YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5568
KARAR NO : 2012/27725
KARAR TARİHİ : 19.12.2012
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme, mala zarar vermek ve kasten yaralama
Hüküm : Sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 22/3, 53/1, 63 maddeleri gereğince mahkumiyet
Sanık … ve katılan sanık … hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 86/2, 29, 62, 52/2-4 maddeleri gereğince mahkumiyet
Sanık … ve katılan sanık … Pazarcı hakkında mala zarar vermek suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 151/1, 29, 62, 52/2-4 maddeleri gereğince mahkumiyet
Sanık …’nün taksirle öldürme, sanık … ve katılan sanık …’ın mala zarar vermek ve kasten yaralama suçlarından mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanık … müdafii ile sanık … ve katılan sanık … müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanık … ve katılan sanık …’ın mahkumiyetlerine ilişkin hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL’ye kadar (2000 TL. Dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL. Dahil) para cezalarının 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu, 27/03/2009 tarihinden verilen 1000 TL.’den ibaret mahkumiyet hükümlerine karşı suç niteliğine ilişkin de herhangi bir temyiz istemi bulunmadığından sanık … ve katılan sanık … müdafinin temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
2- Sanık …’nün taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde, kastı aşan suçlarda veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda cezalandırılabilmek için failin meydana gelen sonuç açısından en azından taksirle hareket etmesi gerektiği belirtilmiş, madde gerekçesinde de, hükmün konuluş amacının, objektif sorumluluk anlayışını terk etmek olduğu, bu tür sorumluluğun, ortaçağ kanonik hukukunun kalıntısı olan “versari in re ilicita” yani hukuka aykırı bir durumda olan bunun bütün neticelerine katlanır anlayışının ürünü olduğu, çağdaş ceza hukukunun bu anlayışı çoktan terk ettiği, düzenlemeyle meydana gelen ağır netice açısından sorumluluk için neticeye ilişkin olarak en azından taksir dolayısıyla kusurlu olunması gerektiği belirtilmiştir.
5237 sayılı TCK’nın 87/4. maddesinde ise, kasten yaralama sonucunda ölümün meydana gelmesi halinde failin nasıl cezalandırılacağı hüküm altına alınmış ve TCK’nın 86. maddenin 1. ve 3. fıkralarına atıf yapılmıştır.
Somut olayda;
Olay günü komşu olan ölen ve sanığın ikamet ettikleri kendi evlerinin bahçelerinde aileleri ayrı ayrı içki aldıkları sırada çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü ve sanığın eline aldığı bir çay tabağı büyüklüğündeki taş parçasını ölene vurması üzerine, kalp hastası olan ölenin kısa süre sonra fenalaşıp, yaşadığı üzüntü nedeniyle geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybettiği olayda, Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu tarafından 11/01/2008 tarihinde düzenlenen raporda, kişinin ölümünün kendisinde mevcut kronik kalp damar hastalığının, karıştığı olayın efor ve stresi ile aktif hale geçmesine bağlı dolaşım, solunum durmasından ileri geldiğinin belirtildiği, her ne kadar ölenin vücudunda otopsi sırasında tespit edilen lezyonların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede olduğu belirtilmiş ise de, sanığın eylemi ile birlikte ölüm sonucunun gerçekleşmiş olması ve sanığın eylemini 5237 sayılı TCK’nın 86/3-e maddesinde belirtilen, fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli silah niteliğindeki taş parçası ile gerçekleştirmiş olması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 87/1-4 maddesindeki suçu oluşturacağı ve hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerekirken, suçun vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde hüküm kurulması.
Kanuna aykırı olup, sanık … müdafii ile katılan sanık … müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, BOZULMASINA, 19/12/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.