YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/33745
KARAR NO : 2013/5588
KARAR TARİHİ : 07.03.2013
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/1-b, 5237 sayılı TCK’nın 51/1-3, 53/1 maddeleri uyarınca mahkumiyet, erteleme
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii, katılan vekili ve üst Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.11.2007 gün ve 167/222 sayılı kararında belirtildiği üzere Ağır Ceza Mahkemesi nezdindeki C. Savcılarının yargı çevresindeki Asliye ve Sulh Ceza Mahkemelerinin hükümlerine karşı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesi gereğince tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz kanun yoluna başvurabilecekleri, temyiz süresinin görüldü ile değil tefhimle başlayacağı, 26/04/2011 tarihinde verilen hükme karşı 07/06/2011 tarihinde yapılan temyiz isteminin süresinde olmadığı anlaşılmakla, üst C. Savcısının temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 310 ve 317. maddeleri uyarınca REDDİNE,
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, sanık hakkında tayin edilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebileceği halde erteleme kararı verildiğine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin kanuna aykırı olduğuna ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 04/12/1998 tarih ve 3332 sayılı kararı ile tescilli 3. derece doğal sit alanı içerisinde yer alan kendisine ait taşınmaz üzerine izin almaksızın beş katlı otel inşa eden sanığın, sözü edilen inşaata başlamadan önce Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu ile Özel Çevre Koruma Müdürlüğü’nden izin almadığını, inşa edilen binayı yıkmayacağını beyan ettiği, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesinde düzenlenen erteleme müessesesinin uygulanabilmesi için, sanığın, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceğine dair mahkemede kanaat oluşması gerektiği, halbuki suça konu bina inşaatının tespit edildiği tarihten sonra inşaat çalışmalarına devam eden ve izin almadan yaptığı binayı yıkmayacağını ifade ederek pişmanlık göstermediğini ortaya koyan sanık hakkında erteleme koşullarının oluşmadığı gözetilmeksizin, “sanığın sosyal ve kişisel durumu, sabıkasız oluşu” şeklindeki yetersiz gerekçeye dayanılarak, sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi,
Kabule göre de;
1- Suç tarihi itibariyle yürürlükte olan 2863 sayılı Kanunun 5728 sayılı Kanun ile değişmeden önceki 65/b maddesinde, “iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş milyar liradan on milyar liraya kadar adli para cezası” yaptırımı öngörüldüğü halde, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 2863 sayılı Kanunun 5728 sayılı Kanun ile değişik 65/b maddesinde, “iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası” hükmünün yer aldığı, her iki kanun maddesinde hapis cezası miktarı aynı olmakla birlikte, adli para cezasının asgari haddi yönünden 5728 sayılı Kanun değişikliği ile getirilen düzenlemenin sanığın daha lehine olduğu gözetilmeksizin, lehe kanun karşılaştırması yapılmayarak sanık hakkında fazla adli para cezası tayini,
2- 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca cezası ertelenen hükümlü hakkında sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanamayacağı gözetilmeksizin, sanığın, bu haklardan koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
3- Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 07/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.