Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/28944 E. 2013/2017 K. 23.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/28944
KARAR NO : 2013/2017
KARAR TARİHİ : 23.01.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, İmar Kirliliğine Neden Olmak
Hüküm : 1) 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan davanın reddi
2) İmar kirliliğine neden olmak suçundan beraat

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıklar hakkında açılan kamu davasının reddine, imar kirliliğine neden olmak suçundan beraatlerine ilişkin hükümler katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya kapsamı itibarıyla suç tarihinin 21/04/2005 tarihi ve öncesi olduğu nazara alınmaksızın gerekçeli karar başlığında 14/09/2005 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
1-Katılan vekilinin imar kirliliğine neden olmak suçundan sanığın beraatine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin değerlendirilmesinde;
Mahkemece hakkında katılma kararı verilen Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın imar kirliliğine neden olmak suçundan açılan davaya katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, katılan Kültür ve Turizm Bakanlığı vekilinin anılan suç yönünden temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Katılan vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan kamu davasının reddine ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Sanıklar hakkında izinsiz bahçe duvarı inşa etmekten ibaret eylemleri nedeniyle tek bir dava açılıp sevk maddelerinin bir kez uygulanmasının talep edildiği, yargılama safhasında da sanıklara ek savunma verilmediği dikkate alındığında, eylemin bölünüp iki ayrı karar verilmesi suretiyle kanuna aykırı davranılması, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamış olup;
14/09/2005 tarihli yapı tatil tutanağı ile sanıklar tarafından Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 29/09/1989 tarih ve 734 sayılı kararı ile belirlenen Kyzikos Antik Kenti 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde bulunan dava konusu taşınmazda temel kazmak suretiyle dekoratif bahçe duvarı yapıldığının tespit edildiği, sanıkların savunmalarında aynı yer ile ilgili olarak daha önce Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandıklarını beyan etmeleri üzerine adı geçen Mahkemenin 2004/193 ve 2004/161 esas sayılı dosyaları incelendiğinde, sanıklar hakkında ortak olarak düzenlenen 24.02.2004 tarihli yapı tatil zaptı ile dava konusu taşınmazda iki adet kaçak prefabrike yapı yapıldığı, yapılardan birinin 2 katlı ve bitirilmiş, diğerinin iki katlı ve fakat ikinci katının inşaatının devam etmekte olduğu hususlarının belirtildiği, sanık … hakkında 04/08/2004 tarihli iddianame ile açılan dava sonucunda mahkumiyetine, sanık … hakkında ise 21/06/2004 tarihli iddianameyle açılan kamu davasında, 5271 sayılı CMK’un 231 maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sonuç olarak 24.02.2004 tarihli yapı tatil zaptında, suça konu duvarlar ile ilgili herhangi bir bilgi ve beyanın bulunmadığı, tutanak mümzileri ile incelemeye konu dosyaların bilirkişilerinin tanık sıfatı ile verdikleri beyanlarında da duvarların mevcudiyetine dair net bir anlatımda bulunamadıkları anlaşılmış olup, mahkemece dava konusu yerde keşif icrası ile konusunda uzman bilirkişi vasıtasıyla söz konusu bahçe duvarının yapılış tarihi tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilerek, sanıkların dava konusu bahçe duvarının 24/02/2004 tarihinde düzenlenen tutanaktan önce mevcut olduğuna ve daha önce yargılamaya konu edildiğine dair savunmalarının doğruluğu araştırılarak sonucuna göre hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekmekte ise de;
21/04/2005 tarihli müze görevlileri tarafından düzenlenen raporda, suça konu parselin bir kısmının beton, bir kısmının ise tel çitle çevrili bulunduğunun belirtildiği, rapor ekinde yer alan fotoğraflarda bahçe duvarının yer aldığının anlaşıldığı, bu itibarla suç tarihinin 21/04/2005 tarihi ve öncesi olarak kabul edilmesi gerektiği, bu tarih ile inceleme tarihi arasında lehe olan 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 maddelerinde ön görülen olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmakla,
Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 2863 sayılı Kanunun 65/b maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 7/2 maddesi yollamasıyla lehe neticeler doğuran (mülga) 765 sayılı TCK’nın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 104/2 maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 21/04/2005 tarihinden itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK’nın 223/9 maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞMESİNE, 23/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.