Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/10998 E. 2013/10788 K. 22.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10998
KARAR NO : 2013/10788
KARAR TARİHİ : 22.04.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 1) Sanık … hakkında; 2863 sayılı Kanunun 67, 5327 sayılı TCK’nın 53 maddeleri uyarınca mahkumiyet
2) Sanık … hakkında; 2863 sayılı Kanunun 67, 5327 sayılı TCK’nın 62, 53 maddeleri uyarınca mahkumiyet
3) Sanık … hakkında 2863 sayılı Kanunun 67, 5327sayılı TCK’nın 62, 53, 51 maddeleri uyarınca mahkumiyet vehapiscezasının ertelenmesi

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar müdafileri ile müşteki vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Kültür ve Turizm Bakanlığına duruşma günü bildirilmediğinden, 5271 sayılı CMK’nın 260. maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören sıfatıyla temyiz hakkının bulunduğu kabul edilmiş olup, hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan müşteki Kültür ve Turizm Bakanlığının 5271 sayılı CMK’nın 237/2 maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
2863 sayılı Kanunun 25/son maddesinde, tasnif ve tescil dışı bırakılan ve müzelere alınması gerekli görülmeyen varlıkların sahiplerine bir belge ile iade olunacağının, belirtilen yöntem ile iade olunan kültür varlıkları üzerinde sahiplerinin her türlü tasarrufta bulunabileceğinin hükme bağlandığı, anılan madde uyarınca tasnif ve tescil dışı bırakılan varlıklar üzerinde tasarrufta bulunulmasının söz konusu varlıkların müze denetiminden geçerek bir belge ile iade olunması halinde mümkün olduğu, somut durumda, tarafsız bilirkişi kurulu raporu ile 2863 sayılı Kanunun 23. maddesi kapsamında taşınır kültür varlığı niteliğini haiz olduğu tespit edilen suça konu eserlerin tasnif ve tescil dışı olduklarına dair bir belirlemenin bulunmadığı, kaldı ki bir eserin hem taşınır kültür varlığı niteliğinde olup, hem de tasnif ve tescil dışı olmasının mümkün olmadığı, zira “tasnif ve tescil dışı olma” ifadesinin korunması gerekli görülmeyen varlıklar için kullanılabileceği, ayrıca temyiz dilekçesi ile katılma isteminde bulunan Kültür ve Turizm Bakanlığı lehine yargılama aşamasında, vekilin sarf ettiği emek ve mesainin karşılığı olan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri çerçevesinde belirlenen vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmekle, tebliğnamede kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, yine dava konusu eserlerin tasnif ve tescile tabi bulunup bulunmadıkları, müzelerde muhafazalarının gerekip gerekmediği hususlarında bilirkişiden ek rapor alınmaması gerekçeleri ile bozma öneren görüşlere iştirak edilmemiştir.
Suça konu eserlerin ticareti amacıyla fikir ve eylem birliği içerisinde bir araya gelen sanıkların suç tarihinden bir gün önce alıcı kolluk görevlileri ile Lapseki İlçesinde buluştukları, tarafsız bilirkişi kurulu raporu ile 2863 sayılı Kanunun 23. maddesi kapsamında taşınır kültür varlığı niteliğini haiz bulunduğu belirlenen 2 adet heykelcik, 1 adet yüzük ile 1 çift küpenin alıcı görevlilere gösterildiği ve 8.500 dolar karşılığında satımı hususunda mutabakata varıldığı, ertesi gün aynı yerde buluşan sanıklar ile alıcı jandarma görevlilerinin Çanakkale’de bulunan bir bankaya giderek para transferi yapılması ve eşyaların teslimi hususunda anlaştıkları, bu esnada sanık …’ın daha sonra başka bir … ile bankaya gitmek üzere yanlarından ayrıldığı, sanıklar … ve …’in alıcı jandarma görevlileri ile birlikte Çanakkale’ye gittikleri, para havalesi için alıcı görevliler ile sanık …’in bankaya girdikleri, sanık …’in ise dışarıda beklediği, görevlilerin banka içerisinde iken sanık …’e kimliklerini beyan ederek adı geçen sanığı yakaladıkları, kendisini pencereden atmak isteyen sanık …’i gören sanık …’in ise olay yerinden kaçtığı, sanıkların aşamalarda alınan savunmalarında üzerlerine atılı suçu işlediklerini tevil yollu ikrar ettikleri anlaşılmakla,
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar … ve … müdafilerinin bir nedene dayanmayan sanık … müdafinin sanık hakkında lehe yasa hükümlerinin tatbik edilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna, katılan vekilinin ise haklarında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen güvenlik tedbirinin, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca cezası ertelenen sanık … hakkında sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanamayacağı gözetilmeksizin, belirtilen hak yoksunluğunun tamamen uygulama dışı bırakılması, yine 5237 sayılı TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca sanıklar … ve … haklarında, sadece kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmasına karar verilirken, hak yoksunluğu süresinin koşullu salıverilme tarihine kadar olması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafiilerinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık … hakkında tesis edilen (1) numaralı hüküm fıkrasının altıncı paragrafı ile sanık … hakkında tesis edilen (2) numaralı hüküm fıkrasının dördüncü paragrafı hükümden çıkarılarak yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca, aynı Kanunun 53/1-c maddesinde belirtilen kişisel hak yoksunluğunun, sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanmasına” cümlesinin, sanık … hakkında ise (3) numaralı hüküm fıkrasının on üçüncü paragrafından sonra gelmek üzere “Sanığın cezası ertelendiğinden, 5237 sayılı TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca, aynı Kanunun 53/1-c maddesinde belirtilen kişisel hak yoksunluğunun, sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanmasına yer olmadığına diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi ile hükümdeki usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.