YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19628
KARAR NO : 2013/11374
KARAR TARİHİ : 25.04.2013
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Tüm sanıklar hakkında; 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi uyarınca Beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili ile Mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık …’nun, Türkoğlu ilçesi, Göllühöyük Köyü sınırları içerisinde bulunan suça konu taşınmazın hissedarlarından biri olduğu, sanıklar …, … ve …’nın da sanık …’in yanında traktör şoförü olarak çalıştıkları, Kahramanmaraş Müze Müdürlüğü’ne 18/09/2008 tarihinde yapılan bir telefon ihbarında, sanık …’in hissedarı olduğu taşınmaz içerisindeki Eşekhamza Höyüğü’nde gerçekleştirilen düzleştirme çalışması sonucu höyüğün tahrip edildiğinin bildirilmesi üzerine, müze uzmanları ile birlikte bölgede yüzey araştırması yapan bir akademisyen ve ekibi tarafından yerinde incelemelerde bulunularak 19/11/2008 tarihli raporun düzenlendiği, anılan rapora istinaden Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 23/12/2008 gün ve 4511 sayılı kararı ile Eşekhamza Höyüğü’nün korunması gerekli kültür varlığı olarak tesciline, müze uzmanlarınca önerilen bölgenin 1. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenmesine karar verildiği, sözü edilen karar Göllühöyük Köyü muhtarlığınca 18/01/2009 tarihinde askıya çıkartılarak ilan edildiği gibi, höyüğü içinde barındıran taşınmaza ait tapu kaydına da 19/01/2009 tarihinde sit alanı şerhinin düşüldüğü,
Eşekhamza Höyüğü üzerinde traktör ile çalışma yapıldığının ihbarı sonrası kolluk kuvvetleri ve müze uzmanlarınca 02/09/2009 tarihinde olay yerine gidilerek, sanıklar …, …ve …’un, üç ayrı traktör ile höyüğün etek kısımlarından aldıkları toprağı tarla içerisine boşaltmak suretiyle tesviye çalışması yaptıklarının belirlendiği, yine aynı yöndeki ihbar üzerine bu kez 18/09/2009 tarihinde kolluk kuvvetlerince suça konu taşınmaza gidilerek, sanık …’in tarla içerisinde, höyüğe 200 m mesafede tesviye çalışması yapmakta olduğunun tespit edildiği, yapılan incelemede höyüğün batı yönündeki etek uçlarından yaklaşık 1.5-2 m’lik bir kısmın tıraşlandığının belirlenmesi üzerine, sanık …’e bu işlemi kimin yaptığının sorulduğu, sanığın, bir iki gün önce sanık … tarafından gerçekleştirilen tesviye çalışması sırasında sözü edilen tıraşlama faaliyetinin yapıldığını beyan ettiği,
Sanıklar …, …ve …’un, soruşturma aşamasında kollukta verdikleri ifadelerde, 02/09/2009 tarihinde olay yerine gelen kolluk kuvvetleri ve müze uzmanlarınca, höyükte tahribat yapmamaları konusunda uyarıldıklarını söyledikleri, sanık …’in buna ilaveten, 18/09/2009 tarihinde kendisi tarafından, bundan bir iki gün önce de sanık … tarafından aynı tarlada tesviye çalışması yapıldığını beyan ettiği, sanık …’un ise, ilgililerce uyarılmalarından sonra, 16/09/2009 tarihinde suça konu taşınmazda sanık … ile birlikte çalıştıklarını söylediği, anılan ifadeyi doğrulayan sanık …’un da, tarlada çalışma yapılmadan önce işverenleri olan sanık … tarafından Müze Müdürlüğü’ne bildirimde bulunulduğunu, Müze Müdürlüğü’nün izni ile höyüğe zarar vermeden tesviye çalışması yaptıklarını beyan ettiği,
Diğer yandan, sanık …’in soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcılığında müdafii huzuru ile verdiği ifadede, Eşekhamza Höyüğü’nün içinde bulunduğu araziyi 2005 yılında satın aldığını, o tarihten itibaren taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyette bulunduğunu beyan ettiği, suça konu taşınmaza ait tapu kaydına göre ise, sanık …’in araziyi resmen edinme tarihinin, sit şerhinin düşüldüğü 19/01/2009’dan sonra, 24/06/2009 tarihi olduğu,
2863 sayılı Kanunun 65/a maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığına kasten zarar verilmesi gerektiği, kasıt unsurundan söz edilebilmesi için de varlığın niteliğinin sanıklarca bilinmesinin zorunlu olduğu, gerek höyüğün bulunduğu köy muhtarlığınca sit alanı ilanının yapılmış olması, gerekse tapu kaydına tescil şerhi düşüldükten sonra sanık …’in anılan şerhi görebilecek şekilde tapuda işlem yaparak suça konu taşınmazı resmen edinmesi birlikte değerlendirildiğinde, adı geçen sanığın, taşınmaz içerisinde bulunan höyüğün korunması gerekli kültür varlığı olduğunu bilmediğine dair savunmasına itibar edilemeyeceği,
Müze uzmanlarınca düzenlenen 19/11/2008 tarihli raporda, höyük üzerinde ve etrafında yapılan yüzey araştırması sonucu, höyüğün yüzeyinde Ortaçağ Dönemi’ne ait sırlı çanak çömlek parçalarına rastlandığının, zirveye yakın üst kısımlarda aynı döneme ait mezarlar bulunduğunun, yapılan tahribattan dolayı mezarlardaki kafatasları ve insan iskeleti parçalarının etrafa dağıldığının belirtildiği, ilk kez 02/09/2009 tarihinde olay yerinde traktörleriyle çalışma yaparken görülen sanıklar …, …ve …’un, anılan tarihten önce tespit edilen bu bulguları taşınmaz üzerinde fark etmemiş olmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanık …’un, tesviye işlemleri başlamadan önce sanık … tarafından Müze Müdürlüğü’ne bildirimde bulunulduğuna dair kolluk ifadesi de dikkate alındığında, işçi olan her üç sanığın da bölgenin özelliğini bildikleri sonucuna varılacağı, diğer yandan, görevlilerce uyarılmalarına rağmen bölgedeki çalışmalarını sürdüren sanıkların iyi niyetli olduklarının da kabul edilemeyeceği,
Sanıklar …, …ve …’un, korunması gerekli kültür varlığı niteliğini haiz höyük ve dosya kapsamında mevcut 08/02/2010 tarihli bilirkişi raporuna göre tamamı suça konu taşınmaz içerisinde kalan 1. derece arkeolojik sit alanı üzerinde, işverenleri olan sanık …’in talimatı ile arazi düzleştirme çalışması yaparak kültür varlığına kasten zarar verdikleri, sanıklar … ve …’un, sözü edilen eylemi, tek suç işleme kararının icrası kapsamında farklı zamanlarda birden çok kez gerçekleştirdikleri, bu nedenle sanıklar … ve … hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, bununla birlikte sanıklar … ile …’in kolluk ifadeleri arasında çelişki mevcut olduğu, aralarında menfaat çatışması bulunan her iki sanığın aynı müdafii ile temsil edilemeyecekleri anlaşılmakla, belirtilen hususlar dikkate alınmaksızın hatalı değerlendirme yapılarak atılı suçtan sanıkların beraatlerine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekili ile Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 25/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.