YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25536
KARAR NO : 2013/12550
KARAR TARİHİ : 06.05.2013
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı Kanuna göre tazminat
Hüküm : Davanın kısmen kabulü ile 824 TL maddi, 6.000 TL manevi tazminatın davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2-63 sayılı kararında açıklandığı üzere; ancak davanın tamamen reddi halinde davalı hazine lehine vekalet ücretine hükmolunabileceği davanın kısmen kabul edilmiş olması karşısında ise, kendisini vekille temsil ettiren davalı idare lehine vekalet ücretine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Tazminat davasının dayanağı olan ceza dava dosyasındaki 16.11.2001 tarih ve 2001/1417 nolu iddianamede, davacının (sanığın) 05.10.2001 tarihinde tutuklandığının belirtilmesine karşın, tazminat istemine esas ceza dava dosyasında davacının (sanığın) tutuklu kaldığı ve tahliye edildiği tarihlerin gösterilmemiş olması ve aynı konuya ilişkin İstanbul 9. Ağır ceza Mahkemesinden gönderilen 09.07.2008 havale tarihli cevabi yazıda davacının 05.10.2001 tarihinde tutuklanıp 15.02.2002 tarihinde tahliye edildiğinin belirtildiği, tutuklama tarihinin gıyabi tevkif veya vicahi tevkif olup olmadığının belirtilmemiş olduğu gibi ve davalı vekili tarafından temyiz talep nedenlerine ek olarak gönderilen 14.05.2009 havale tarihli dilekçede davacının (sanığın) tutuklanma tarihinin 26.01.2002 tarihi olduğu ve temyiz incelemesinde ilgili tarihin gözönünde bulundurulması talebi karşısında, davacının tutuklanma ve tahliye tarihlerinin tereddüde yer bırakmayacak ve denetime olanak sağlayacak şekilde saptanması gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Davacının nüfus ve adli sicil kayıtları getirtilmeden, sosyal ve ekonomik durumu araştırılmadan, dava tarihi itibariyle açık adresi belirlenmeden,
mahkemenin yetki çevresi içerisinde oturup oturmadığı saptanmadan, duruşmaya çağrılmadan ve davaya muvafakati olup olmadığı tespit edilmeden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi,
3- Kabule göre de;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tutuklandığı tarihteki paranın satın alma gücü ve benzeri hususlarda gözetilmek suretiyle, adalete ve hakkaniyete uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, faiz oranı da nazara alındığında davacı lehine bu ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.