YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/32760
KARAR NO : 2013/1839
KARAR TARİHİ : 22.01.2013
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Hüküm : 37,50 TL maddi, 12.000 TL manevi tazminatındavalıdan alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yerel mahkeme tarafından Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 15.02.2010 gün ve 2008/17861 esas, 2009/1914 karar sayılı bozma ilamına 24.05.2010 tarihli oturumda 1412 sayılı CMUK’un 326/2. maddesi uyarınca direnilmesi üzerine dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/12/2011 tarih ve 2010/252215 sayılı bozma istemli tebliğnamesi ile Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiş olup; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2012 gün ve 2012/9-1248 esas ve 2012/1793 sayılı kararı ile tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak, Hakkari Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2010 gün ve 149-169 sayılı direnme kararının isabetli olduğuna karar verilip, dosya hükmün esasının incelenmesi için dairemize gönderilmiş olmakla;
Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiğinden ve 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı CMK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa’nın, 18. maddesi ile 07.05.1964 gün ve 466 sayılı Kan Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Yasa yürürlükten kaldırılmış ve 5271 sayılı CMK’nın Yedinci Bölümünde, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ana başlığı altında, 141 ilâ 144. maddelerinde, tazminat isteme koşulları ve sonuçları yeniden kapsamlı bir şekilde düzenlenmiş ise de, 5320 sayılı Yasanın 6. maddesindeki Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ilâ 144. madde hükümlerinin 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanacağı bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 7.5.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağının belirtilmiş olması, davacının tazminat talebinin 466 sayılı Kanuna göre yapılması, bu kanuna göre dosya üzerinden inceleme yapılabileceğinin belirlenmesi ve bu suretle Cumhuriyet savcısının yazılı görüşü alındığı ayrıca kararda görüldü işlemi de yapıldığının anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2012 gün ve 2012/9-1248 esas ve 2012/1793 karar sayılı kararında açıklanan gerekçelerle, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Davacının, vasıfsız bir işçi gibi değerlendirilerek tutuklulukta ve gözaltında kaldığı dönemde geçerli olan net asgari ücret üzerinden kesinti yapmadan hesaplanacak bir miktarın da ayrıca maddi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yalnızca beraat ettiği tarihteki geçerli vekalet ücretinin maddi zarar kapsamında ödenmesine karar verilmesi temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, yerel mahkeme direnme hükmünün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 22.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.