YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22995
KARAR NO : 2013/10327
KARAR TARİHİ : 17.04.2013
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç :Taksirle Yaralama
Hüküm :TCK’nın 89/1, 62/1, 50/a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL’ye kadar (2000 TL. Dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL. Dahil) para cezalarının 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu, bu kapsamda, mahkeme tarafından 22.12.2010 tarihinden verilen 1.500 TL adli para cezasından ibaret mahkumiyet hükmünün temyize tabi olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve ertelemeye ilişkin yasal şartların gerçekleştiğine; katılan vekilinin ceza uygulamasına, takdiri indirime, sair nedenlere ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Olay günü saat 20:30 sularında açık havada, meskun mahalde, bölünmüş, tek yönlü, 10,5 metre genişliğindeki yüzeyi kuru, asfalt kaplama, eğimsiz düz yolda idaresindeki otomobille 107 promil alkollü bir şekilde seyir halinde olan sanığın, yolun diğer bölümüne geçerek katılanın idaresindeki motosiklete tam kusurlu olarak çarpması şeklinde gelişen ve katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan olayda, bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu nazara alınmadan 5237 sayılı TCK’nın 22/3. maddesinin uygulanmaması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
abule göre de;
1.) Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2.) Suç adının gerekçeli karar başlığında “Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak” olarak yazılması suretiyle CMK’nın 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
3.) Gerekçeli karar başlığında suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/2-c maddesine aykırı davranılması,
4.) 5237 sayılı TCK’nın benimsediği gün para cezası sisteminde, cezanın gün olarak belirlenmesi gerekirken, ay karşılığının da belirtilmek suretiyle tayini,
5.) Sanık hakkında TCK’nın 89/1. maddesinde öngörülen seçimlik cezalardan adli para cezası tercih edildiği halde, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi esnasında uygulama alanı bulabilecek olan TCK’nın 50/1-a maddesinin tatbik edilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 17.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.