Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/21550 E. 2014/874 K. 20.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21550
KARAR NO : 2014/874
KARAR TARİHİ : 20.01.2014

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/b, 5237 sayılı TCK’ nın 62, 52/2-4, 51/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet, erteleme.

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Nevşehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 12/11/1999 gün ve 1123 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen bölgede bulunan sanığın kendisine ait olduğunu beyan ettiği Göreme kasabası, 46 pafta, 14226 parsel sayılı arazi üzerine üst ve yanları saç ve ahşap malzemeden yapılmış, panoramik camlı, hediyelik eşya satış yeri olan barakayı yaptırdığı, dosya kapsamında mevcut 01/03/2010 tarihli bilirkişi raporunda 1. derece doğal sit alanı içerisinde kalan söz konusu arazi üzerinde saç ve ahşap malzemeden yapılmış, temelsiz baraka satış yerinin doğal dokuyu bozduğunun belirtildiği, böylece sanığın 1. derece doğal sit alanı içerisinde izinsiz olarak inşai ve fiziki müdahalede bulunduğunun sübuta erdiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar, suça konu yerin, 1. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığına dayanak olan Nevşehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 12/11/1999 gün ve 1123 sayılı kararının ve sanığın barakayı yaptığı arazinin tapu kayıt örneğinin dosya kapsamına getirilmediği anlaşılmış ise de, 26.02.2010 tarihinde olay yerinde kadastro teknikerinin katılımı ile keşfin yapıldığı ve kadastro teknikerinin 03.03.2010 tarihli raporunda suça konu yerin Uçhisar kasabası, 14226 sayılı parselde bulunduğunun ve bu yerin 1. derece doğal sit alanı içerisinde yer aldığının belirtilmesi karşısında, yine; sanığın, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’ndan izin almaksızın, 1. derece arkeolojik sit alanına inşai ve fiziki müdahale niteliğinde baraka yaptığı, keşif tarihi itibariyle, söz konusu barakayı yıkmadığı, suça konu yerin eski hale getirildiğine dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamede, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmemesi yönüyle bozma öneren görüşe ve yine; 2863 sayılı Kanunun 65/b. maddesine aykırılıktan ceza tayin edilirken alt sınırdan tayin edilen hapis cezasının aksine, adli para cezasının alt sınırdan ayrılarak tayin edildiği, ancak yasa maddesinde söz konusu suç için adli para cezasının üst haddinin 5000 güne kadar belirlenmesi karşısında, sanık hakkında 100 gün karşılığı adli para cezasının tayin edilmesinin yerinde olduğu kanaatine varıldığından, tebliğnamede bu sebeplere ilişkin bozma öneren düşüncelere iştirak edilmemiştir.
2863 sayılı Kanunun, 11/11/2013 tarih, 28792 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan tespit ve tescil başlıklı 7. maddesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespitinin Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde yapılacağı ve bu tespitlerin koruma bölge kurulu kararı ile tescil edileceği, tescil kararlarının ilanı, tebliği ve tapu kütüğüne işlenmesi ile ilgili hususların yönetmelikle düzenleneceğinin öngörüldüğü, bu amaçla çıkarılan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik ile sit kararlarının ilan şeklinin kaleme alındığı, 6498 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde yapılan değişiklik ile sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazların tescil kararlarının, Resmî Gazete’de yayımlanacağı ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulacağı hükmünün getirildiği, ayrıca anılan Kanunun 3. maddesi ile 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde “Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranların, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacağının öngörüldüğü, gerek 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 7. maddesi ile anılan madde gereğince çıkarılan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik hükümlerinin, gerekse 6498 sayılı Kanunun 1. maddesi ile öngörülen tescil kararlarının, Resmî Gazete’de yayımlanma ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulma zorunluğunun amacının, ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu,
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, sanığın, söz konusu baraka satış yerini yapmadan önce Belediye’ye izin için başvurduğuna ancak bu alanın sit alanı olması nedeni ile Koruma Kurulu’ndan izin alınması gerektiğini öğrendiğine ve başkalarından istenmeyen prosedürün kendisinden istenmesi nedeni ile izin almadan bu barakayı yaptığına dair beyanından, dava konusu yerin sit alanı içerisinde yer aldığını önceden bildiği, buna rağmen Kuruldan izin almadan dava konusu taşınmazı yaptığı ve doğal örtüyü tahrip ettiği, üzerine atılı suçu işlediğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu, 6498 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1 maddesinde öngörülen yaptırım miktarında sanık lehine herhangi bir değişiklik olmadığı anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yaptığı barakanın sit alanı içerisinde fiziki bir müdahale sayılamayacağına, üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve beraatine karar verilmesi gerektiğine, katılan vekilinin ise sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının ertelenmemesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası ertelenen sanık hakkında denetim süresi belirlenirken uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 232/6 maddesine muhalefet edilmesi,
2- 5237 sayılı TCK’nın 53/1 maddesi uyarınca kasten işlemiş oldukları suçtan dolayı hapis cezasına mahkum olan sanık hakkında belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması tedbirine hükmedilmemesi,
İsabetsiz olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının (6.) bendine “TCK’nın 51/3. maddesi gereğince” ibaresinin eklenmesi, yine hükme “Sanığın cezası ertelendiğinden, 5237 sayılı TCK’nın 53/1, a,b,d,e maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan
hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, aynı Kanunun 53/1-c maddesinde belirtilen kişisel hak yoksunluğunun, TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanmasına yer olmadığına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.