Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/21168 E. 2013/14337 K. 28.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21168
KARAR NO : 2013/14337
KARAR TARİHİ : 28.05.2013

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 179/3-2, 62, 53/1, 58. maddeleri gereğince mahkumiyet.

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık ile Mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” … kullanamayacak kişinin, bu halde … kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde … kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla;
İncelenen dosyada; aracı ile zik zak çizmesi üzerine görevlilerce durdurulduğunda 205 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğinden, atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ile Mahalli Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair itirazlarının reddine, ancak;
Mahkemece sanığın adli sicil kaydında bulunan ve karar tarihinden sonra, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6352 sayılı Kanunla suç olmaktan çıkarılan “elektrik hırsızlığı” suçundan kaynaklanan kayıt gerekçe gösterilerek, sanık hakkında TCK’nın 50, 51. ve CMK’nın 231. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş olduğu görülmekle, 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
Sanığın adli sicil kaydında görülen sabıkasının üç aydan fazla hapis cezasını içermemesi sebebiyle TCK’nın 51. maddesinin sanık hakkında uygulanmasına engel teşkil etmediğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ile Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.