YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/23024
KARAR NO : 2013/10323
KARAR TARİHİ : 17.04.2013
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç :Taksirle Yaralama
Hüküm :TCK’nın 89/1, 89/2-b, 62, 52, 52/4, 53/6. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 53/6. maddesi uyarınca sanığın sürücü belgesinin geçici süreyle alınmasına da karar verildiğinden hükmün temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Olay günü gündüz saat 18:00 sularında açık havada, meskun mahalde, tek yönlü, 7 metre genişliğindeki yüzeyi kuru, asfalt kaplama, eğimsiz düz yolda sevk ve idaresindeki otomobil ile 107 promil alkollü bir şekilde seyir halinde bulunan sanığın, sağ şerit üzerinde duran minübüsün önünden sol tarafa geçmek üzere yola giren katılana, fren izi bırakmaksızın sol kaldırıma yakın bir noktada çarpması şeklinde gelişen ve katılanın, hayati tehlike geçirecek, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, vücut fonksiyonlarına etkisi ağır 4. derecede kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralanması ile sonuçlanan olayda, bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu nazara alınmadan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 22/3. maddesinin uygulanmaması; keza, mahkeme tarafından temel ceza tayininde TCK’nın 89/2. maddesinde belirtilen birden fazla nitelikli hal bulunması nedeniyle sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerekirken asgari hadden ceza verilerek eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından; kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre; sürücü belgesinin onaylı örneği getirtilmeden TCK’nın 53/6. maddesi uyarınca geri alınmasına karar verilmesi, UYAP sisteminden temin edilen ve dosya içine konulan, sanığa ait sürücü belgesinin, suç tarihi itibariyle ve halen geçerli olduğunun anlaşılması sebebiyle bu hususlar bozma konusu yapılmamış; Gerekçeli karar başlığında CMK’nın 232/2-c maddesi uyarınca suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi, CMK’nın 232/2-b maddesi uyarınca katılan vekilinin ismine yer verilmemesi mahallinde tamamlanabilir eksiklikler olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1. paragrafında yer alan “suç sebep ve saiki” ibaresinin hükümden çıkarılarak hükümdeki usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.