Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/25967 E. 2013/10085 K. 16.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25967
KARAR NO : 2013/10085
KARAR TARİHİ : 16.04.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Beraat

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suçtan zarar gören ve talebine istinaden katılmasına karar verilen Kültür ve Turizm Bakanlığının gerekçeli karar başlığında katılan olarak gösterilmemesi, yine suç tarihinin kabul doğrultusunda “2007 yılı Ekim-Kasım ayları” olduğu gözetilmeksizin, gerekçeli karar başlığında “16/09/2008” olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir eksiklik ve yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
Müze görevlisi tarafından düzenlenen 09/09/2008 tarihli raporda, Antalya Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulunun 14/12/2007 tarih ve 2071 sayılı kararı ile belirlenen 1. derece arkeolojik sit alanı sınırları içerisinde bulunan ve üzerinde 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamına giren pek çok antik yapı kompleksi barındıran Demre İlçesi, Belören Köyü, Karabel Mahallesi, Asarcık Tepesi mevkiinde yer alan 284 ada, 1 parsel sayılı taşınmazda, 5 metre genişliğinde ve yaklaşık 350 metre uzunluğunda yol yapıldığının, yol açma çalışmaları esnasında antik teraslamaların ve antik yolunda yer yer tahrip edildiğinin belirlendiği, dava konusu yerin sit alanı olarak tespit ve tesciline ilişkin sözü edilen Kurul kararının Belören Köyünde 04/01/2008-08/01/2008 tarihleri arasında ilan edilerek halka duyurulduğu, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmasında, babasından intikal eden tarlaya ulaşımı sağlamak için 2007 yılının Ekim ve Kasım aylarında, suça konu yolu açtığını, belirtilen tarihte dava konusu yerin henüz sit alanı olarak tespit ve tescil edilmediğini beyan ettiği, keşif sırasında yeminli beyanları alınan tanıkların da yolun açıldığı tarihe ilişkin olarak sanık ile aynı doğrultuda anlatımda bulundukları, mahkemece icra edilen keşfe katılan ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile dava konusu yerde tespit edilen bitki popülasyonlarının mevcut büyüklüğünü kazanabilmeleri için yaklaşık olarak 2 yıllık bir süreye ihtiyaç olduğunun, jeoloji mühendisi bilirkişi raporu ile de, söz konusu yolda bulunan ve çalışmalar sırasında kırılan kayaçların ayrışmaya başladığının, taze renklerinin beyaz olduğunun, kırılan bu yüzeylerin yağmur ve sıcak mevsimler geçirmesi nedeniyle renk değişimine uğradığının, dava konusu yerde yağmur sularının çökelttiği bazı bitkisel malzemelerin mevsimsel olarak ikinci defa tekrarlandığının ve tahminen iki defa yaz ve kış mevsimi geçirildiğinin belirlendiği, tüm dosya kapsamı itibarıyla, bahse konu yolun, dava konusu yerin sit alanı olarak tespit ve tesciline ilişkin 14/12/2007 tarihli Kurul kararından evvel açıldığının sabit olduğu, bu itibarla, 2863 sayılı Kanunun 65/b maddesine temas eden izinsiz olarak fiziki ve
inşai müdahale suçunun unsurlarının oluşmadığı, her ne kadar müze görevlisi tarafından düzenlenen 09/09/2008 tarihli rapor ile yol açma çalışmaları esnasında antik teraslamaların ve antik yolunda yer yer tahrip edildiği belirlenmiş ise de, emekli arkeolog bilirkişi… tarafından düzenlenen raporlar ile sanat tarihi bilirkişisi Bülent İşler’in yargılama sırasında alınan sözlü mütalaası dikkate alındığında; suça konu yerde bulunan ve 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğini haiz olup, yol çalışması sırasında tahrip edilen, antik teraslamaların ve antik yolun, dışa yansıyan özellikleri itibarıyla, kültür varlığı niteliğini haiz bulunduklarının bu işlerle ilgili olmayan kişiler tarafından bilinemeyeceğinin belirtilmesi karşısında, sanığın söz konusu antik yolun ve teraslamaların korunması gerekli kültür varlığı niteliğini haiz bulunduğunu bildiğine ve kasten bu yapılara zarar verdiğine dair cezalandırılmasına yeterli kesin ve inandırıcı delil mevcut olmadığı, bu itibarla 2863 sayılı Kanunun 65/a maddesine temas eden suçun unsurlarının da oluşmadığı, tüm bu nedenlerle mahkemece sanığın beraatine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla,
Yapılan yargılama sonunda sanığın yüklenen suçu işlediğinin sabit olmadığı, mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, beraat kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 16/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.