YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7298
KARAR NO : 2012/28836
KARAR TARİHİ : 28.12.2012
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama, trafik güvenliğini kasten tehlikeye
sokma
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 89/1, 89/2-b-e, 62, 52/1-2, 52/4, 53/6.
maddeleri gereğince mahkumiyet, trafik güvenliğini
kasten tehlikeye sokma suçundan davanın reddi.
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine, trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçundan davanın reddine ilişkin hüküm, sanık müdafii, Üst Cumhuriyet savcısı ve Mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Mahalli Cumhuriyet savcısının taksirle yaralama suçu yerine trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulması gerektiğine, üst Cumhuriyet savcısının ceza miktarına, sanık müdafinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın alkollü olarak kullandığı aracıyla meydana gelen kaza sonucu katılanın yaralanmasına neden olduğu, 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesindeki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun tehlike suçu, TCK’nın 89. maddedeki suçun zarar suçu olduğu, zarar suçunun oluştuğu ahvalde sanığın yalnızca bu suçtan cezalandırılmasında bir isabetsizlik bulunmamakta ise de trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan açılan davanın TCK’nın 44. madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden davanın reddine karar verilmesi,
2- Sanığın bilinçli taksirle asli ve tam kusurlu şekilde katılanın yaşamını tehlikeye sokacak ve vücudunda hayat fonksiyonlarını 4. derecede etkileyecek kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olduğu olay nedeniyle temel ceza belirlenirken suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu da nazara alınmak suretiyle, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca alt sınırdan daha fazla uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini gerektiğinin, gözetilmemesi,
3- 5237 sayılı TCK’nın 61/2. maddesine aykırı olarak TCK’nın 22/3. maddesinin aynı Kanunun 89/1. maddesi gereğince temel ceza belirlendikten sonra uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Sanık hakkında belirlenen cezada, eylemin bilinçli taksirle işlendiği kabul edilerek 1/3 oranında arttırım yapılması sırasında yasal dayanak olan 5237 sayılı TCK’nın 22/3.maddesinin gösterilmemesi,
5- Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 89/1. maddesi gereğince 30 gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenen temel cezanın 89/2-b-e maddesi gereğince yarı oranında artırılması sırasında 45 gün yerine hesap hatası sonucu 60 gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin ve Üst Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.