YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20631
KARAR NO : 2012/21389
KARAR TARİHİ : 10.10.2012
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa muhalefet suçundan sanık …’nun, 2863 sayılı Kanun’un 74/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62, 50/l-a maddeleri uyarınca 1.500 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanunun 58. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17.06.2010 tarihli ve 2009/1157 Esas, 2010/525 sayılı kararı kararı ile ilgili olarak;
1-5237 sayılı Kanunun 58, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanun’un 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde adli para cezasına hükmedilen sanık hakkındaki cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu konuda karar verecek merci 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile de tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde şartla salıverilmeye ilişkin hükümlerin uygulanacağının hükme bağlandığı, bu sebeplerle denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tayin ve tesbiti gerektiği gözetilmeden, infazı kısıtlar biçimde 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesinde,
İsabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı’nın 21.10.2010 gün ve 65283 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2010 gün ve 2010/275426 sayılı tebliğnamesi ve Yargıtay Yüksek 7. Ceza Dairesi’nin 18.01.2012 tarih, 2010/13491 Esas ve 2012/373 Karar sayılı görevsizlik kararı ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolu 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş olup, 309. madde uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Görüldüğü üzere kanun yararına bozma kurumu istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hâkimlik veya mahkeme kararlarına karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olduğundan, öncelikle kesinleşmiş bir hüküm veya kararın olması gerekmektedir.
Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17.06.2010 tarihli ve 2009/1157 Esas, 2010/525 sayılı kararı kararı, kesinleştiğinden bahisle kanun yararına bozma konusu yapılmış ise de, incelenen hükümde kesin nitelikli 1.500 Lira adli para cezasıyla birlikte adli sicil kaydındaki hükümlülüğü nedeniyle cezanın aynı Yasanın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, mükerrir sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına da karar verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve Dairemizin yerleşmiş kararlarında da vurgulandığı üzere, gerek mahkûmiyete ek, gerekse bağımsız olarak hükmedilen güvenlik tedbirleri, kesin nitelikteki hükümlere de her yönüyle temyiz edilebilirlik niteliği kazandıracaktır. Sanık hakkında uygulanan tekerrür konusu, 5237 sayılı TCK’nın, birinci kitabının üçüncü kısmında, “güvenlik tedbirleri” başlığını taşıyan ikinci bölümünde yer almakta olup, 58. maddede, mükerrirler hakkında, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği öngörülmüştür. Her ne kadar tekerrür hükmünün maddi ceza hukuku yanı bulunsa da bir güvenlik tedbiri olarak düzenlendiğinde de kuşku bulunmamaktadır. Somut olayda sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi karşısında, güvenlik tedbirine hükmedilmiş olması nedeniyle hükmün temyizi olanaklı olup, yerel mahkemece hükmün kesin nitelikte olduğunun belirtilmesi ve bu yanılgılı yasa yolu bildirimiyle tebliği isabetsizdir. Kaldı ki, karar sanık müdafinin yüzüne karşı verildiğinden kararın sanığa ya da müdafiine tebliğine dair dosyada herhangi bir belge ya da belgeye de rastlanılmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.11.2010 gün, 5-237; 29.05.2007 gün, 114-113; 26.05.2009 gün ve 50-130 sayılı kararları ve diğer birçok kararında vurgulandığı üzere; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 231/3, 232/6. maddeleri gereğince, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterilmesi zorunludur. Bunlardan bir veya birkaçının eksik ya da hatalı gösterilmesi CMK’nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedenini oluşturmaktadır. Temyiz yasayolu açık olan hükmün kesin nitelikte olduğu belirtilerek, kanun yollarına başvuru hak ve yetkisi bulunanlar yanıltılmıştır. Kararın, geçerli kanun yolu bildirimini de içeren meşruhatla birlikte sanık müdafiine tebliğ edilmesi, tebliğden sonra sanık veya müdafiinin temyiz yasa yoluna başvurması halinde temyiz incelemesinin yapılması, başvurmaması halinde ise kesinleşen karardaki hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma yolu ile incelenmesi zorunludur.
Bu itibarla, Adalet Bakanlığının Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17.06.2010 gün, 2009/1157 Esas ve 2010/525 Karar sayılı henüz kesinleşmemiş olan kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.