Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/30596 E. 2013/11547 K. 29.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/30596
KARAR NO : 2013/11547
KARAR TARİHİ : 29.04.2013

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç :Taksirle yaralama
Hüküm :Beraat.

Taksirle yaralama suçundan sanıkların beraatına ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … hakkındaki hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suç açısından failin taksirinin bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin, sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle beraata ilişkin hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
Sanık … hakkındaki hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair itirazlarının reddine, ancak;
Katılan …’ın yanında arkadaşı tanık… olduğu halde okula gitmek üzere sokakta yürürken sanık …’in çalıştığı fabrika bahçesinde bulunan köpeğin havlayarak katılan ve arkadaşı…’un üzerine doğru koşması sonucu katılan ile arkadaşı tanık…’un panikleyip korkudan etrafı kontrol etmeden yolun karşı tarafına geçmek için hamle yaptıkları esnada sanık …’nin kullandığı çöp kamyonunun sağ arka tekerleğine çarpıp, kamyonun altına düşen katılan …’ün yaşamsal tehlike geçirip vücudunda hayat fonksiyonlarını 5. derecede etkileyen kemik kırıkları oluşacak şekilde yaralandığı olayda;
Fabrikanın arka tarafında bulunan kangal cinsi köpeği, muhtemel hırsızlık olayına önlem olmak üzere, fabrikanın yola bitişik kapısı yakınına getirerek, uzun bir zincirle bağlayan sanığın, … trafiği nedeniyle yola bitişik ve açık olan fabrika kapısı önünden geçmek zorunda olan, 1998 doğumlu çocukların kendilerini güvende hissedemeyecekleri ortamı yaratmakla kusurlu olduğu gözetilmeyerek, mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme uygun olarak BOZULMASINA, 29/04/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(M)
MUHALEFET ŞERHİ:
Sanık … hakkında taksirle yaralama suçunun usurları oluşmadığından, sayın çoğunluğun hükmün bozulması yönündeki görüşüne iştirak etmiyoruz
Şöyleki;
Fabrika bahçesi içerisinde dışarıya çıkmayacak şekilde uzunluktaki zincirle bağlı olan köpeğin havlamasından kaçan katılanın, köpeğin bu havlamasından korkarak araca çarpması şeklinde gelişen olayda taksirin unsurlarında olan öngörme unsuru gerçekleşmemiş olduğundan, hukuki anlamda oluşan neticeten sorumlu olan sanığın cezai anlamda kusuru bulunmamaktadır.
Bu olyada netice öngörülebilir olmadığından sanığın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği değerlendirilemez.
Eğer taksirli suçlarda, sonucun öngörülebilir olup olmadığı araştırılmazsa, taksir ile kaza tesadüf arasındaki sınır çizilemeyecek ve kaza tesadüf teşkil eden bir sonuçtan fail sorumlu tutulacaktır. öngörülmesi mümkün olmayan bir sonuç için failin önlem alması düşünülemez.
Öngörme, yapılan hareketin sonucu olarak bir olayın gerçekleşebileceğini tahmin etmek, akla getirmek, dikkate almak, göz önünde tutmak anlamlarına gelir.
Öngörme konusunda, uygulama ve doktrin somut ölçütün tercih edilmesini kabul etmiştir. Buna göre, failin eğitim, yaş, bilgi, tecrübe ve kültür düzeyi, bulunduğu sosyal konum itibariyle, bu sonucu öngörebilir olup olmadığı araştırılacak ve böylece failin taksirli eylemden sorumlu olup olmadığı anlaşılacaktır. Eğer fail neticeyi öngörme imkânına sahip olduğu halde, sonuç öngörülmemişse, taksirli sorumluluk kabul edilecektir. Fakat failin içinde bulunduğu durum itibariyle, sonucun kendisi tarafından öngörülmesi mümkün değilse, taksirli kusurluluk kabul edilmeyecektir.
Yargıtay’da neticenin öngörülmesi açısından sübjektif ölçütte esas aldığı kriterleri şunlardır:
– Failin yaşı,
– Eğitim ve Öğretim durumu,
– Kültür düzeyi,
– Mesleği, ekonomik ve sosyal durumu, kişisel gelişim düzeyi,
– Sosyo ekonomik durumu. (CGK, 11.05.2004/97-115;
13.12.1993/221-317 sayılı kararları)
İşte, taksirli suçlarda, failin iradi olarak yaptığı fiil sonrası, sonucun gerçekleşme olasılığını kendi içinde bulunduğu somut durum itibariyle öngörebilir olduğu halde, öngörmemesi veya öngörmesine karşın hareketine devam etmesiyle sorumluluk doğar. İlkokul mezunu olup, işyerinde kaynakçı olarak çalışan sanığın, taksirin unsurlarından biri olan öngörebilme unusrunun bu olayda sanık bakamında gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Nitekim Adli Tıp Kurumu, hukuksal bir konu olmasına rağmen bu olay nedeniyle verdiği raporunda “Fabrika sahası içerisinde bulunan köpeğin bahçe sınırını aşmayacak şekilde zincirle bağlı olduğu, dolayısıyla yoldan geçen kişiler açısından köpek ile direkt bir karşılaşmanın olamayacağı durumda sanığın kusurunun olmadığı”nı belirtilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında hukuki anlamada oluşan zarardan sorumlu olan …’in ceza hukuku anlamında taksirinin bulunmadığını düşündüğümüzden sayın çoğunluğun sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerekitğine dair görüşüne katılmıyoruz.