YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21006
KARAR NO : 2013/29304
KARAR TARİHİ : 16.12.2013
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Karar : 765 sayılı TCK’nın 455/1, 59/2, 40; 2918 sayılı Kanunun 118/5. maddeleri gereğince kurulan mahkumiyet hükmü ve anılan hükme yönelik eski halegetirme talebiyle birlikte başvurulan temyiz isteminin reddine dair ek karar
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm ve anılan hükme yönelik eski hale getirme talebiyle birlikte başvurulan temyiz isteminin reddine dair ek karar, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme mercii Yargıtayın ilgili dairesi olduğundan mahkemenin hukuki değerden yoksun olan sanık müdafiinin eski hale getirme ve temyiz talebinin reddine ilişkin 31.05.2012 tarihli ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede:
Dosya kapsamına göre; sanığın, 23.03.2005 tarihli vekaletname ile Avukat …’yı vekil olarak tayin ettiği, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11.10.2011 tarihli bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonunda, sanık ve müdafiinin yokluğunda 23.02.2012 tarihinde verilen hükmün, sanık müdafiinin bizzat kendisine 13.04.2012 tarihinde tebliğ edildiği, 1412 sayılı CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra, 03.05.2012 hakim havale tarihli dilekçeyle temyiz isteminde bulunan sanık müdafiinin, aynı dilekçede, Nazilli Belediye Başkanlığında çalışmakta iken, yıllardır kendisinde mevcut “Labil hipertansiyon ve buna bağlı ritm bozukluğu” rahatsızlığının, 20.04.2012 tarihinde, aniden nüks ettiğini ve acilen yapılan müdahale nedeniyle yatak istirahati önerildiğini belirterek, eski hale getirme talebinde bulunduğu, sağlık mazeretine dayanak olarak, Nazilli Belediye Tabipliğince verilen, “Birinci On Güne Kadar Ayaktan İstirahatler İçin Doldurulacak Bölüm” kısmında, “Teşhis: hipertansiyon+ritm bozukluğu; 20.04.2012-26.04.2012 tarihine kadar istirahatlıdır. 27.04.2012 tarihinde çalışır” ibarelerini içeren, raporu düzenleyen doktorun imzasının bulunduğu, mühürlü, “İş Göremezlik Belgesi”ni; Nazilli Devlet Hastanesi Dahiliye Polikliniğince verilen, “İkinci On Güne Kadar
-2-
Ayaktan İstirahatler İçin Doldurulacak Bölüm” kısmında, “Teşhis: Paroxysmal atrial taşikardi+Labil hipertansiyon+Panik atak” ibarelerini içeren, 30.04.2012-02.05.2012 (02.05.2012 dahil) tarihine kadar istirahatlı olduğunu gösterir, raporu düzenleyen iç hastalıkları uzmanı olan doktorun imzasının bulunduğu, mühürlü, “İş Göremezlik Belgesi” ile aynı hastane tarafından düzenlenen 03.05.2012 tarihinden itibaren çalışabileceğine ilişkin “Çalışabilir Kağıdı”nı dilekçesinin ekinde ibraz ettiği anlaşılmaktadır.
5271 sayılı CMK’nın “Eski Hâle Getirme” başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrasında; kusuru bulunmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin eski hale getirme isteminde bulunabileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında; kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişinin kusursuz sayılacağı belirtilmiştir.
Temyiz istemine konu kararda, “Sanık ile vekilinin yokluğunda CMK.nun 291/1 madde uyarınca temyiz istemi sanık yönünden hükmün tebliğ tarihinden itibaren, C.Başsavcılığı yönünden kararın görüldüsünün yapıldığı tarihten itibaren bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye veya bulunulan yer mahkemesine bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması, bu beyanın tutanağa geçirilmesi ve tutanağın hakime onaylattırılması suretiyle , yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere…” şeklinde, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şekli anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterildiğinden ve sanık müdafii tarafından bu konuda bir itiraz da ileri sürülmediğinden, eski hale getirme talebi, 5271 sayılı CMK’nın 40. maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmelidir.
Sanık müdafinin eski hale getirme talebi anılan madde ve fıkra kapsamında değerlendirildiğinde; ibraz edilen raporlar ve içeriğine göre, rahatsızlığından dolayı süresinde temyiz isteminde bulunamadığı anlaşıldığından, engelin kalkmasından itibaren CMK’nın 41/1. maddesinde öngörülen 7 günlük süre içerisinde yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 765 sayılı TCK’nın 455/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç aynı Kanunun 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de bu süre 104/2. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 22.03.2005 tarihinden itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının isteme aykırı olarak DÜŞMESİNE, 16.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.