksirle yaralama suçundan dava açılıp, bu dosya ile birleştirilmeden önce alındığı, bundan sonra taksirle yaralama suçuna ilişkin savunmasının alınmadığı sabit ise de mahkumiyet hükmü dışında bir hüküm verildiğinden bu husus CMK’nın 193/2. maddesi kapsamında değerlendirilmiş, bozma nedeni sayılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair itirazlarının reddine, ancak;
Oluşa ve incelenen dosya kapsamına göre, 212 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın aracı ile ön ilerisindeki aracı solarken şerit ihlali yapıp, karşı yönden gelen katılanın aracına çarparak vücudunda hayat fonksiyonlarını 6. derecede etkileyen kemik kırıklarına neden olacak şekilde yaralanmasına neden olduğu, sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarının oluştuğu, ancak bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olunan olayda zarar suçu meydana geldiğinden taksirle yaralama suçundan sanığın cezalandırılması gerektiği, bu itibarla; bilinçli taksirin unsurları oluştuğu halde, katılanın şikayetten vazgeçtiği kabul edilerek sanık hakkında açılan davanın düşmesine karar verilmiş ise de; suçun bilinçli taksirle işlenmesi ve katılanda meydana gelen yaralanmanın 5237 sayılı TCK’nın 89/1. maddesi kapsamında kalmaması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 89/2-b. maddesine temas eden taksirle yaralama suçunu oluşturacağı gözetilmeden, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 89/1, 89/2-b, 22/3. maddeleri gereğince cezalandırılması yerine, yazılı şekilde, CMK’nın 223/8. maddesi gereğince düşme kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 15/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.