Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/16493 E. 2014/9247 K. 15.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16493
KARAR NO : 2014/9247
KARAR TARİHİ : 15.04.2014

Tebliğname no : 12 – 2012/182293
Mahkemesi : Meriç Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 29.03.2012
Numarası : 2011/84-2012/28
Suç : Taksirle öldürme

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Cumhuriyet savcılarının nezdinde görev yaptıkları Asliye Ceza Mahkemesi kararlarına karşı, 5271 sayılı CMK’nın 260/2 ve 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesi uyarınca tefhimden itibaren bir hafta içinde kanun yollarına başvuru hakkı mevcut iken, 14.04.2011 tarihinde yürülüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 3. maddesi ile 01.01.2014 tarihine kadar Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan duruşmalara Cumhuriyet savcısının bulunmayacağı, ancak verilen hükümlere karşı kanun yollarına başvurabilmesi amacıyla dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceği hüküm altına alınmıştır. Bu açık yasal düzenlemeler uyarınca, Cumhuriyet savcılarının nezdinde görev yaptıkları Asliye Ceza Mahkemesi kararlarına karşı hükümlerin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği tarihten itibaren bir hafta içinde kanun yollarına başvuru haklarının bulunduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla, Meriç Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.03.2012 tarihli hükmün uyap sistemi üzerinden yapılan kontrolünde 23.05.2012 tarihinde onaylandığı ve Cumhuriyet savcısının da temyiz dilekçesinin 24.05.2012 tarihinde onaylandığı, böylece temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek ve tebliğnamede mahalli Cumhuriyet Savcısının temyizinin süreaşımından reddi yönündeki görüşe iştirak edilmeyerek; ayrıca sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen cezanın miktarı nedeniyle, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 318 ve 5271 sayılı CMK’nın 299. maddeleri gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık müdafinin son celse keşif ve bilirkişi incelemesi talebi karşısında mahkeme tarafından olumu ya da olumsuz bir karar verilmemiş ise de bu talebinin ardından sanığın mahkumiyetine dair hüküm kurularak talebin zımnen reddedildiği anlaşıldığından; ayrıca 5271 sayılı CMK’nın 216/3. maddesinde, son sözün hükümden önce hazır bulunan sanığa verilmesi gerektiğinin düzenlenmiş bulunması ve sanık müdafine son sözün verileceğine ilişkin bir hüküm bulunmaması karşısında, tebliğnamedeki bozma öneren (a) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Adli sicil kaydı bulunmayan ve katılanın zararını gideren sanığın üzerine atılı suçu taksirle işlediği, TCK’nın 50/4 maddesi gereğince sanık hakkında verilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilme imkanının olduğu, sanık müdafiinin 29.03.2012 havale tarihli savunma dilekçesinde, lehe hükümlerin uygulanmasını ve sanığa hapis cezası verilmesi halinde adli para cezasına çevrilmesini talep etmesine rağmen, hükümde bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
2-Taksirle işlenen suçlarda TCK’nın 53/1. maddesinde öngörülen hak yoksunluklarına hükmedilmeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin ve mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 15.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.