YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25703
KARAR NO : 2013/14791
KARAR TARİHİ : 31.05.2013
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 85/2, 62, 50/1-a, 50/2, 52/4, 53/6, 63.
maddeleri gereğince mahkumiyet.
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
03/09/2008 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 03/04/2008 olarak yazılmış olması mahallinde giderilebilir yazım yanlışlığı, suçun işlendiği zaman diliminin yazılmaması mahallinde giderilebilir yazım eksikliği olarak kabul edilmiştir.
Dosya içeriğine göre, sanığın meskun mahal dışı, asfalt, 7 metre 20 cm genişliğinde, bölünmüş, tek yönlü,kuru, hafif viraf, eğimsiz, köprü üstü olan ve 250 metre geride 50 km hız tahdit ve kontrolsüz kavşak yaklaşım levhası bulunan yolda sevk ve idaresindeki kamyonet ile kendi beyanına göre 80 km hızla, 5. viteste ve 2.500 devirde seyir halinde iken seyrine göre yolun sağından soluna karşıya geçmek isteyen yayaları gördüğünde frene basması ve yolun sağına kaçmaya çalışması nedeniyle aracını yolun sağ tarafındaki bankette bulunan mıcıra kaptırması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun soluna 13 metre lastik izi bırakarak savrulması sonucu sol şerit üzerinde el ele tutuşarak karşıya geçmek isteyen ve yolun büyük kısmını geçmiş olan yayalardan …’e çarpması sonucu ölümüne, çarpmanın etkisiyle ölenin elinden tutan katılan …’in ise savrularak yaralanmasına neden olması ve daha sonra aracın köprü banket ve korkuluklarına çarpıp 14 metre savrularak yolun orta kısmında durabilmesi şeklinde meydana gelen olayda, soruşturma sırasında yapılan keşif sonucu alınan 15/09/2008 tarihli bilirkişi raporuna göre, kazanın oluşumunda sanığın, aracının hızını kavşaklara, dönemeçlere gelirken yavaşlatmak, aracının hızını hava,yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak kuralını ihlal ederek ve hız faktörünün kazanın oluşumuna baskın etkisi nedeniyle asli, ölen …’ın ise “yaklaşan araçların hızını ve uzaklığını gözönünde almamak” kuralını ihlal ederek tali kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 11/08/2010 tarihli bilirkişi raporunda ise, sanığın yönetimindeki kamyonet ile yola gereken dikkatini vermeyip, hızını mevcut trafik levhaları ve yol durumuna göre ayarlamayıp, direksiyon hakimiyetine özen göstermeyip, geçiş yapan yayaları gördüğünde ikazla birlikte mevcut hızını düşürüp, seyir şeridini muhafaza edecek tarzda fren
tedbirine başvurmayıp, sağa yönelmesi akabinde aracın hakimiyetini kaybedip geçiş yapan yayaya önlemsiz vaziyette çarparak asli kusurlu olduğu, ölenin ise karşıya geçiş sırasında sol tarafını yeterince kontrol altında bulundurmayıp, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak tali derecede kusurlu olduğunun belirtildiği dikkate alındığında bahse konu bilirkişi raporlarının oluşa uygun olduğu, sanığın kazanın oluşumunda asli derecede kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve mahkemece de hükmün gerekçe kısmında İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporunun hükme esas alındığı ve kusur kabulünde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazları ile katılan vekilinin ölene tali de olsa kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğuna, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Meydana gelen olayda mahkemece asli kusurlu olduğu kabul edilen sanık hakkında temel ceza belirlenirken suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu da nazara alınmak suretiyle, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında alt sınırdan ceza tayini,
Kabule göre de;
a)-Sanık hakkında hükmolunan 1 Yıl 8 Ay süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında yasal dayanak olan 5237 sayılı TCK’nın 50/4. maddesinin gösterilmemesi ve bir gün karşılığının belirlenmesi sırasında yasal dayanak olan 52/2. maddesinin yerine hataen 50/2. maddesinin belirtilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK.’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
b)-Yargılama sırasında katılanlardan yalnızca …’in kendisini vekil ile temsil ettirdiği gözetilmeden “katılanlar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından” denilmek suretiyle vekalet ücretinin “katılan tarafa ödenmesine” şeklinde karar verilmiş olması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 31.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.