Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/2488 E. 2012/6572 K. 08.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2488
KARAR NO : 2012/6572
KARAR TARİHİ : 08.03.2012

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 85/2, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet,

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında 765 sayılı TCK’nın 455/2-son, 2918 sayılı Kanunun 118/5. maddeleri gereğince kamu davası açılmış ve yapılan yargılama sonunda mahalli mahkemece 31.05.2006 tarihinde 5237 sayılı TCK’nın 85/2. maddesi gereğince hükmedilen 2 yıl hapis cezası, aynı Kanunun 50/1 ve 52. maddeleri gereğince sonuçta 14.600 lira adli para cezasına çevrilmiş ve hükmün sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, hükmü inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi” lehe kanun karşılaştırmasının usulüne uygun yapılmadığı, sürücü belgesinin TCK’nın 53/6. maddesi gereğince geri alınmasına karar verilmesi gerektiği ve sanık hakkında hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 231. maddesinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu” gerekçesiyle sair yönleri incelenmeksizin hükmü bozmuştur.
Talimatla ifadesi alınan sanığın bozmaya karşı diyecekleri sorulmuş, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ederken, katılanlar vekili ise duruşmada zararlarının karşılanmadığını belirterek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediklerini, verilen cezanın az olduğunu ve şikayetlerinin devam ettiğini belirtmiş, önceki heyetten tamamen farklı olan mahkeme heyetince, sanığın, bu kez TCK’nın 85/2. maddesi gereğince dört yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir.
Sanık müdafinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş ise de;
İncelenen dosyada,
1-Bozma öncesi hükmün sanık ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi anlamında aleyhe bozma yasağı ve ceza bakımından kazanılmış hakdan söz edilemeyecek ise de; kusur oranlarında herhangi bir değişiklik olmadığı ve somut gerekçeleri gösterilmemek suretiyle TCK’nın 61. maddesine aykırı şekilde cezasının 4 yıl olarak belirlenmesi,
2-765 sayılı TCK’nın bir bütün halinde olaya uygulanarak sonuca varılması, daha sonra da 5237 sayılı TCK’nın ceza ve güvenlik tedbirleri de dahil ilgili bütün hükümleri tatbik edilerek bu Kanuna göre ayrı bir sonuç belirlenmesi, yapılacak karşılaştırma sonucu daha lehe olduğu saptanan Kanunun tüm hükümleri bir bütün halinde uygulanmak suretiyle, tespit edilmesi gerekirken 765 sayılı TCK’nın 29 ve 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesindeki ölçütler nazara alınmaksızın 765 sayılı TCK’nın da esas alınan 8 yıl hapis ve kusur indirimi sonucu bulunan 4 yıl hapis cezasının karşılaştırılması suretiyle 5252 sayılı Kanunun 9 ve 5237 sayılı TCK’nın 7. maddelerine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar isabetle değerlendirilip, denetime imkan verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerekirken dosya kapsamına göre meydana gelen kazada 4/8 oranında kusurlu olan, geçimini şöförlükle sağlayan ve dosyaya herhangi bir olumsuzluğu yansımayan sanık hakkında dosya kapsamı ile örtüşmeyen kanundaki ifadeler aynen tekrar edilerek ve kanunda yer almayan gerekçelere dayanılmak suretiyle mahkeme heyeti tarafından da görülmeyen sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nın 50/4. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 08/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.